Erhürman rahat, Hristodoulides sıkıntılıymış, ya biz!

Erhürman, ismini bilmediği, yüzünü görmediği birçok seçmenden oy alarak yüzde 63 gibi tarihi bir oranla kazandı. Toplantı masasında her zaman bir sandalyeyi, tanımadığı ve yüzleşmediği ama desteğini aldığı o kitleyi hatırlamak için boş bırakmasında fayda vardır.
Erhürman’ın Rum liderine ve siyasetine karşı üslubu ve izlediği siyaset şimdilik yerindedir.Şimdilik diyorum çünkü nasıl ki Tatar görevdeyken Hristodoulides dış dünyaya karşı rahat yorumu yapıldıysa, Hristodoulides Rum tarafının lideri olduğu sürece beklentiyi yönetmek adına Erhürman da rahat olacaktır.Erhürman belki devlet yönetimindeki ciddiyeti ve hukuka uygun söylemleri ile hata yapmayacaktır ama zaman ilerledikçe görsel olmaktan öteye geçemeyen bir “otel saksısı” fonksiyonuna dönüşmenin siyasi riski ile karşı karşıya kalacaktır.
Uğur Dündar ile yaptığı röportajda “çözümün adının ne olacağına odaklanmamak gerekir”dedi. CTP’nin dogmasının dışında günümüzün gerçeklerine uygun doğru bir yaklaşım. Bunu keşke Crans Montana sonrası söyleyebilmiş olsaydı. Kıbrıs Türkünü hızlıca konsolide etmeye sıcağı sıcağına ciddi bir katkı sağlardı. Federasyon ve iki devlet çözümünü savunanlara verilecek en optimum ve doğru cevap budur. Cicim aylarından sonra bu “çözümün adına odaklanmamak lazım” söylemi adanın Kuzeyinde yeterli olmaya devam edebilecek mi? Bunun kabul görmeye devam etmesi için Erhürman, Kıbrıs sorununun çözümsüzlüğünün getirdiği zorluklara rağmen, bireylerin yapmak istediğini gerçekleştirmelerinin önündeki engelleri aşacak kazanımlar elde edebilecek mi?
KKTC devletinde olması gereken ciddiyeti kazandırması ve kurumları ile pekişmesine yönelik yapacağı çalışma elbette önemlidir.Kritik olacak olan soru zaman ilerledikçe Erhürman esas olarak bunun üzerinden mi değerlendirileceğidir?
Öğrenciden, iş adamına, her kesimden vatandaşın Kıbrıs sorununa bağlı olarak günlük hayatındaki zorluklarını aşmak için mücadele edeceğinin sözünü verdi. Bununla ilgili somut bir hasat yapabilecek mi? Örneğin AB pasaportu sözü verdiği bir kesim var. Tatar çok daha büyük bir hedef koyup sonrasında elle tutulacak hiçbir hasat yapamadığı için haklı olarak eleştirildi. Koalisyon hükümetinin numunelik yolsuzlukları ile kendine münhasır söylem ve davranışları da cabası oldu ve seçimi tarihi bir fark ile kaybetti.
Kıbrıs sorununa çözüm arayışında bizim için değişen bir sonuç olacağını sanmıyorum. Tatar zamanında 3 x 4=12 ise Erhürman zamanında da 2 x 6=12 olacaktır. Farklı rakamlarla ayni sonucun çıktığını idrak ettiğimiz bir dönem bizi bekliyor. Seçim sonrası bir kez daha Kıbrıs Türküne yine sabırlı bekleyiş vaadi var.Zaman ilerledikçe bu bekleyişe nasıl reaksiyon gösterileceğini de hep birlikte takip edeceğiz. Erhürman’ın çözüm odaklı söylemi karşısında sıkıştığı söylenen Hristodoulides değil, yeni dünya düzeni içinde varlığını nasıl koruyacağı ya da sürdürüp sürdürmeyeceği meçhul BM’dir.

