Cenk UZUNOĞLUYazarlar

UBP ve Özersay ile ilgili çerçeve dışından okuma!

Adanın dışında olunca çerçevenin dışından düşünmek kolay oluyor. Düşündüğünü söyleyince hariçten gazel okumak bu olsa gerek yorumu da beraberinde geliyor. Çerçevenin dışından okuma yapmak için,siyasi gürültüden uzak olmak kolaylaştırıcı ve cesaret verici bir unsur. Diğer taraftan daçerçevenin dışından mantık yürüterek ileriye yönelik okuma yapmanın yarattığı infial ve münakaşa da bir o kadar güçlü oluyor.

Yakın zamanda parçası olduğum bir dost sohbetinde, çerçevenin dışından düşünmenin örneklerine, Türkiye’deki siyasi gelişmelerdenbaşlayarak yazının başlığına vesile olan Kıbrıs Türküne özgü münaşaka” içinde kendimi buldum.

Anlatayım.

***

Bahçeli on yıl öncesine kadar RTE için neler söylediydi.

RTE’da boş durmadı.

Karşılıklı birbirlerine söyledikleri siyaset içinde olsa da kabul edelim, iki okka bal ile yenmezdi.

Ne oldu niçin oldu bir kenara koyalım, gün geldi karşılıklı söylediklerini hazmettiler.

Adına da kutsal ittifak” dediler.

O gün bugündür karşılıklı bir nezaket ki sorma gitsin.

Özel günlerde hediye alıp vermeler de cabası.

On yıl önce bunlar barışacak, hatta siyasi ittifak kuracak diye yazılsa ne derdiniz bir düşünün.

***

Çok daha güncel bir örnek ile devam edelim.

PKK terör örgütünün başı kurucu önderolarak Bahçeli tarafından dillendirildi.

Muhatabı dahil hiç kimsenin aklına, hayaline gelmeyecek sözlü “jestleruluorta yapıldı.Tabiri caizse diplomatik dilden uzak ördek gibi yüründü.

TBMM’ye gelsin bize seslensin dedi Bahçeli.

Var mı bunun ötesi?

Vallahi varmış.

Terörist başı “siyasete girsin diyenler bile var.

Statüsünü dert edip, terörist başına hapiste olduğu adada müzakereci olarak çalışma ofisi ve Urfa’da doğduğu evi müze yapalım diye öneride bulunanlar var.

Çok geçmişe gitmeden, daha üç yıl önce seçim sathında Bahçeli’nin böyle bir yolun açılmasına öncülük edeceği yazılsa ne derdiniz bir düşünün.

***

Dış siyasetten de örnekler ile bu çerçevenin dışından düşünmeyi köpürtelim.

Sisi ve Suudi kral için önüne arkasına bakmadan birçoğu da haklı sebeplere dayalıRTE neler söylediydi.

Sonrasında her iki lider ile ilişkilerin geldiği nokta ile ilgili yorum yapmaya gerek var mı?

RTE yakın zamanda Suudi kralı ile bir toplantı girişinde el ele yürürken poz verdi.  Öyle bir muhabbet ki sorma.

Daha da önemlisi geçen ay Pakistan ile birlikte Mekke ittifakında Suudi Arabistan ile ortak oldu.

Meramımızı anlatmak için bir örnek de hayalinizi iyice zorlamak için çerçevenin dışından düşünme hanesine ekleyelim.

Netanyahu desem!

Onun için söylenecek lakırdı lügatte kalmadı.

Onunla da bir orta yol bulunur mu?

Abartma diyebilirsiniz ama şaşırmam. ABD araya girer köprü olur onun da yolu bulunur.

Demek ki ilişkiler ne kadar kötü gözükse deiğne deliğinden geçecek kadar incecik bir ip ile de olsa bağlar kopmayabilir ya da koparmamak lazım. Uzun siyaset yolculuklarıve ihtiyaçlar bu ipince ip benzetmesinin gerekliliğini ortaya koyuyor. Yaşanması ihtimal dışı gibi olan olasılıkları önceden düşünüp kategorize edip akıldan çıkarmamak iş hayatında da siyasette de bir gereklilik.

***

Örnekleri çoğaltarak yazmak mümkün. Yalnız Türkiye değil, dünyadaki siyasi konjonktür bunun örnekleri ile dolu. Yeni normal bu.

Tüm bunları niye yazdım?

Geçenlerde dededen, babadan beri UBP’li iki arkadaşıma, UBP’yi kastederek “Havuzdakisuya ezelden beri hep kir karışıyordu. Bu sefer kir dibe çökmüş” dedim. Seçim zamanı aday listesine tabiri caizse dökülecek 78 lengertemiz suyla temizlik olacak gibi gözükmüyordiye de ekledim. Buraya kadar ses çıkarmadılar. Biliyorum ki onlar da hemfikirler ve rahatsızlar. Kuruluşuna inandıkları devletin bu hükümet döneminde nelere imza attığını görüp çaresizce kahroluyorlar.

Devamında da iş hayatından biriktirdiğim tecrübe ve gözlemlerime dayanarak arınma” yoluyla yeni bir başlangıç yapma ihtiyacı bir kurumda hat safhaya geldiğinde yapılması gerekenin çerçevenin dışından düşünerek çözüm aramak olduğunu söyledim.

Devamında da Kudret Özersay seçim öncesi olmaz ama UBPye geçse iyi olmaz mı diye söyleyecek oldum.

Partiyi ancak böyle bir hareketle tekrar kurucu ayarlarına bir ihtimal oturtabilir, UBP dışında başka bir alternatif arayışına yemin ederek yönelenleri belki geri döndürürsünüz diyecek oldum.

Söylemez olaydım!

Mümkünatı yok diye duyduklarına inanmak istemediler. Şakalaşma ile başlayan sohbet münakaşa yoluyla “münaşakaya dönüştü.

Neymiş?

Zamanında Özgürgün’ün üstüne çok gitmiş!

Özgürgün nerede diyecek oldum.

Tınmadılar.

Prensipli particilik yapmak bu! dedim.

Uzatmayalım adadan ve sahadaki gerçeklerden uzakta olduğumla kala kaldım!

Bazı gelişmelerin olana kadar imkânsız gibi gözüktüğünü çok gördüm ve yaşadım.

UBP-Özseray ile ilgili seçim sonrası öngörüm, Devlet Bahçeli’nin RTE ve APO arasındaki dönüşümüne kıyasla çok masum kalmıyor mu?

 

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu