Hangi kampanyaların enerjisi negatif ve düşük olur?

Peşin peşin altını çizerek belirteyim.
Seçim dönemlerinde Türkiye’den profesyonel, deneyimli şirketlerden hizmet alınmasına karşı değilim.
Siyasi kampanyalar da elbette bir pazarlamadır.
Bir seçimin sonucunu tek başına kampanya belirlemez ama sonuçtaki payı yadsınamaz.
KKTC’den bir ekibin yönettiği bir kampanyanın avantajı, ekibin adayı, partiyi, seçmeni tanımada ekstra bir zamana ihtiyacı olmamasıdır.
Dıştan gelen bir ekibin, bir biriyle alakalı verileri kısa zamanda çok iyi öğrenmesi gerekir.
***
Yıllar evvel Türkiye’den gelen bir ekibin metin yazarlarıyla yaklaşık dört saatlik bir toplantı yapmıştım.
Kampanyası yürütülecek aday ve seçmen profiliyle ilgili sorular sormuştular. Ben de objektif olarak yanıtlamıştım.
Profesyoneldiler ve soruları, öğrenmeleri gereken içerikleri gün ışığına çıkarmaya yardımcıydı.
***
Resmi adaylık başvuruları henüz yapılmadı.
Ersin Tatar, Tufan Erhürman, Mehmet Hasgüler, Osman Zorba, Arif Salih Kırdağ, aday olacakları açıklanan isimler.
Ersin Tatar ve Tufan Erhürman’ın kampanyalarının profesyonel olarak niteleyebileceğimiz ekipler tarafında yönetildiği belli.
Kimler olduklarını merak ediyorum ama henüz tanışma fırsatım olmadı. Umarım tanışıp konuşma fırsatım olur.
***
Neyi öne çıkarma eğiliminde olduklarını şimdiden anlayabiliyorum.
Kampanyanın ayak izlerine bakarsak, Ersin Tatar’ın kampanyası, ağırlıkla merkez, muhafazakar, milliyetçi seçmeni hedef alıyor. Bu çerçevede iki devleti çözüm ve Türkiye’nin desteği öne çıkarılıyor.
Ersin Tatar, beş yıllık görev süresince bunları öne çıkardığı için, ilk bakışta kendisiyle uyumlu bir kampanya özü dikkat çekiyor. Tatar’ın beş yıldır görevde olan bir cumhurbaşkanı olmasının avantajı da, dezavantajı da var mutlaka.
Gelecek zamanlı konuşarak kampanya yürütmesi zor. Yaptıklarını öne çıkarıp, çizgisini sürdüreceğini söyleyecek. Zaten şu ana kadar bunu yapıyor.
Adaylıkların resmen kesinleşmesi ve kampanyanın başlamasıyla kampanyanın çizgileri çok daha net anlaşılacak.
Umarım, kampanya rakibe saldırı ve eleştiri üzerine inşa edilmez. Böyle bir tavrın kampanyası yürütülen adaya saygısızlık olduğuna inanan anlayıştanım.
Neden?
Hangi amaçla olursa olsun, eleştiri temelli kampanyaların enerjisi negatif ve düşük olur. KKTC’deki seçmen profilinin saldırgan, agresif bir kampanyayı sevip, olumlu etkileneceğini düşünmüyorum.
***
Tufan Erhürman’ın kampanyaları yüksek sesli değil. CTP ve TDP’nin oylarının seçilmeye yetmeyeceği bilindiği için, sessiz, kendi görüşlerini anlatan, “Gelin korkmayın” diyerek daha önce farklı partilere, adaylara oy verenler kucaklanmaya çalışılıyor.
Bu nokta, Tatar’la, Erhürman’ın öne çıkan yaklaşımlarının en önemli farkı.
Erhürman, federasyon temelli bir çözümü en başlarda yüksek vurguyla seslendirirken, şimdilerde kampanyanın, Kıbrıs sorunu dışındaki konulara daha fazla yer verilerek sürdürüleceği anlaşılıyor. Bilbordlarda, toplumun değişik kesimlerinden yüzlerle verilen mesajlar bunu yansıtıyor.
***
KKTC, Türkiye değil.
Türkiye seçmenini tanıdıkça, Türkiye geneli için ortak seçim politikası, kampanyası zorlaşır.
KKTC’de öyle değil.
Küçük oynamalarla, tüm KKTC için kapsamlı bir kampanya yürütmek mümkün. Hatta kampanya başladıktan sonra etkileşimi kontrol edip, öze sadık kalarak değişiklikler yapmak da mümkün.
***
Seçim sonuçlandığı zaman kazanan adayla birlikte, bulguları, sonuca en yakın çıkan kamuoyu yoklama şirketleriyle, kampanyaların karne notları da öğrenilecek.




