Zaten Var Olan Sistemi Yasal Çerçeveye Dahil Edemiyoruz

Geçtiğimiz yıl yapılan yasa ile turistik amaçlı ev kiralama uygulamasını kayıt altına alma yolunda önemli bir adım atılmıştı.
O dönem mecliste yapılan tartışmalar da mevcut yapının kontrolden çıkmış olduğunu göstermişti.
Tüm dünyada hızla yayılan ve ülkemizde de son yıllarda oldukça rağbette olan uygulama ile ülkeye ciddi sayıda turist geliyor.
Ama rakamı bilmiyoruz.
Yasası geçmiş olmasına ragmen hala net değiliz.
Başka diğer yasalarda olduğu gibi bunda da uygulama sıkıntısı yaşıyoruz.
Bu alanda çok bilinen siteler mevcut ve internet üzerinden bu turizm modeli yapılmakta.
En bilineni “Airbnb” yanında yeni gelişen markalar da bu alana el atmış durumdalar.
Ülkemiz konut stoğunun uygun olması nedeniyle de çok hızlı bir şekilde uyum sağladık.
Birden fazla evi olanlar artık uzun vadeli kiralamak yerine, belli periyorlarda tatil maksatlı olarak bunu yapıyorlar ve çok daha fazla gelir elde ediyorlar.
Ediyorlar ama ne ölçüde olduğunu kimse bilmiyor.
Çünkü yasaya ragmen kayıt dışılık hala tam anlamıyla önlenebilmiş değil.
Ülkemiz adına son derece uygun bir turizm modeli ülkemizde hızla gelişirken ülkemiz ekonomisi bu durumdan gereken faydayı sağlayamıyor.
Özellikle ülkemizde yaşamayan yabancıların sahip oldukları evleri bu şekilde değerlendirdiklerini hepimiz çok iyi bilmekteyiz.
İnternet üzerinde reklam yaptıkları evlerini kiraya veriyorlar, para yine internet üzerinden hesaplarına yatıyor.
Devletin bu işten geliri de olmuyor haberi de…
Ülkemize çok uygun bir model demiştik.
Kalabalık bir aile ülkeye geliyor, Ercan’da bir araba kiralıyor ve kendilerine verilen konumu takip ederek tatillerini geçirecekleri evlerine ulaşıyorlar.
Daha başlar başlamaz piyasaya para bırakmaya başlıyorlar.
Alış verişlerini yapıyorlar, eğleniyorlar, geziyorlar, yemek yiyorlar…
Devlet hala bu işten para kazanmış değil.
Işte bunun önüne geçmek ve işi kayıt almak için bir yasa yapıldı.
Yasa meclisten de geçti.
Adını da Tatil Evleri Yasası koyduk..
Ama anlaşılan yasa kimseyi mutlu etmemiş.
En son Otelciler Birliği “sürdürülebilir turizm yapısını korumak” adına yasayı Anayasa Mahkemesi’ne taşıdı…
Yapılan açıklamada, turizm sektörünün Tatil Evleri Yasası ile “ciddi bir belirsizlik ve risk sürecine” girdiği savunuldu.
Anayasa Mahkemesi’ne taşınma gerekçeleri arasında, villa, rezidans ve apartman dairelerinin kısa süreli kiralanmasının, herhangi bir sayı sınırlaması olmaksızın mümkün kılınmasının, otellerin tabi olduğu yatak kapasitesi, güvenlik standartları ve yıldızlama kriterleri gibi katı kuralların dışına çıkan, kontrol edilmesi güç bir ‘kayıt dışı’ otelcilik yapısı doğurmakta olduğu da yer aldı.
İlginç bir süreç olacak.
Eğer Anayasa Mahkemesi yapıaln başvuruyu haklı bulur ve yasayı iptal ederse mevcut tüm uygulamalar yasadışı kalacak.
Gerçi yasa öncesinde de benzer durum mevcuttu.
Ancak o günlerde “nasıl olsa yasası yapılıyor” denilerek göz yumulmaktaydı.
Ama artık ortada Anayasa Mahkemesi kararı olacak.
Ve eğer iptal çıkarsa yetkili makamların mahkeme kararı doğrultusunda gerekenleri yapması durumu doğacak.
Keşke yasa yapılırken ilgili sektörlerin görüşleri dikkate alınsaydı.
Bu olmadı ve yine ciddi bir çıkmaza doğru yön aldık.
Tüm dünyada savaşın olumsuz etkileri nedeniyle düşen gelirlerini korumak için çırpınan turizm ülkelerini gördükçe, bizim bugünkü durumumuz en basit deyimi ile yürek burkuyor…

