Devlet Sorumludur

Lefkoşa’da yaşanan bıçaklama olayı hepimizin yüreğini dağladı. Henüz 22 yaşındaki bir gencin ağır yaralanması, sadece bir adli vaka değildir. Bu olay, aynı zamanda yıllardır göz göre göre büyüyen bir güvenlik sorununun acı sonucudur.
İçişleri Bakanı’nın açıklamasına göre zanlı, Türkiye üzerinden turist statüsünde ülkeye giriş yaptı ve son girişinden yalnızca dört gün sonra bu saldırıyı gerçekleştirdi.
Ne yazık ki bu, ilk olay değil.
Daha önce de benzer şekilde ülkeye turist statüsüyle giriş yapan kişiler arasında hırsızlık yapanlar,tetikçilik yapanlar, şiddet olaylarına karışanlar, uyuşturucu ticareti yapanlar ve çeşitli suçlardan yargılananlar oldu. Elbette ülkeye turist olarak gelen insanların ezici çoğunluğu suç işlemez; ancak denetim mekanizmalarındaki zafiyetler, kötü niyetli kişilerin de aynı kapılardan kolayca geçebilmesine imkân tanıyorsa, artık mesele sadece bireysel suç olmaktan çıkar.
Asıl soru şudur: Devlet, kimin hangi amaçla ülkeye girdiğini gerçekten denetleyebiliyor mu?
Lefkoşa’da yaşanan bıçaklama…
Dün Güzelyurt’taki hırsızlık…
Mağusa’daki şiddet olayı…
Girne’deki taciz vakası…
İskele’deki darp…
Bunların her biri farklı dosyalar olabilir. Ancak hepsi aynı soruyu yeniden sorduruyor: Güvenlik politikası gerçekten işliyor mu?
Hiç kimse, bireysel suçların tamamından devleti sorumlu tutamaz. Bıçağı tutan el, suçu işleyen kişinindir. Fakat o kişinin hiçbir ciddi denetime tabi tutulmadan ülkeye girebilmesine, kayıt dışılığın büyümesine ve denetim eksikliğinin kronikleşmesine göz yuman siyasi irade de kendi sorumluluğundan kaçamaz.
Devletin en temel görevi vatandaşının can ve mal güvenliğini sağlamaktır. Eğer insanlar her yeni olaydan sonra “Bu da nasıl oldu?” diye sormaya devam ediyorsa, ortada sadece bir asayiş sorunu değil, bir yönetim sorunu vardır.
Artık günü kurtaran açıklamalara değil, sınır kapılarında etkin denetime, şeffaf göç politikalarına ve kamu güvenliğini önceleyen kararlı uygulamalara ihtiyaç vardır.
Çünkü güvenlik, tesadüflere bırakılamayacak kadar ciddi bir meseledir.
Ve unutulmamalıdır ki; devlet, sadece suç işlendikten sonra faili yakalayan değil, suçun işlenmesini önleyecek sistemi kurabilen devlettir.


