Sektörel Barışa İhtiyacımız Var

Ekonomide yaşanan sıkıntılar bir kez daha gösterdi ki diyalog köprülerini çok sağlam kurmamışız.
Örneğin narenciyede, sektörün üç temel bacağı arasında ciddi bir soğuk savaş yaşanıyor.
Üretici en yüksek fiyatı isterken, tüccar satabileceği fiyatta ısrarlı.
Devlet bacağı ise siyasetin de etkisiyle inişli çıkışlı bir grafikte seyretmekte.
Üç taraf nedense bir türlü oturup konuşamıyor.
Hatta bir araya bile gelemiyorlar.
Tüccar hükümetin “ödenemez” boyutta yüksek fiyat açıklayarak sektörü sıkıntıya soktuğunu söylerken, bunun nedeni olarak da yaklaşan seçimi göstermekte.
Karşılıklı suçlamalar giderek yükselen perdede sürmekte.
Sektör göz bebeğimiz ama nedense bir araya gelip sorunlarımızı çözemiyoruz.
Diğer yandan bir diğer sektörümüz, hayvancılıkta da işler yolunda değil.
Hayvan sayısının yeterli olup olmadığında bile hem fikir olamıyoruz.
Üreticilere göre yeterince hayvan mevcut. Ama kasaplar aynı görüşte değil.
Yetersiz hayvan sayısının fiyatları aşırı yükselttiğinden şikayetçi olan kasaplar, bunun önüne geçilmesi için tek yolun karkas et ithali olduğunu dillendirmekteler.
Üretici ise mevcut hayvanların talebi karşılayabileceğinde ısrarlı.
İthalatın sektörü bitireceğini savunuyorlar.
Bu konuda devlet henüz sessizliğini bozmuş değil.
İki temel sektör ve iki büyük sorun.
Sektörler de büyük sorunları da büyük.
Ama çözümsüz değil.
Çözebiliriz.
Yeter ki bir araya gelip konuşabilelim.
Ama yapamıyoruz ya da yapmıyoruz.
Nedeni hangisi olursa olsun sonuç değişmiyor.
Sektörlerin kendi içerisinde ciddi bir “barış” ihtiyacı bulunmakta.
Bu noktada arabulucu görevi devlete düşmekte.
Ancak gel gör ki devlet arayı bulmak yerine taraf oluyor.
Bu da işleri içinden çıkılmaz bir hale getiriyor.
Toplumsal olarak ciddi bir şekilde birbirimizden kopuyoruz.
Bir kopuş yaşıyoruz.
Son olarak ceza yasasında yapılan değişiklik ile bir anda basının ve hukuk camiasının karşı karşıya gelmesi de bu kopuşun bir sonucudur.
Örnekleri çoğaltabiliriz.
Ama bunun yerine yanlıştan dönme çağrısı yapmak sanırım çok daha faydalı olacaktır.
Diyalogsuzluk bizi birbirimizden koparmakta, sorunların çözümüne engel olmaktadır.
Birilerinin çıkıp da bizi bir araya getirmesini beklemek yerine kendimiz adım atmalıyız.
Gereken adımı atalım ve görelim.
Bakalım karşı taraf ne yapacak…
Ben eminim ki bu ülkenin güzel insanları kendilerine yönelik güzel hareketlere aynı güzellikle karşılık verecektir.


