Aziz KARAAZİZ

AB Kıbrıs’ta Fırsat Ganimetçiliği Peşinde

İran ile ABD ve İsrail arasında varılan ateşkesin ardından İsrail ile Lübnan’ın da benzer şekilde geçici ateşkeste anlaşması bölgedeki suların ısı derecesini belli oranda düşürdü.
Bunun sonuçları arasında Kıbrıs’ın İngiliz üsleri nedeniyle hedef olmaktan çıkmasını da sayabiliriz.
Savaşın ilk günlerinde depresif bir psikolojiyle başlayan silah yığınağına artık bahane kalmadı.
Bu silahların Kıbrıs’ı terk etme zamanı geldi.
Cumhurbaşkanı Erhürman hafta sonunda gerçekleşecek Antalya Diplomasi Forumu’na katılmak üzere Türkiye’de bulunuyor.
Bu çerçevede İstanbul’da Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan ile de bir araya geldi.
Cumhurbaşkanlığı Dolmabahçe Çalışma Ofisi’nde gerçekleşen ve MİT Başkanı İbrahim Kalın, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, Cumhurbaşkanı Dış Politika ve Güvenlik Başdanışmanı Akif Çağatay Kılıç ve Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Zafer Çubukcu’nun da hazır bulunduğu görüşmede, Türkiye-KKTC ikili ilişkileri ve bölgesel konular ele alındı.
Görüşmeye ilişkin olarak Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından, Türkiye’nin KKTC’nin savunulması için her adımı atmaya hazır olduğu, bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da Türkiye olarak, Kıbrıs Türk’ünün hak ve menfaatlerinin çiğnenmesine asla izin vermeyecekleri vurgusu yapıldı.
Ama en az bunun kadar önemli bir nokta ise Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, İran’daki savaş bahanesiyle bazı Avrupa ülkelerinden Ada’ya gönderilen askeri unsurların kalıcı olmaması gerektiğini ifade etmesi oldu.
Mesaj son derece net: Avrupa Birliği’nin Kıbrıs’ta herhangi bir şekilde askeri varlık bulundurulması kabul edilemez.
Türkiye Cumhuriyeti bunu en yetkili kişi tarafından ifade etmiştir, ötesi yoktur.
Avrupa Birliği son dönemde Kıbrıs üzerinde bir takım oldu bittiler yaratmaya merak salmış ve bu yönde adımlar atmıştır.
Savaşı bahane ederek Ada’ya savaş gemileri gönderilmesinin tek izahı budur.
Bunun yanı sıra AB parlamentosu tarafından yapılan son açıklama da göstermiştir ki Kıbrıs’taki taraf olma ve politikasında bir değişiklik olmamıştır.
AB Kıbrıs’ta tarafsız olmadıkça, Güney Kıbrıs yanlısı politikaları gütmek emelinden vazgeçmedikçe asla konuya müdahil olamaz.
Türkiye bu konuda kendisine şantaj yapılmasına izin vermeyeceğini Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bugünkü uyarısı ile göstermiştir.
AB’nin bu mesajı doğru okuması ve Rum hükümetinin kuyruğuna takılmış bir şekilde hareket etmekten vazgeçmesi zamanı gelmiştir.
Bugüne kadar hep yanlış ve ters bir şekilde ifade edilen bir durum söz konusudur.
Türkiye’nin AB ile ilişkilerinde mesafe kaydetmesinin Kıbrıs’ta taviz vermesinden geçtiği öne sürülerek bu yöndeki beklentiler hep dile getirilmekteydi.
Ama Türkiye bunun böyle olmadığını, tam tersi bir şekilde eğer AB Türkiye ile ilişkilerini yoluna koymak istiyorsa Kıbrıs’ta tarafsız bir pozisyon ortaya koyması gerektiğini açık bir şekilde ifade etmektedir.
Bundan sonrası AB’nin bileceği şeydir.
Ya Kıbrıs’ta Rum yanlısı tutumlarından vazgeçip Türkiye ile ilişkilerini düzeltecekler, ya da mevcut duruma devam ederek Türkiye’nin hem savunma hem de ekonomik üretim anlamında sağlayacağı avantajlardan mahrum kalacaklardır.
Çok zamanları yok.
İyice düşünüp hızlı bir şekilde karar vermeleri gerekiyor.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu