Hasan Hastürer

Kıbrıs Türk halkı; algı değil, şeffaflık görmek istiyor…

 Siyaset; sadece konuşma becerisi değil, aynı zamanda fedakârlık yapabilme cesaretidir.

   KKTC’de siyasilerin maaşlarından yüzde 10 kesinti yapılmasının gündeme gelmesi bu nedenle önemli mi? Önemlidir diyelim. Çünkü ekonomik sıkıntının büyüdüğü dönemlerde toplum önce yönetenlerin ne yaptığına bakar. “Halk fedakârlık yapacaksa siyasiler ne yapıyor?” sorusu yüksek sesle sorulur.

Peki, kötü mü oldu?

Hayır.

   Ancak burada önemli olan sadece kararın kendisi değildir. Alınan tedbirin sonucu kadar anlamı, hedefi ve topluma verdiği mesaj da değerlidir.

   KKTC bütçesi yıllardır Türkiye’nin desteğiyle ayakta duran bir bütçedir. Bunu inkâr ederek gerçeklerden kaçamayız. Maaş kesintisiyle elde edilecek tasarruf toplam bütçe içerisinde belki çok büyük bir rakam olmayacak. Hatta teknik hesaplamalar yapıldığı zaman ortaya çıkacak tasarruf miktarı bazılarını şaşırtacak kadar sınırlı da olabilir.

   Ama mesele sadece rakam değildir.

   Toplum bazen ekonomik sonuçtan önce manevi duruş görmek ister.

   “Ben de fedakârlık yapıyorum” diyebilen yönetici görmek ister.

   Bu nedenle yüzde 10 kesinti kararı ekonomik boyutundan daha fazla psikolojik ve siyasal sonuç üretmeye adaydır.

***

Ancak burada durup basit ama önemli bir soru sormak gerekir.

   Yapılacak kesinti hangi milletvekilini, hangi bakanı ne kadar etkileyecek?

   Çünkü herkesin ekonomik gerçekliği aynı değildir. Bazı siyasetçiler için yüzde 10 ciddi bir kayıp anlamına gelirken servetini açıklamaktan kaçınanlar için neredeyse hissedilmeyecek bir rakam olabilir.

   Ben bu soruyu kişisel meraktan değil, sorgulanması gereken bir noktaya ışık tutmak için soruyorum.

***

Toplum adına fedakârlık konuşulurken fedakârlığın gerçek etkisi de bilinmelidir.

Bu satırları yazarken henüz böyle bir uygulamanın yıllık bütçeye ne kadar katkı sağlayacağını bilmiyorum. Gün içinde bu konuda resmi bir bilgi paylaşılırsa önümüzdeki günlerde daha somut değerlendirme yapmak mümkün olacak.

   Tam da burada öğrenilmesi gereken başka bilgiler de var.

   Örneğin devlet bütçesinden siyasi partilere yapılan katkı ne kadardır?

   2026 yılında hangi siyasi parti ne kadar devlet yardımı alacaktır?

   Ve daha önemlisi…

   Siyasilerin maaşlarından yapılacak toplam kesinti, siyasi partilere verilen devlet katkısından az mı olacak, çok mu olacak?

***

Bu sorular önemsiz değildir.

   Çünkü yıllardır bütçeden ciddi katkı alan siyasi partilerin mali yapılarının da konuşulması gerekir. Şeffaflık sadece devlete değil, siyasi partilere de lazım.

   Partilerin mal varlığı nedir?

   Mal varlığı olmayan, kiracı olan partiler, ağırlıkla hangi kuruluşun kiracısıdır?

   Ödedikleri kiraları ayrıntılı olarak açıklayabilirler mi?

   Yıllarca devlet katkısı alan ama elle tutulur mal varlığı oluşturamayan partiler varsa, bunun da izah edilmesi gerekir.

   Siyaset sadece seçim dönemlerinde halka hesap verme işi değildir.

   Demokrasilerde hesap verme yükümlülüğü süreklidir.

   Kıbrıs Türk halkı, bu bağlamda artık slogan değil, rakam görmek istiyor.

   Algı değil, şeffaflık görmek istiyor.

Yüzde 10 kesinti bir başlangıç olabilir.

Ama esas mesele, siyasetin bütünüyle toplum karşısında daha açık, daha hesap verebilir ve daha samimi bir çizgiye gelip gelmeyeceğidir.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu