Derviş DoğanYazarlar

Temiz Siyaset Elbette Mümkün

Bugün “siyaset” dediğimiz kavramın sözlük anlamıyla toplumdaki karşılığı arasındaki uçurum hiç olmadığı kadar büyümüştür. Kitaplar siyaseti; insanların birlikte yaşama iradesi, ortak aklı oluşturma sanatı ve toplumsal düzeni yönetme becerisi olarak tanımlar. Teoride siyaset; adalet üretir, düzen kurar, halkın refahını yükseltir ve farklı fikirleri ortak bir zeminde buluşturur. Ne var ki bizim coğrafyamızda insanlar artık siyaseti böyle tarif etmiyor. Çünkü halk, duyduğu tanımlara değil yaşadığı gerçeklere inanıyor.

Bugün sokaktaki insana “siyaset nedir?” diye sorsanız size büyük ideallerden değil, yaşadığı hayal kırıklıklarından söz eder. Çünkü bizim lügatımızda siyaset; çoğu zaman liyakatin yerine sadakatin geçtiği bir düzenin adı olmuştur. Yandaşlıkla yükselenlerin, çalışanın önüne geçtiği bir sistemin adı… Rüşvet söylentilerinin normalleştiği, kayırmacılığın alışkanlığa dönüştüğü, devlet imkanlarının halk için değil belli çevreler için kullanıldığı bir yapının adı…

En acısı da budur zaten: İnsanlar artık siyaseti umutla değil, şüpheyle anıyor.

Oysa siyaset bir halkın geleceğini inşa etmesi gereken en önemli mekanizmadır. Bir ülkenin gençleri kendi geleceğini başka ülkelerde arıyorsa, insanlar hakkını aramaktan korkuyorsa, eleştirenler baskıyla susturuluyorsa orada siyasetin özü kaybolmuş demektir. Çünkü gerçek siyaset, gücü paylaşmayı bilir; korku üretmez. Gerçek siyaset, insanları ayırmaz; ortak bir hedefte buluşturur. Makamı kibir için değil hizmet için kullanır.

Bugün yaşadığımız en büyük sorunlardan biri de siyasetin bir hizmet alanı olmaktan çıkıp bir çıkar alanına dönüşmesidir. Makamlar halka yakın olmak için değil, halktan uzaklaşmak için kullanılıyor. Gösteriş büyürken samimiyet küçülüyor. Mütevazılık kaybolurken kibir yükseliyor. Halkın içinde olması gerekenler koruma ordularının arkasında, halk ise geçim derdinin tam ortasında yaşam mücadelesi veriyor.

Daha da vahimi, bu düzene itiraz edenlerin çoğu zaman “sorun çıkaran” ilan edilmesidir. Oysa eleştiri demokrasinin düşmanı değil sigortasıdır. Bir toplumda insanlar konuşmaktan korkuyorsa, orada sadece özgürlük değil, gelecek de zarar görür.

Fakat bütün bunlara rağmen umutsuz olmak zorunda değiliz. Çünkü siyaseti kirleten insanlar olduğu gibi, onu yeniden onurlu bir zemine taşıyabilecek insanlar da vardır. Belki de artık toplumun ihtiyaç duyduğu şey; daha yüksek sesle konuşan siyasetçiler değil, daha temiz vicdanlı siyasetçilerdir. Daha büyük makam arabaları değil, daha büyük sorumluluk duygusudur.

Siyaset aslında bir aynadır. Toplum neye göz yumarsa, siyaset de ona dönüşür. Eğer halk adaleti talep ederse adalet büyür. Liyakati savunursa liyakat güçlenir. Ama susarsa; çürüme derinleşir.

Belki de artık yeniden şu soruyu sormanın vakti gelmiştir: Siyaset gerçekten halk için mi yapılıyor, yoksa halk siyasetin yükünü taşımak için mi var?

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu