Dünya

İsrail’de “Filistinlilere idam” yasası meclisten geçti…

İsrail’in 72 yıl önce kaldırdığı idam cezasını Filistinliler için geri getiren tasarı Knesset’te yapılan oylamada kabul edildi. Peki son derece tartışmalı bu yasa hakkında neler biliniyor?

 

İsrail’de yıllar boyu idam cezasını yeniden canlandırma girişimleri olsa da bunların çoğu çok fazla ilerleyemedi. Ancak bu durum, geçen hafta parlamento komitesinde onaylanan “Teröristler İçin Ölüm Cezası” başlıklı ceza kanunu tasarısıyla değişti.

İsrail’de idam cezası, adi suçlar ve barış dönemi için 1954’te kaldırılmış olsa da teknik olarak insanlığa karşı ya da Yahudi halkına karşı işlenen suçlar ve sıkıyönetim koşullarındaki belirli durumlarda mümkün.

Askerî mahkemelerde terörle bağlantılı suçlardan nadiren verilen idam hükümlerinin tümü ise temyiz sonucunda ömür boyu hapis cezasına çevrildi.

İsrailli milletvekilleri, Hamas‘ın 7 Ekim 2023 saldırılarından sonra askeri mahkemeler veya ceza mahkemeleri tarafından suçlu bulunan Filistinliler için idam cezasını yeniden yürürlüğe koymayı öngören son derece tartışmalı bir yasa için yeni bir girişimde bulundu.

Tasarının savunucuları, 7 Ekim saldırılarından sonra daha sert cezaların gerekli olduğunu ve İsrail halkının fikrinin bu yönde değiştiğini savunuyor.

Başbakan Benyamin Netanyahu yönetimindeki aşırı sağcı hükümet, tasarıyı geçirmek için gerekli oy çoğunluğuna sahip. Tasarının muhalifleri, teklifin “etik olmadığını, anayasaya aykırı ve ırkçı olduğunu; İsrailli Yahudiler ile Filistinliler arasında ayrımcılık yaptığını” savunuyor.

Tasarı İsrail‘in parlamentosu Knesset’te ilk defa Kasım 2025’te görüşüldü. Ardından, daha ayrıntılı görüşmeler ve düzeltmeler için Ulusal Güvenlik Komitesi’ne geri gönderildi. Times of Israel’in haberine göre, yasa tasarısına karşı, çoğunluğu muhalefet milletvekilleri ve komitenin hukuk danışmanı olmak üzere 2 binden fazla itiraz geldi.

Yerinden eddilmiş bir Filistinli aile Gazze'deki bir hastanede bekliyor
Muhalifler, tasarının “ırkçı olduğunu” söylüyor

İsrail’in kurulmasından bu yana, ölüm cezasına çarptırılan sadece iki kişi idam edildi. İlk idam 1948’de, “casusluk”la haksız yere suçlanan ve “vatana ihanet” suçundan idam edilen subay Meir Tobianski’nin idamıydı. Tobianski, ölümünden bir yıl sonra hakkındaki tüm suçlardan aklandı.

İkinci infaz ise 1962’de, Kudüs’te uzun bir yargılamanın ardından Almanya’nın Nazi Partisi’nin (NSDAP) önde gelen isimlerinden Adolf Eichmann’ı idamıyla gerçekleşti.

Yasa tasarısı içinde neler var?

Yasa tasarısı, idam cezasının uygulanması için gerekli eşiği önemli ölçüde düşürüyor.

Tasarı metninde, “terörle mücadele kapsamında, ölümcül terör saldırıları gerçekleştiren teröristler için idam cezasının yürürlüğe konması” amaçlanıyor.

Ayrıca metinde, “İsrail devletinin varlığını reddetme niyeti ve İsrail vatandaşı veya sakinine zarar vermek amacıyla kasten bir kişinin ölümüne neden olan kişinin, ölüm cezası veya müebbet hapis cezasına çarptırılacağı” belirtilerek “bu cezaların sadece birinin uygulanacağı” yazıyor.

Tasarı, İsrail’deki ceza mahkemelerinde yürütülen yargılamalara ve İsrail işgali altındaki Batı Şeria’daki askerî mahkemelerde görülen davalara ilişkin iki ayrı düzenleme içeriyor.

Zira Batı Şeria’daki askeri mahkemeler, İsrail askerî yönetimi altında faaliyet göstermekte olup, burada yaşayan Filistinlileri özel olarak askerî hukuk kapsamında yargılıyor.

Yani işgal altındaki Batı Şeria‘da “terörizm”le suçlanan ve askeri mahkemelerde yargılanan Filistinliler zorunlu ölüm cezasıyla karşı karşıya kalacak. Tasarıda bu, “cezası ölüm olacak ve bu ceza verilebilecek tek ceza olacak” diye ifade ediliyor.

Mahkeme ancak “özel durumlar” olduğuna hükmederse idam cezasını müebbet hapis cezasına çevirebilecek. Ancak bu, askerî mahkemelerde şu an fiilen uygulanan yerleşik pratiğin tersi bir durum anlamına geliyor.

Ayrıca, artık mahkeme heyetindeki hakimler arasında oy birliği sağlanması da gerekmeyecek. Basit çoğunluk yeterli olacak ve temyiz imkânları son derece sınırlanacak.

İsrailli insan hakları örgütü B’Tselem, konuyla ilgili açıklamasında “bu askeri mahkemelerin, büyük ölçüde sorgulamalar sırasında baskı ve işkence yoluyla elde edilen ‘itiraflara’ dayanan, yaklaşık yüzde 96’lık bir mahkumiyet oranına sahip olduğunu” belirtti.

Knesset’teki komisyonun hukuk danışmanı Ido Ben-Itzhak, tasarının “idam cezasına çarptırılmış bir kişinin affedilmesini öngörmediğini, bunun da uluslararası sözleşmelerle çeliştiğini” söyledi.

Nasıl uygulanacak?

Tasarıya göre İsrail Cezaevi Servisi’nin idam cezasını 90 gün içinde infaz etmesi gerekecek. Başbakan, cezayı veren mahkemeye infazın 180 günü geçmeyecek şekilde ertelenmesi için başvurabilecek.

İnfaz, bir cezaevi memuru tarafından kişinin asılması yoluyla gerkçekleştirilecek.

Tasarı, buradan yola çıksa da, geriye dönük olarak 7 Ekim saldırılarının faili olduğu iddia edilen kişilere uygulanmayacak.

Ancak, Knesset’e bu konuda başka bir yasa da getirilebilir. “7 Ekim Katliamı Olaylarına Katılanların Yargılanması Tasarısı”, 7 Ekim saldırılarına katıldıkları gerekçesiyle suçlanan kişilere idam cezası verecek özel bir askeri mahkeme kurulmasını öngörüyor.

Tasarının arkasında kim var?

Tasarı, aşırı sağcı Yahudi Gücü (“Otzma Yehudit”) partisinin milletvekilleri tarafından sunulmuş olup, Netanyahu’nun partisi Likud ve Yisrael Beitenu (Evimiz İsrail) milletvekillerinin desteğini alıyor.

Aşırı sağcı Yahudi Gücü partisinin lideri ve Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben Gvir, idam cezasının yeniden yürürlüğe konması çağrısında bulunan öncü isimlerden biriydi.

Diğer konularda olduğu gibi bu yasayı da popülist bir kampanya malzemesi haline getiren Itamar Ben Gvir, komite oylamasının ardından tasarıyı “Knesset’in son yıllarda çıkardığı en önemli yasa” olarak nitelendirerek, “Tanrı’nın yardımıyla bu yasayı tam olarak uygulayacağız ve düşmanlarımızı yok edeceğiz” diye konuştu.

Itamar Ben Gvir, arkasında İsrail bayrağı tutan insanlarla birlikte yürüyor
Itamar Ben Gvir, tasarının öncü seslerinden biri

Bazı muhalifler, Yahudi Gücü’nün yasayı onaylatma çabasını, bu yılın sonlarında yapılacak olan genel seçimlerle ilişkilendiriyor.

Ben Gvir’in Ulusal Güvenlik Bakanı olarak görev yaptığı süre boyunca, İnsan Hakları için Doktorlar gibi İsrailli insan hakları grupları, hapishanelerde ve askeri gözaltı merkezlerinde kötü muamele ve işkence vakalarında keskin bir artış olduğunu bildirdi.

İsrailli insan hakları kuruluşu HaMoked’e göre, savaşın başlangıcından Ağustos 2025’e kadar en az 94 Filistinli, İsrail hapishanelerinde veya askeri gözaltı merkezlerinde hayatını kaybetti.

Birçok grup yasaya karşı

Tasarıya İsrail ve işgal altındaki Filistin topraklarından farklı düzeylerden eleştiriler geldi. Bunlar arasında İsrailli muhalif milletvekilleri, güvenlik yetkilileri, hahamlar, doktorlar ve İsrailli ve Filistinli insan hakları grupları yer alıyor.

DW’ye konuşan Filistinli avukat Sahar Francis tasarıyı “çok tehlikeli” olarak nitelendirerek “Bu yasa İsrail’in dönüştüğü faşist devleti yansıtıyor çünkü bu çok ayrımcı bir yasa olacak” diye konuştu.

İsrail İşçi Partisi Milletvekili Gilad Kariv, “Hükümet ve koalisyon kendilerini Itamar Ben Gvir’in sefil, kaba, ahlaksız ve güvenlik açısından mantıksız seçim kampanyasına tabi kıldı” diye konuştu.

Şubat ayında, Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi’ndeki birçok uzman İsrail’i yasa tasarısını geri çekmeye çağırmıştı.

Avrupa Birliği, tasarının “son derece endişe verici” olduğunu belirterek, “AB’nin her durumda ve her koşulda idam cezasına karşı olduğunu” vurgulamıştı.

 

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu