Çocuklarda dayanıklılığın geliştirilmesi – Zorbalıkla mücadele

Akran zorbalığını bugünün ve önlem alınmazsa geleceğimizin en önemli sorunlarından biri olarak gördüğüm için, duyarlılığın kısa vadeli, birkaç yazı ya da birkaç programla kalmayacak.
Konudan öte sorunla ilgili Türkiye’den görüş paylaşan okurlar var.
Prof. Dr. Nilgün Sarp, ülkemizin değerli akademisyenlerinden. Birkaç kez telefonda konuyu konuştuk. Bilimsel yaklaşımla ilettiği, “Çocuklarda dayanıklılığın geliştirilmesi- Zorbalıkla mücadele” başlıklı makalesini duyarlılık göstermesi gerekenlerin de dikkatine getirmek için sizlerle buluşturuyorum.

***
Her geçen gün karşılaştığımız okullardaki zorbalık olayları neredeyse kanıksanmaya başladı.
Basından birkaç habere göz atalım;
ABD’nin Indiana eyaletindeki Greenfield kasabasında, görünüşü nedeniyle sınıf arkadaşları tarafından yıllarca alay edilen on yaşındaki bir çocuk canına kıydı. Öldüğü güne kadar her gün fiziksel ve duygusal şiddete maruz kalan çocuğun ailesi, zorbalıkla ilgili olarak okulla defalarca iletişime geçtiklerini ancak okulun hiçbir şey yapmadığını açıklamasına rağmen okul müdürü bunu reddediyor.
Türkiye’nin köklü liselerinden İstanbul Erkek Lisesi’nde iddiaya göre 9. sınıf bir grup erkek öğrenci, kız öğrenciler hakkında cinsel saldırı ve taciz ifadeleri içeren 507 maddelik bir liste hazırladı. Listenin açığa çıkmasının ardından 11. sınıf öğrencileri, 9. sınıfa giden yedi erkek öğrenciyi 24 Kasım günü darp etti.
Antalya’da bir ilkokul bahçesinde çekilen görüntülerde, 11 kişilik bir grubun bir kız öğrenciyi “Vurun, acımayın” sözleriyle dövdüğü görülüyordu.
Bayraktar Ortaokulu’nda öğrenciler arasındaki “zincir videosu” olayı sonrası Haydarpaşa Ticaret Lisesi (HTL) öğrencileri öğle saatlerinde dışardan yemek almaya çıktıkları sırada, tartışma yaşadı. Öğrenciler saç saça baş başa birbirine girdi.
Okullarda zorbalık konusunda Türkiye’de Aralık 2024-Ocak 2025 tarihleri arasında 12 ilde yürütülen bir çalışmaya göre; vakaların yüzde 95’i de okul ortamında gerçekleşiyor.
Çocukların,
Yüzde 23’ü doğrudan zorbalık mağduru.
Yüzde 50’si zorbalığa şahit oluyor.
Yüzde 1’i zorbalık uyguluyor.
Yüzde 2’si hem mağdur hem uygulayıcı.
Yüzde 24’ü zorbalıkla hiçbir şekilde karşılaşmamış.
Yüzde 13.8 ayda birkaç kez zorbalıkla karşılaşıyor
Akran zorbalığı, tek bir nedene bağlı olmayan; bireysel, ailesel, okul ve toplum kaynaklı birçok karmaşık faktörün birleşimiyle ortaya çıkar. Kısaca bakacak olursak;
- Bireysel ve Psikolojik Faktörler
Öz-Düzenleme Eksikliği: Duygularını ve dürtülerini kontrol etme becerisi gelişmemiş çocuklar, öfke veya hayal kırıklığını saldırganlıkla dışa vurabilirler.
Empati Yoksunluğu: Başkasının hissettiği acıyı anlayamama veya önemsememe durumu.
Güç ve Kontrol Arzusu: Kendi öz-saygısını başkaları üzerinde hakimiyet kurarak artırma çabası.
- Ailesel Dinamikler
Sert ve Cezalandırıcı Ebeveynlik: Evde fiziksel veya duygusal şiddete maruz kalan çocuklar, “güçlü olanın zayıfı ezdiği” modelini içselleştirirler.
İlgisizlik ve Denetim Eksikliği: Çocuğun davranışlarına sınır konulmaması, çocuğun saldırgan davranışlarının onaylandığını düşünmesine yol açar.
Güvensiz Bağlanma: Bakıcılarla kurulan bağın zayıf olması, çocuğun sosyal ilişkilerde güven yerine çatışmayı tercih etmesine neden olabilir.
- Okul ve Akran Kültürü
Denetim Yetersizliği: Okulun koridorlarında, bahçesinde veya sosyal alanlarında yetişkin gözetiminin az olması zorbalığa davetiye çıkarır.
Seyirci Etkisi: Diğer öğrencilerin zorbalığı “eğlenceli” bulması veya sessiz kalarak onaylaması, zorba çocuğun davranışını pekiştirir.
Okul İklimi: Akademik başarıya aşırı odaklanıp sosyal-duygusal gelişimi ve “nezaket kültürünü” ihmal eden ortamlar risk taşır.
- Toplumsal ve Medyatik Etkiler
Şiddetin Normalleşmesi: Medyada, oyunlarda veya toplumda şiddetin bir sorun çözme aracı olarak gösterilmesi.
Farklılıklara Tahammülsüzlük: Gözlük, diş yapısı, fiziksel özellikler veya farklı ilgi alanlarının “zayıflık” olarak yaftalanması.
Yani zorbalık bir “karakter özelliği” değil, çocuğun içinde bulunduğu aile, okul, toplum gibi koruyucu sistemlerin görevini tam yapamaması sonucu ortaya çıkan bir “imdat çağrısı” veya “sistem hatası” diyebiliriz.
Akran zorbalığına karşı öncelikle çocuğun güçlendirilmesi önemlidir yani psikolojik sağlamlık çocuğa kazandırılmalıdır.
Psikolojik sağlamlık
Psikolojik sağlamlık, sadece zor bir durumdan “kurtulmak” değil; yoksulluk, kayıp veya travma gibi ciddi riskler altındayken bile olumlu bir gelişim sergileyebilme becerisidir. Erken çocuklukta kazandırılmaya başlanması gereken bu beceri, çocuğun okullarda yaşanan zorbalıkla mücadelede gerekirse ailesinden yardım isteyebileceğini, öğretmenine şikayet edebileceğini hatta adli mercilere başvurabileceğini de kapsar.
Çocuğun gelişimini bir tahterevalli gibi hayal edin.
1-Olumsuzluklar: Terazinin bir kefesinde yoksulluk, şiddet veya ailevi sorunlar gibi ağır yükler bulunur.
2-Koruyucu Faktörler: Diğer kefede ise destekleyici ilişkiler ve beceriler yer alır.
Eğer koruyucu faktörler ağır basarsa, ağır yüklere rağmen çocuk pozitif yöne doğru ilerler işte buna “psikolojik sağlamlık” diyoruz.
Örneğin ailesinde fiziksel şiddet olan bir çocuğun, ona inanan ve sorumluluk veren bir öğretmeni sayesinde okuluna tutunması, sınavda başarısız olan bir çocuğun pes etmek yerine, “nerede hata yaptım?” diye düşünerek plan yapabilmesi yani duyguları ve davranışları kontrol edebilme yetisi ve bir işi başarmaktan aldığı haz gibi.
Neler Yapalım
1-Çocukların sadece fiziksel ihtiyaçlarının karşılanması yetmez; bilişsel ve nörobiyolojik gelişimin temeli olan erken dönemlerde başta bakım verenler olmak üzere, kişilerarası ilişkilere ihtiyaçları vardır.
2-Zorluklara rağmen başarılı olan çocukların en ortak özelliği, ebeveyn, bakıcı veya öğretmen gibi en az bir adet istikrarlı ve kendini adamış yetişkin desteğine sahip olmalarıdır.
3- Çocukların yürütücü işlevler dediğimiz; düşünce, davranış ve duygularını kontrol etme becerisi, değişen ortamlarda yollarını bulmalarını sağlar.
4- Bazı çocuklar genetik olarak çevresel etkilere daha duyarlıdır; pozitif ortamda hızla gelişirken, olumsuzluktan daha fazla zarar görürler.
5- Sağlamlık yetenekleri her yaşta güçlendirilebilir; ancak okul öncesi dönem ve yetişkinliğe geçiş dönemleri en kritik fırsat pencereleridir.
6- Ailelere yönelik ev ziyaretleri, ruh sağlığı hizmetleri ve kaliteli okul öncesi eğitim ile koordine edilmelidir.
Sağlamlık gösteren çocuklar nadir özelliklere sahip “süper çocuklar” değildir; onlar sadece kendi içlerinde, ailelerinde ve topluluklarında daha iyi korumalara ve kaynaklara sahip olan çocuklardır.
Özetle Psikolojik sağlamlık, zorlu yaşam olayları karşısında yıkılmamak değil; bu zorluklara uyum sağlayarak gelişmeye devam etmektir.
“Fırtınayı durduramayabiliriz ama gemiyi güçlendirebiliriz.”




