Koltuk Değnekleri ve Siyasetin Kara Delikleri…

Halkın iradesini yansıtmayan, iki bilemediniz üç milletvekiliyle Meclis’e girip, ardından hükümetin kaderini tayin eden küçük partiler ve onların liderleri, bugün Kıbrıs Türk siyasetinin en tartışmalı aktörleri haline geldiler. Bu partiler, aldıkları oy oranlarıyla tek başlarına hiçbir siyasi ağırlık oluşturamayacakları halde, iktidar oyunlarında kritik roller üstleniyorlar. Ve ne yazık ki bu roller, zamanla halk nezdinde bir temsilden çok bir takas ilişkisine dönüşüyor.
Seçim gecesi yüzde 1’lik, hatta bazen binde birkaçlık oyla sandalye kazanan bu partiler, sonrasında bir “anahtar parti” statüsüne erişiyor. Koalisyonların, ittifakların ya da meclis çoğunluklarının belirlenmesinde vazgeçilmez hale geliyorlar. Peki sonra ne oluyor? Hemen hepimiz biliyoruz: Beklenmedik makamlar, ani atamalar, birden parlayan servetler ve cevaplanamayan sorular…
Bu tabloyu izleyen halk, haklı olarak şu soruyu soruyor: “Benim oyumla Meclis’e giremeyen biri, nasıl oluyor da bakanlık makamına oturabiliyor?” Ya da daha sert şekilde: “Birkaç milletvekiliyle hükümet kurmak da ne demek?”
Bu tür siyasi taktikler, sadece temsili demokrasiyi yaralamakla kalmıyor, siyasetin güvenilirliğini de yerle bir ediyor. Siyasi aktörlerin bu tür manevralarla elde ettiği “makam”lar, halkın gözünde meşruiyetini yitiriyor. Çünkü o makamların arkasında halk iradesi değil, perde arkası pazarlıklar var.
Ve işin en acı tarafı şu ki, bu tür ilişkiler zamanla sadece siyasetin kirlenmesine değil, sistemin kendisinin de yozlaşmasına neden oluyor. Siyaset bir hizmet yarışı olmaktan çıkıyor; kişisel kazanç, koruma zırhı ve statü sağlama aracına dönüşüyor. Böylece ortaya bir siyasi kara delik çıkıyor: Dışarıdan bakan hiç kimse ne olduğunu tam olarak göremiyor ama içine giren her şeyi yutuyor.
Kuzey Kıbrıs’ın daha şeffaf, daha adil ve daha temsili bir demokrasiye kavuşması için bu tür yapısal sorunların tartışılması ve çözülmesi şart. Seçim barajı, ittifak sistemleri, vekil transferi gibi konular yeniden ele alınmalı. Çünkü demokrasi, sadece sandıkta değil, sandıktan sonraki süreçlerde de halkın iradesini gerçek anlamda yansıtabilmelidir.
