Hasan Hastürer

Dünya başka bir frekansta, biz başka bir uğultunun içinde…

Dünyanın gündemiyle KKTC’nin gündemi arasında bağ kurmaya çalışmak, iki ayrı gezegenin hava durumunu karşılaştırmak gibidir. Orada savaşlar, enerji krizleri, küresel dengeler konuşuluyor… Burada ise hayat pahalılığı ödeneği üzerinden kopan bir siyasal fırtına var. Küçük gibi görünen ama etkisi büyük olan bir sorun.

   Hayat pahalılığı ödeneğine dokunmak…

   Kâğıt üzerinde teknik bir düzenleme.

   Sahada ise doğrudan insanların, dar ve sabit gelirlilerin cebine, sofrasına, huzuruna dokunan bir karar.

   Hükümet, işte bu hassas damara bastı.

***

Ama kolaycılığa kaçıp tüm faturayı Ulusal Birlik Partisi Genel Başkanı ve Başbakan Ünal Üstel’e kesmek doğru değil.

Siyaset tek kişilik bir oyun değildir. Koalisyon ortakları vardır, bakanlar vardır, milletvekilleri vardır, parti organları vardır. Bu yapıların hiçbirini “bostan korkuluğu” gibi görmek de doğru değildir.

Eğer karar alındıysa, sayılarını bilmem ama bu bir kolektif iradenin ürünüdür.

Sonuçları ağırsa, bu da kolektif bir sorumluluktur.

UBP, yarım asrı aşan geçmişiyle sıradan bir parti değildir. Bu kadar köklü bir siyasi yapıdan beklenen, atacağı adımın, sadece bugünü değil, yarını da hesap etmesidir. Siyasette bedeli en pahalı olanlardan biri, kontrolsüz hatadır. Öngörüsüzlükle yapılan hata, sadece bugünü değil geleceği de ipotek altına alır.

Bir adım atıldı. Ama o adımın arkasından ne geleceği hesaplanmadı. İşte sorun tam da burada başlıyor…

Öngörü yoksulluğu.

***

   Geçtiğimiz hafta pazartesiyi salıya bağlayan saatlerde bir uzlaşma ihtimali vardı. Hava yumuşuyordu. Taraflar nefes alıyordu. Tam “bu iş olur” denilecek noktada, salı sabahı yayımlanan yasa gücündeki kararname ile ipler bir anda gerildi.

   Siyasette zamanlama her şeydir.

   Karar doğru bile olsa, yanlış zamanda alınırsa yanlış sonuç üretir.

***

Bu hafta başında da eylemler devam etti.

Meclis avlusuna alınmayan eylemcilerin bu kez meclis içine girip davul çalması, slogan atması, siyasi mesajı olan şarkılar söylemesi önemli… Bunlar sadece bir protesto değil, aynı zamanda bir mesajdır.

Sokağın sesi yükselmiştir.

   Meclisten dışarıya yansıyan görüntüler kimseyi mutlu etmedi. Çünkü o görüntüler, sistemin tıkandığını, iletişimin koptuğunu, güvenin zedelendiğini gösteriyor.

   Eylemcilerin sesinden çok, vekil  çığlıkları da dikkat çekiciydi.

   Çünkü çığlık, duyulmayanın duyulması için son aşamadır.

***

Hiçbir uçak havada kalmaz. Bu süreç de bir şekilde sonuçlanacak. Ama nasıl sonuçlanacak? işte asıl mesele o. Sert mi? Kontrollü mü? Hasarla mı?

Şu anki tabloya bakıldığında hükümetin bu süreçten kazanan taraf olarak çıkması zor görünüyor. Çünkü siyasette bazen, sonuç değil, süreç belirleyicidir. Sürecin bıraktığı izler kolay kolay silinmez.

Silinmeyen izler seçimde sandığa yansır. Sandık ise siyasetin en acımasız aynasıdır.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu