Rum’un ilerici demokrasi anlayışı!

Kıbrıs sorunuyla ilgili Rum yazarların kaleme aldığı yayınların Türkçe ya da İngilizce çevirilerini okuma merakım var.
Merakımın sebebi de yanı başımızdaki Rum yaşıtlarımızla ilk temasımın olduğu üniversite yıllarında, Kıbrıs Türkü’nün geçmişte yaşadığı travmatik olaylardan haberdar olmamalarından kaynaklandı. Bu duruma şaşırırken, bir süre sonra acaba bizimle ilgili ne kaçırmışım paranoyasına kapıldım. Boşuna dememişler “şaş ki aşasın”. Benimki de o misal. Şaşırmak meraka, merak da hobiye dönüştü.
Gördüm ki insanı bilmediği şey rahatsız etmez düsturunu Rum siyaseti ve eğitim sistemi elbirliği ile devlet politikası yapmış. Bunun içine aileyi de katmışlar ki, siyasette ve okulda anlatılmayan, evde de anlatılmamış. Kiliseyi anlatmaya gerek yok.
Anlaşmaya yaklaşıldığı dönemlerde yaşananlar ile ilgili yazılanlarda Rum siyasi iradesinin müzakere devam ederken kendi içinde sıcağı sıcağına yaptığı tartışmaların içeriğinden ziyade geri planda kalsa da tekerrür eden başka bir şeye takıldım.
Rum tarafında ezelden beri demokrasi örtüsü altında hareket eden garip bir siyasi anlayış var.
İlerici bir demokrasi anlayışı olarak da lanse edilebilir elbette ama bu sanırım yalnızca Kıbrıs sorununa çözüm arayışında geçerli.
Kıbrıs sorununa çözüm arayışında geçerli olan tabiri caizse “kabilevari” hareket eden bir siyasi anlayış.
Göz ardı edilebiliyor ama dönüp dönüp süreci son sahnede zehirleyen bir unsur.
1960 anlaşmasına giden çözüm sürecinde bizim üç silahşore (Küçük-Denktaş-Örek) karşılık, Makarios Londra’ya yanında sendikacılarına varana kadar, 35-40 kişilik bir heyet olarak gittikleri referansı var aralarında yaşananları okuduklarımda.
Ondan sonra Gali, Annan ve Crans Montana da bu tekerrür etti.
Kabile gibi hareket ediyorlar.
Bir anlaşma yoluna girilse de seçilmiş siyasi iradenin yanı başında böyle bir katılım ile bir anlaşmaya varmak mümkün olabilir mi? Siyaset halktan söylediklerin ile yetki alıp yönetmeyi gerektirir.
Müzakere süreci zirve yaptığında böyle bir temsiliyet ile hareket edilecekse seçim yapmaya başkan seçmeye gerek var mı?
Yürütülen siyaset ve eğitim müfredatı ile Rum tarafındaki yeni nesil, partiler üstü bir şekilde demografik olarak bir anlaşmaya hiç sıcak bakmıyor. Bununla beraber ezelden beri yukarıda izah etmeye çalıştığım demokratik anlayış da başlı başına bir engel teşkil ediyor.
Hem demografik hem de demokratik bir kilitlenme söz konusu.
Zorla güzellik olmadığı gibi anlaşma da olmaz ama Rum bunu şansa bile bırakmamış. Sigortalamış. Bir nevi anlaşma olmamasına yönelik (“CATCH ALL”) madde eklenmiş bir siyaset poliçesini müzakere sürecine entegre etmiş.
Ha diyeceksiniz hepsi bitti Rum’un demokrasisi kabilevari bizimki nasıl?
Haklısınız.
Yine de Rum’daki dış baskıya karşı kurnazca kurgulanmış “demokrasi” anlayışı aklıma takıldı yazayım dedim.
Bizimkini yazan çok.



