Derviş Doğan

Sorumluluk ve Sorumsuzluk Arasında…

 

Kıbrıs’ta uzun süredir tıkanmış olan müzakere sürecinin yeniden canlanabileceğine dair işaretler belirmeye başladı. Bu noktada Kıbrıslı Türk Lider Tufan Erhürman’ın, olası bir müzakere zemininin oluşabilmesi adına Kıbrıslı Rum Lider Nikos Hristodulidis ile yapacağı görüşmelere “önyargısız” bir şekilde gitme yönündeki açıklaması, sürecin ruhuna son derece uygundur.

 

Çünkü adada güven inşa etmek, geçmişin sertliği yerine geleceğin ihtimallerine odaklanmayı gerektiriyor. Erhürman’ın bu yaklaşımı, her iki toplumun da uzun zamandır ihtiyaç duyduğu sağduyunun ve diyalog iradesinin bir yansımasıdır.

 

Ne var ki, aynı ciddiyeti hükümetin tüm kanatlarında görmek mümkün değil. Halk tarafından seçilmemiş, yalnızca bir atama yöntemiyle makamında bulunan Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu’nun, süreç her ivme kazandığında ortaya attığı gerçeklikten uzak söylemler, müzakere atmosferine zarar vermekten başka bir işe yaramıyor.

 

Kıbrıs sorunu, popülist söylemlerle zemin kazanılacak bir alan değildir. Hele ki uluslararası toplumun yakından takip ettiği böylesi bir dönemde, sorumluluk makamında olanların her sözü hem içeride hem dışarıda karşılık bulur. Bu nedenle Ertuğruloğlu’nun sürekli olarak süreci baltalayan, yapıcı olmayan açıklamaları, Kıbrıs Türk toplumunun uluslararası alandaki duruşunu zayıflatmakta; toplumun çıkarlarına hizmet etmemektedir.

 

Şimdi ihtiyaç duyulan şey, sorumluluk bilinciyle hareket eden liderliktir. Müzakere masasına taşınacak her adımın, her sözün ve her pozisyonun titizlikle düşünülmesi gereken bir dönemden geçiyoruz.

 

Eğer gerçekten çözüm isteniyorsa, uzlaşıdan yana tavır koyan liderlik anlayışı desteklenmeli; toplumu temsil etmeyen, kişisel tavırlarıyla süreci sekteye uğratan yaklaşımlara ise prim verilmemelidir.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu