Bu gemi, bu şekilde yüzmez…

Doğru üretim paralelinde kaynakların etkin kullanımını öngörür.
Geçtiğimiz haftaki yazımda, ihracatın ülkemiz ekonomisi içindeki payının olması gereken seviyenin çok altında olduğunu işlemiştim.
İhracatın geliştirilmesi, faydadan öte, dengeli bir ekonomik yapı için bir gereksinim olduğuna olan inancımdan, konuyu daha da açarak inceleme ihtiyacı hissettim.
Bugüne kadar birçok konuda olduğu gibi, devletin kapsamlı bir ihracat politikasının olmayışı, geçen zamanda gelinen nokta ve kat edilen mesafenin sağlıklı değerlendirilebilmesi önündeki en büyük engel.
Doğal Kaynaklar (Hammadde ve Toprak), Emek (İşgücü), Sermaye (Milli Servet) ve Girişim (Teşebbüs) üretimin temel faktörleridir.
Ürettiğiniz servis veya bitmiş ürün, bu temel faktörlerden yola çıkarak elde edilir.
Ülkemiz doğal kaynakları için, zengin kaynaklara sahip bir ülke değerlendiresinde bulunmak fazla iyimserlik olsa da, bu durum kaynak yoksa üretim yapılamaz sonucunu da doğurmaz.
Bu noktada doğru yöneliş, doğru kazancı getirir.
Ülkemizin içinde bulunduğu siyasi konjonktür ne olursa olsun, şartlarımıza uygun yeni bir ekonomik planlama ile birlikte, üretim ve ihracat planlamasının olması bizim için bir zorunluluktur.
Bütün teşvikler tekrardan gözden geçirilmeli ve kaynakların üretime giden yoluna, katma değerine göre teşvikler verilmelidir.
Kıbrıs Türk Ticaret Odası’nın, akademisyenlerle birlikte hazırladığı ve yayınladığı ‘Rekabet Edebilirlik Raporları’, mevcut koşullarımızda, ulaşabileceğimiz sınırlı sağlıklı veri kaynakları arasındadır. Arzu edenler rapora www.ktto.net adresinden ulaşabilir.
Son üç yılın raporlarını tekrardan inceledim. Raporların, erişilebilirliği olan veri oranında hazırlanıldığını incelediğiniz zaman kolayca anlamanız mümkün.
Rapora göre KKTC’nin, global rekabet edebilirlik sıralamasındaki yeri 141 ülke arasında 107. sıra. Listede bizimle yakın coğrafyada olan ve benzer coğrafik özellikleri taşıdığımız Güney Kıbrıs 44, Malta ise 38. Sırada.
KKTC Ekonomi ve Enerji Bakanlığı’na bağlı Ticaret Dairesi verilerini incelediğimizde, karşımıza çıkan tablonun, içinde bulunduğumuz ekonomik yapının, yanlışlığını ifade etmekten başka izahı yoktur.
Son yılların verilerini incelediğimizde, yoğunlukla Türkiye’den olmak üze 1.6 milyar dolar civarı ithalatımız, 100 milyon dolar civarı ihracatla, her yıl 1.5 milyar dolar dış ticaret açığı veriyoruz. İthalatın, ihracatı karşılama oranı %8 civarında olurken, İhracatın GYSIH’ya oranına bakıldığında ise %42.5, ithalat tarafında ise %3.5 oranını görüyoruz.
Yakın ve kıyaslama kolaylığı açısından, Güney Kıbrıs’ın oranlarına baktığımızda ise, 2021 yılı için toplam ihracatın 3,373 milyar dolar olduğunu, aynı dönemde toplam ithalatın 8,651 milyar dolar, ithalatın ihracatı karşılama oranının %38, İhracatın GYSIH’ya(28.41 milyar dolar) oranına bakıldığında %11.8, ithalat tarafında ise %30 oranını görüyoruz.
Aşağıdaki veriler ise, rekabet edebilirlik raporundan alınan tabloda, süt ürünlerine, 2015-2018 yılları arasında verilen teşvikleri görebilirsiniz.
Yıl 2015 2016 2017 2018
Değeri ($) 49,695,473 49,374,851 43,478,776 42,933,608
Süt Ürün Destekler ($) 33,317,259 26,708,108 23,696,930 23,969,352
İhracat Miktarı (kg) 11,078,919 11,503,757 10,752,154 10,533,145
Fiyat/ Kilogram $4.49 $4.29 $4.04 $4.08
Fiyat Destek Oranı 67% 54% 55% 56%
Tablodan da görülebileceği üzere, ihraç edilen ürünlerin yarıdan fazlası devlet kasasından destek olarak çıkıyor.
Hangi tarafından bakarsanız bakın, tarladaki üründen, hayvanına, mazotundan bitmiş süt ürününe kadar a’dan z’ye bu oranlarla teşvik, hiçbir mantıklı akılla izah edilemez ve sürdürülebilir değildir.
Kaybettiğimiz ünlü Ekonomistimiz Ünal Akifler, ihracat teşvikleri ile ilgili ‘Bu ürünleri, Mağusa limanında döksek daha az zarar ederiz’ demişti. O günden, bugüne, değişen bir şey yok.
Teşvik verilirken suiistimal edilebilecek noktalar iyice gözden geçirilmelidir.
Yoğun ticari ilişkilerimizin olduğu Türkiye Cumhuriyeti ile KKTC arasında, iki ülkede, ayni sahipli şirketlerin, çift yönlü teşviklerin suiistimal edilebileceğine yönelik açıkların oluğu, kimi tam bitmemiş ürünlerin, Türkiye’ye ihracında KKTC teşviklerinden fayda sağlarken, Türkiye’de son halini alıp, tekrar KKTC’ye ihraç edilirken, bu kez Türkiye Cumhuriyeti teşviklerinden faydalanabileceği, bizim ise kendi kaynaklarımızdan ürettiğimiz ürünümüzü, fahiş fiyatlarla tüketebileceğimiz durumların mevcut sistemin açıkları arasında olduğu bilinmekte.
KKTC’nin ekonomik yapısı ile ilgili veriler, hasta bir yapıyı anlatmaya yeter. Yapı içindeki bağlantılı zincirleme etki ise, dengenin bütününün bozulmasına sirayet ediyor.
Bir işi yaparken, başarı ölçüsü, ne kadar girdi ile, ne kadar getiri elde ettiğinizdir.
Ekonominin yeniden planlanması şartı, ekonominin büyük bir parçası olan üretim ve ihracat için de geçerlidir.
Eğer bir eylem planı hazırlanacaksa, bu gerçekliklerden yola çıkılarak hazırlandığı oranda başarılı olur.
Yeniden yapılanma ancak doğru hedeflere yönelerek gerçekleşebilir.
İzahı olmayan plansızlık ve harcama zarardan ve vakit kaybından başka sonuç doğurmaz.
İhracat ve üretim için en büyük eksik devlet politikasıdır.

