Guterres’in Artan İlgisi Bize Yetecek mi..?

Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman ile Rum Yönetimi Başkanı Nikos Hristodulidis baş başa görüşmeler serisi çerçevesinde bir kez daha bir araya geldi.
İki saat süren görüşmeye ilişkin BM açıklamasından anladığımız tarafların belli başlı konuları görüşmek üzere uzlaşıya vardıklarıdır.
Bu önemli.
Özellikle de sivil toplum örgütlerine yapılan vurgunun ne boyutta hayat bulup ne yönde çalışacağını merakla beklemekteyim.
Ama en fazla ilgimi çeken ifade BM açıklamasında değil de, Rum Lider Hristodulidis’in açıklamasında yer aldı.
Hristodulidis BM Genel Sekreteri’nin gittikçe artan ilgisinden duyduğu memnuniyeti dile getirdi.
Hem de birkaç kez yineleyerek yaptı bunu.
Peki bu ne demek..?
Genel Sekreter ilgisizdi ama şimdi ilgilenmeye başladı diye mi anlamak lazım..?
Peki ama neden ilgisizdi..?
Ve esas olan ne oldu de ilgisi artmaya başladı..?
Çok tuhaf bir durum.
Soruların yanıtlarına kafa patlamaya gerek yok.
Çünkü aslında böyle bir durum yok..!
Guterres’in ilgisi ne arttı ne de azaldı.
Neyse o…
2017 başında aldığı görevinde başarısızlık hanesine yazılmış konulardan birisi olan Kıbrıs’a asla özel bir ilgi beslemedi.
Ama küsüp bir kenara da çekilmedi.
Bu konuda takdiri hak etmiş bir diplomattır.
Şimdi de yine tarafların hareketleri ile devreye girmeye hazırlanmakta.
Ama ortada ciddi bir sorun var, süresi bitmekte.
Gerçekçi olmak gerekirse ben Guterres’in görevinin finalini Kıbrıs gibi umutsuz bir konuyla yapacağını asla düşünmüyorum.
Tarafları dinleyecek ve ciddi bir fırsat olursa da bunun ileriye taşınmasına imkan yaratacak.
Ama bu fırsat asla olmayacak.
Hristodulidis’in önünde seçim elinde de AB Dönem Başkanlığı var.
Bu durumun işileri zorlaştığını Guterres de kişisel temsilcisi Holguin aracılığıyla dile getirmişti.
Seçime iki hafta, dönem başkanlığının tamamlanmasına da bir buçuk ay kaldı.
Bunların sonrasında Hristodulidis’in önünde iki yıl kalıyor.
İki yılın sonunda başkanlık seçimi yenilenecek ve Hristodulidis de yeniden adaylık kararını çoktan vermişti.
İki yıl Hristodulidis’in seçim propaganda süreci olacak.
Sürekli bir şekilde müzakere masası ile dolaşacak ve her fırsatta masayı önümüze atacak.
En büyük argümanı da “hemen koşulsuz başlayalım” sözü olacak.
Ama Kıbrıs konusu artrık koşulsuz konuşulacak çağını çoktan tamamlamış ve bazı bir takım belirsizliklerin geride bırakılmasıyla müzakere edilmesi gereken kıvama gelmiştir.
Cumhurbaşkanı Erhürman da işte bu sebeple metodoloji şartlarını ortaya koymuştur.
Sözün özü, bize Guterres’in ilgisi değil, masayı üzerine koyacağımız sağlam bir zemin lazım.
İşte o zeminin temeli de Cumhurbaşkanı Erhürman’ın ortaya koyduğu maddelerdir.
Daha önce de söylemiştim.
Yineleyeceğim:
Hristodulidis’in değil, Cumhurbaşkanı Erhürman’ın sözleriyle bu yolu yürümeliyiz…

