Ortalık Karışık Bir de Kıbrıs Çıkarmayın…

Ülkede 50 gün sonra seçim var.
Hem de iki seçim aynı anda.
Kıran kırana bir rekabet başladı bile.
Adaylar hızla netleşiyor.
Seçim büroları hazır.
Sloganlar belirlendi, afişler tamamlandı.
O kadar hazırız ki, seçim sonrası kavgalarını bile şimdiden yapmaya başladık.
Kimin kazanacağı elbette ki önemli.
Ama “kazandı” diyebilmemiz için seçimi ilk sırada tamamlaması değil hükümet kurması gerektiğini bilecek kadar çeşitli tecrübemiz var artık.
Seçimi birinci bitirmiş partinin hükümet kuramadığı zamanlarımız çok da uzak değil.
Kim kazanır kim kaybeder çekişmesi yükselirken gündeme Kıbrıs meselesini katmaya çalışanlar da oluyor.
Ama bizim tarafta değil.
Güney’de..!
Belli ki Rum hükümeti bizim seçimlerin belli bir kafa karışıklığı ve zafiyet yarattığı sonucuna varmış ki düğmeye bastı.
Daha doğrusu tüm düğmelere aynı anda basmaya başladı.
İlk olarak Birleşmiş Milletler, ardından da Avrupa Birliği’ni devreye sokmaya çalışıyorlar.
İlk deneme başarısız.
BM şu an resmi olarak söylenmese de havlu atmış durumda.
Zaten BM sadece Kıbrıs meselesinde değil, dünyadaki diğer tüm meselelerde de havluyu çoktan atmıştı.
Kıbrıs için de yeni bir durum değil.
Şimdi sırada AB var.
Onlar da fazla sürmez havluyu atarlar.
Rusya’nın enselerinde boza pişirdiği bir dönemde Türkiye gibi güçlü bir müttefike sırf Hristodulidis istedi diye kafa tutmazlar, sırt çevirmezler.
Hatta tam tersine, daha fazla yakınlık kurmak için çaba gösterirler.
Çünkü Ukrayna çatırdamaya, Amerika Birleşik Devletleri de kendi çıkarları doğrultusunda yan çizmeye, Rusya ile ilişki kurmaya başladı bile.
Bu durumda AB biraz aldatılmış bir görüntüyle ortada kalmakta.
O nedenle de AB’nin herhangi bir organizasyonunda yapılan konuşmalara bakıp da kimse heyecana kapılmasın.
Hele ki “Türkiye üyelik müzakeresi istiyorsa Kıbrıs müzakerelerini başlatacak” söylemi hayal ötesidir.
Türkiye şu anki durumda AB ile üyelik müzakeresi kurmak istemez.
Çünkü en son gelinen noktada masadan kalkan Türkiye olmuştu.
Açınız bakınız hatırlayınız.
Türkiye ile AB’nin durumu böyle.
Bizde de zaten kafalar 6 Aralık’taki “çifte seçim”e takılmış durumda.
Anlayacağınız çarşı karışık.
Bu halde kimse Kıbrıs konusu ile uğraşmaz.
Belki seçimden sonra…
Onun da pek garantisi yok..!


