Hindiçini’de Bir Osmanlı Trajedisi…

Bugüne kadar ikisi iş için, ikisi de turistik amaçlı olmak üzere dört kez Hindiçini’ye gittim. Bu bölgedeki Myanmar dışında tüm ülkeleri de az çok görme olanağım oldu. Ancak bu gezilerimin hiçbirinde ne yerel, ne de Türk rehberler Türk tarihinin Hindiçini’de yaşanan bir trajedisinden bahsetmediler. Bu trajedinin aktörleri Birinci Dünya Savaşı esnasında Irak ve Filistin cephesinde İngilizler’e esir düşen Osmanlı askerleri olmuş. Esirlerin büyük bölümü Osmanlı ordusunun Kut’ül Amere zaferinden sonra tekrar saldırıya geçen İngiliz kuvvetlerine teslim olmak zorunda kalan askerlerimiz. İlgi duyanlar bu muharebeleri İlhan Selçuk’un ‘Yüzbaşı Selahattiin’in Romanı’ (1) adlı belgelere dayalı romanından okuyabilirler.
Uzakdoğuya esarete giden askerlerin daha az bir bölümü ise Suriye-Filistin cephesinde esir düşenlerden oluşmuş. Kabaca 25 bin civarında olduğu tahmin edilen tüm bu esirlerin 10 bin kadarı o zamanlar Birleşik Krallık’ın kolonisi olan bugünkü Hindistan, Pakistan ve Bangladeş’e yollanmış. 15 bin civarında Osmanlı askeriyse yine bir Britanya kolonisi olan Burma’ya (bugünkü Myanmar) gönderilmişler. Zaten önemli bir kısmı yaralı olan bu askerlerin büyük bir bölümü de alışık olmadıkları iklim şartları, dizanteri, sıtma gibi salgın hastalıklar, kötü beslenme ve zorla çalıştırıldıkları yol ve demiryolu inşaatlarında karşılaştıkları ağır koşullar nedeniyle esarette şehit düşmüşler.

Myanmar’daki bilinen önemli Türk şehitlikleri – Thayetmyo ve Meiktila
Kut’ül Amare’de esir düşenlerin akıbeti uzun bir süre Osmanlı yönetimi tarafından da bilinememiş, ta ki aylar sonra ‘savaş esiri mektubu, görülmüştür’ ibaresiyle Burma’dan İstanbul’daki bazı ailelere mektuplar gelmeye başlayana kadar.
Sağ kalanlar ise Mondros Mütarekesi sonrasında, yani 1920-23 yılları arasında İngilizler tarafından serbest bırakılmaya başlanmış. Ancak o dönemdeki ulaşım koşullarının son derece zorlu olması, mali kısıtlar ve Burma’daki esirlerin İstanbul’un işgal altında olduğunu duymaları nedeniyle geri dönüşler sınırlı kalmış. Yıllar sonra 1950’lerde hala hayatta olanlardan bazı askerler Hindiçini’de açılan Türk Konsoloslukları sayesinde ailelerine haber gönderebilmiş, ancak onları da pek çoğu imkansızlıklar, ilerleyen yaşları ve Hindiçini’de oluşturdukları yeni yaşamları nedeniyle geri dönememişler.

Thayetmyo Şehitliği
Foto: ibrahimaybek.com
Bu bölgede yaşayan, büyük çoğunluğu Müslüman olan Çam halkları bu askerleri halifenin askeri olduklarından bağırlarına basmışlar. Topluma karışan bu askerler ‘Türk’ soyadları kullanmaya başlamış veya yerli halk tarafından kendilerine Türk lakabı verilmiş.

Meiktila Türk şehitlğini kapısında bölgeye yerleşmiş olan Türkler ve torunları
Kaynak: https://bpakman.wordpress.com/
Hindiçini’deki Osmanlı askerlerinin trajedisi ve mezarları konusu ilk kez 1958-60 yılları arasında Tür-kiye’nin Bangkok Büyükelçiliği’ni yapan değerli diplomatımız Necdet Kent döneminde gündeme gelmiş.(2) Daha sonra Hindistan’a atanan Kent işin peşini bırakmamış ve Birmanya’ya resmi başvuruda bulunarak 1961’de Thayetmyo’ya bir ziyaret gerçekleştirmiş. Bölgede yaşayan Müslümanların liderleri tarafından heyecanla karşılanan büyükelçiye buradaki şehitliğin yeri gösterilmiş. Ayrıca uzun diplomatik temaslar ve yerel Müslüman halkın yol göstermesiyle bazı diğer şehitlerin de yerleri kısmen de olsa belirlenebilmiş.
Kendisinden sonra aynı göreve atanan Büyükelçi Seyfullah Esin de konuyu aynı heyecanla takip etmiş. Eşi Dr. Emel Esin’in notlarına göre, bazı şehitlerin isimleri de belirlenmiş. Ancak bu kişilerin Tür-kiye’deki ailelerine ulaşılamamış. (3)
Günümüzde Myanmar’da bilinen ve son yıllarda TİKA tarafından ihya edilen Thayetmyo Şehitliği. Meiktila’da da yeri bilinen ama İkinci Dünya Savaşı esnasında İngilizler ve Japonlar arasındaki çatışmalarda harabeye dönüşen bir şehitlik daha bulunuyor. Ek olarak Burma’da Türk askerlerinin tutulduğu Shwebo ve Munklon isimli iki kamp daha olduğu biliniyor ama burada şehit düşenlerin mezarları kayıp.
Osmanlı mezarları sadece Myanmar ile sınırlı değil, Kamboçya’da da var. Özellikle Müslüman Çam Cham) halklarının yaşadığı bölgelerde üzerinde ay ve yıldız bulunan pek çok mezar taşı bulunuyor. Ancak bunlar ağırlıklı olarak halifeye bağlılıklarını göstermek için yerel halktan ölenlerin mezar taşlarına yerleştirilmişler. O nedenle hangi mezar gerçekten bir Türk askerine ait belirlemek son derece zor. Belki ileride DNA analizi yapılarak anlaşılabilir. Ancak yine de bazılarında Türk defin usullerinin gözlemlenmesi ve mezar taşlarının Türkçe olması bu mezarların Türklere ait olduğunun belirlenmesine yardımcı olabilmiş.

Myanmar’da belirlenmiş bir Türk mezarı
Burma’daki kara ve demiryolu inşaatlarından kaçıp veya mütareke sonrası Tayland üzerinden Fransız Hindiçinisi’nin bir parçası olan Kamboçya’ya geçen Türkler de olduğu bilinmekte. Hindiçini’de esaret sonrası da yaşamak zorunda kalan bu insanlar halifenin askerleri olarak Çam toplumunda büyük saygı görmüşler ve korunmuşlar. Bir kısmı da Müslüman Çam kadınlarıyla evlenerek bu bölgeye yerleşmiş.
O nedenle Tayland’ın başkenti Bangkok’un Çamların yaşadığı mahallelerinde ve Kamboçya’daki bazı Çam köylerinde ‘Türk Dede’ hikayeleri hala sık sık anlatılıyormuş. Bu Türkler’den ‘dedeniz çok uzaklardan gelmişti’ ya da ‘cesur ve dindar yabancılardı, bize İslam’ı daha derin öğretti’ diye pek çok anlatı Çam toplumunda hala varlığını koruyormuş. Kamboçya ve Vietnam’da bazı Çam köylerini ziyaret etmeme rağmen o zamanlar konudan haberim olmadığından irdeleme olanağım olmadı.
Mezarlarının yeri tam bilinmese de güney Vietnam’daki Çam köylerinde de bazı Türklerin izleri varmış. Bunların Mekong Deltası üzerinden Vietnam’a geçtiği, yerel halkın anılarında yer alıyormuş.
Son 20 yılda Türk kaynaklarında zaman zaman Hindiçini’ye yollanan Osmanlı esirleri hakkında bazı yazılar çıktı. Bunların en önemlileri 2018’de Prof. Dr. Bilgehan Atsız’ın (4) ve Ömer Ertur’un ‘Burma Esirleri’ kitabıdır. (5)
Son beş altı yıldır, Myanmar’daki yeniden alevlenen iç savaş nedeniyle de dışarıyla ilişkiler iyiden iyiye kopmuş olduğundan bölgede ciddi bir çalışma yapma olanağı halen yok. Zaten son dönemlerde Myanmar yönetiminin ülkedeki Müslüman azınlık Royingalar’a karşı uyguladığı etnik temizlik nedeniyle Türkiye ile ilişkiler iyice bozulmuş durumda.
Belki bu dönemde konuyla ilgili yurtiçinde bazı çalışmalar yapılabilir ve Dr. Emel Esin’in verdiği şehit listesindeki askerlerimizin ailelerine tekrar ulaşılması denenebilir. Bu sayede tıkanmış gibi gözüken araştırmalar sözlü tarih üzerinden yeniden canlandırılabilir.
1) Yüzbaşı Selahattin’in Romanı İlhan Selçuk, Cumhuriyet Kitapları
2) Necdet Kent hatırlanacağı gibi İkinci Dünya Savaşı esnasında Ouchy Fransası nezdninde Büyükelçimiz olan Atatürk’ün silah arkadaşı Behiç Erkin’in yanında üçüncü katip olarak görev yapmış ve pek çok Osmanlı Yahudisi’nin toplama kamplarına gönderilmesini hayatını riske atarak engellemiştir. İş insanı Muhtar Kent’in babasıdır. Kaynak: Emir Kıvırcık: Büyükelçi, Goa Yayınları
3) https://bpakman.wordpress.com/
4) Prof. Bilgehan Atsız Gökdağ, Türklerin Dünyası (Dil, Kimlik, Siyaset) Akçağ Yayınları 2018
5) Ömer Ertur, Sıradışı Bir Dostluk: Burma’da Türk Esirler, Denizler Kitabevi 2007



