Bu Düzenle Anca Bu Kadar..

Kuzey Kıbrıs’ta rakamlar konuşuyor… ve söyledikleri hiç de iç açıcı değil.
Bakanlığın resmi verilerine göre trafikte 447 bin 592 araç var. Ancak bu araçların sadece 300 bini seyrüsefer ücretini ödüyor. Geriye kalan 147 bin araç ise hiçbir ödeme yapmadan yolları kullanıyor. Daha da çarpıcı olanı ise şu: Bu araçların yalnızca 125 bini muayeneden geçmiş durumda. Yani 322 binden fazla araç, teknik denetimden yoksun şekilde trafikte dolaşıyor.
Peki ya sigorta? Kaç araç sigortalı, kaç araç değil? Bu sorunun yanıtını da bilmiyoruz. Ama tahmin etmek zor değil: tablo muhtemelen daha da vahim.
Şimdi durup sormak gerekiyor: Nasıl bir düzen kurduk?
Teknolojinin bir tuşla her şeyi görünür kıldığı bir çağda yaşıyoruz. Devletin, kimlerin yükümlülüğünü yerine getirip getirmediğini tespit edememesi mümkün mü? Elbette değil. Asıl mesele tespit etmek değil, gereğini yapmamak.
Bugün geldiğimiz noktada garip bir algı oluşmuş durumda: Yükümlülüklerini yerine getirenler “enayi”, yerine getirmeyenler ise “uyanık” olarak görülüyor. Bu sadece ekonomik bir sorun değil, aynı zamanda ciddi bir ahlaki çöküştür.
Vergi kaçak oranlarının %70’lere dayandığı bir ülkede, sistemin sağlıklı işlemesini beklemek zaten hayal olur. Devletin kasasına girmesi gereken milyarlarca liralık gelir kaybı, doğrudan halkın yaşam kalitesinden çalınıyor. Çünkü o kayıplar; yapılmayan yollar, yenilenmeyen okullar, eksik kalan hastaneler olarak geri dönüyor.
Sorun sadece rakamlar değil. Sorun, bu rakamların yıllardır değişmemesi.
Bir yerde kurallar uygulanmıyorsa, o kurallar zamanla anlamını yitirir. Ve kuralsızlık, normalleşir.
İşte bugün tam olarak bunu yaşıyoruz.
Devletin otoritesi, adalet duygusu ve denetim mekanizması zayıfladıkça; kurallara uyanlar cezalandırılmış, uymayanlar ödüllendirilmiş oluyor. Bu da toplumsal sözleşmenin sessizce çökmesi demektir.
Peki çözüm ne?
Çözüm aslında karmaşık değil: Şeffaflık, denetim ve yaptırım. Teknoloji var, veri var, imkan var. Eksik olan tek şey irade.
Eğer bu irade ortaya konmazsa, yarın bugünden daha iyi olmayacak.
Ve o zaman şu soruyu sormaya devam edeceğiz:
Nasıl bir düzen yarattık?
