Alper EliçinYazarlar

II. Abdülhamit’in İstanbul Kent Planı

 

Osmanlı İmparatorluğu’nun çöküş döneminim en önemli padişahı tartışmasız II.Abdülhamit’dir. Ülkeye yaşattığı istibdat dönemi, döneminde bugünkü Türkiye’nin iki katından daha fazla toprak kaybedilmiş olması olumsuz yanlarıdır. Buna karşılık eğitim başta olmak üzere, Batılılaşma konularında yaptığı atılımlar da döneminin olumlu yanlarıdır.

Abdülhamit’in Batılılaşma çabalarından hiç duymamış olduğum birini tesadüfen son ABD seyahatimde öğrendim. Eski kağıt, parşömen ve haritaları restore eden Amerikalı genç bir dostumuz işi esnasında eline geçen bazı dokümanlar arasında, Abdülhamit’in İstanbul için bir imar planı yapılması amacıyla istediği bazı çizimler görmüştü. Amerika dönüşü konuyu araştırmaya karar verdim ve bulduğum bilgileri sizlerle paylaşmak istedim.

Osmanlı’da İstanbul’a yeni bir imar planı yapma fikri aslında II. Selim’e kadar dayanıyor ama Abdülhamit’in bu konuya eğilmesi, ilk olarak Batı’ya yollanan büyükelçilerin Avrupa’nın Viyana, Paris ve Londra gibi kentlerinin yerleşim planlarından sitayişle bahsetmesiyle başlamış. Ancak, İstanbul’u ziyaret eden Avrupalı bir gezginin İstanbul’un meydanlarını Avrupa basınında kritize etmesinden de son derece rahatsız olmuş ve İstanbul’u yeniden yapılandırmaya ve biçimlendirmeye karar vermiş. O sıralar 93 Harbi diye anılan Osmanlı-Rus Savaşı da sona ermiş ve Duyuni Umumiye kurularak borç ödemeleri bir düzene sokulmuştur. Dolayısıyla Abdülhamit, nispeten düzene giren mali yapıya da güvenerek Paris Büyükelçisi Salih Münir Bey’den Fransa’da konunun uzmanlarını bulup İstanbul’a getirmesini ister. Salih Münir Bey de bu talimat üzerine Paris Belediyesi baş mimarı Joseph Antoine Bouvard’ı ziyaret eder ve 1901 yılında bir kent planı yapması için İstanbul’a davet eder.

Joseph Antoine Bouvard

(Kaynak: Italyworldsfairs.org)

 

Bouvard Paris’te bulunan Ecole National Superieure des Beaux Arts’dan mezun olduktan sonra Paris Borsası, St Etienne Garı, Cumhuriyet Muhafızları Kışlası gibi pek çok önemli projenin mimarlığını yapmış. Ayrıca o dönemde oldukça popüler olan çeşitli uluslararası fuarlarda Paris şehri için pek çok pavyonu tasarlamış Fransa’nın önemli mimarlarından biridir.

Bouvard, Sait Münir’in davetini Paris’ten ayrılmayı düşünmediğini söyleyerek reddeder ama İstanbul kent planı üzerinde çalışmayı da kabul eder. Önce şehir haritaları yapılmadan plan yapılamayacağını söyler, ama daha sonra kendisine yollanan ve asıl üzerinde yoğunlaşması istenen alanların büyük boyutlu fotoğrafları üzerinden bir çalışma yapar. Hedeflenen yerler Eminönü-Karaköy aksı ve Beyazıt Meydanı’dır.

Ancak bu ünlü mimar İstanbul’a gelmediğinden ve kendisine İstanbul’un sanatsal mekanları ve topoğrafyası konusunda yeterli bilgi sağlanmadığından, anlamsız bir çalışma ortaya çıkar. Ayrıca, Zehra Betül Atasoy’ın Arkitera’da bu konuyla ilgili makalesinde anlatıldığı gibi, Eminönü Meydanı’na önerdiği ve Yeni Cami’yi de kapsayan çalışmanın, 1878’de Paris’te gerçekleştirilen Dünya Fuarı için inşa edilmiş olan Trecadero’dan esinlenmiş/çalınmış olması da bu işi önemsemediği ve yalap şap yaptığını göstermektedir.

Bouvard ayrıca İstanbul sur içini düz bir mekan zannederek, oldukça eğimli olan Beyazıt Meydanı’nı hem genişletmiş hem de düz olarak çizmiştir. Çalışmasında II Beyazıt Türbesi’ne de yer vermemiştir. Artık unuttu mu, yıkılmasını mı istedi bilemiyoruz. Osmanlı mimarisine benzeterek tasarladığı yeni Galata Köprüsü’nü de, geçilecek mesafeyi bilmediğinden neredeyse bugünkü Boğaz Köprüleri uzunluğunda projelendirmiştir. Bu çalışma da yine Sayın Atasoy’un belirttiği gibi Paris’te Seine Nehri üzerindeki III. Alexandre Köprüsü’nü fazlasıyla anımsatmaktadır.

(Kaynak: İstanbul Üniversitesi Nadir Eserler Ktp., Haritalar Bölümü)

Bugün Sultanahmet Meydanı olarak bildiğimiz, o zamanki adıyla At Meydanı olarak isimlendirilen Doğu Roma İmparatorluğu’nun hipodromu için yapılan çizim de oldukça sorunludur. Projede, her ne kadar Sultanahmet Camii korunmuşsa da, Damat İbrahim Paşa Sarayı’nın yıkılması önerilmektedir. Ayrıca Kaiser II. Wilhelm’in 1899’da İstanbul ziyareti öncesi padişaha hediye olarak yaptırttığı Alman Çeşmesi kaldırılacaktır. Bir ana bulvar olarak düşünülen Divanyolu’nun iki tarafında da önemli anıtsal binaların yıkılması önerilmektedir. Paris’tekinin aksine İstanbul için önerilen bulvarlar da hiçbir yere ulaşmamakta, bir bütünlük arz etmemektedir.

Bu hayali proje Fransa Hükümeti tarafından Osmanlı’ya hediye edilir. Dönemin Batı’ya hayran olan ve karşısında eziklik duyan bürokrasisi ve kentin elit kitlesi, yine de bu ütopik projeyi beğenir ve ödenek ayrılmasını isterler. Ancak, projenin hayali olmasının yanı sıra gerçekleştirilmesi için bütçeden kaynak sağlanmasının da olanaksız olduğu anlaşılır. Bu sayede İstanbul bu saçma sapan projenin uygulanmasından kurtulur.

Günümüzde Bouvard’ın avan proje çalışmasının çizimleri İstanbul Üniversitesi envanterinde bulunmaktadır.

 

 

 

 

 

 

Kaynaklar:

1.     Fatma Cana Bilsel, Geç Osmanlı Döneminden Cumhuriyet’e Çağdaş Şehir Düşüncesi ve İstanbul Planlaması, Büyük İstanbul Tarihi Cilt:8 , Türkiye Diyanet Vakfı İslam Araştırmaları Merkezi

2.     Saro Dadyan, Hayallerde Kalan İstanbul, İstanbul Büyükşehir Belediyesi- Kültür A.Ş., İBB Yayınları

3.     Italyworldsfairs.org

4.     Zehra Betül Atasoy, Bouvard’ın Ütopik Tarihi Yarımada Projeleri,5 Aralık 2011, Arkitera.com

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu