Anılarda yolculuk… Durum ciddidir!

Bugün de gelin hep birlikte anılarda yolculuk yapıp, tam çeyrek asır önce, 16 Mayıs 2001’de yayımlanan “Durum ciddidir!” başlıklı yazımı okuyalım…
***

“Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Kıbrıs Rum Yönetimi’nin 4. başvurusuyla ilgili kararını açıkladı.
Kararda Türkiye mahkum edildi.
Her karar gibi bu karar da bundan sonra pek çok benzer içerikli başvuru için daha kolay karar nedeni olacak.
Durum ciddidir.
Kıbrıs sorunu taraflarca kabul edilecek bir çözüme süratle ulaşamazsa, Türkiye ve KKTC’nin başı ciddi bir şekilde ağrıyacaktır. Kıbrıslı bir Türk olarak endişeliyim.
Bu satırların yazarı olarak, elimi kemerin buluştuğu noktalardan ileri savurup, “Ha bilmem ne!” diyebilirdim. O kolay.
İki yıl önce kabul edilen ilgili protokol nedeniyle alınan kararın istinaf edileceği bir üst yargı organı yok.
Türkiye, Afrika, Güney Amerika ya da Uzakdoğu’nun Batı’yla, Avrupa’yla bağı ve beklentisi olmayan bir ülke de değil. Bu nedenle kararın hukuki, siyasi ve ekonomik sonuçlarını göğüslemeye hazır olmalıdır.
Mülkiyet hakkıyla ilgili Loizidu davası 600 bin sterlin tazminat ödenmesi kararıyla sonuçlandıktan sonra 2 bin 500 yeni başvuru Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne ulaştırılmıştır.
Son karar içerik olarak öylesine geniş ki mülkiyet konularından, insan hakları konularına kadar her konuda bireysel başvurulara kaynak olabilir.
Türkiye kararları dikkate almamayı sürdürürse, Avrupa Konseyi üyeliğinin askıya alınması gündeme gelebilir. Avrupa şu ana kadar Türkiye ile restleşme noktasına gelmekten çeşitli nedenlerle kaçınmıştır. Ancak hukuk düzeni, demokrasi ve insan hakları konularında duyarlı seslerin Avrupa Birliği üyesi ülkelerin parlamentolarında ısrarlı bir şekilde yükselmesi durumunda neler olabileceğini kestirmek kolay değildir.
Türkiye, AB yolunda ilerlemektedir. AB kriterleri içerisinde AİHM kararlarına uymak da vardır. Tek başına uyulmayan AİHM kararları bile Türkiye’nin AB yolunda ilerlemesi önünde takoz olabilir.
KKTC’ye uygulanan ambargoların kapının aralık tutularak sürdürüldüğünü de bilmezlikten gelmeyelim. Avrupa’dan ithalat yaparken ihracatta yapıyoruz.
KKTC vatandaşları, giderek artan sayıda ülkeye KKTC pasaportu ile seyahat edebiliyor. Kıbrıs Türk Hava Yolları, Avrupa kentlerine uçuyor. Avrupa kentlerinden KKTC’ye uçuşlarda Ercan’a kadar bagajların ulaşımını sağlayacak şekilde bagaj kabulü, check in yapılıyor. Tanınmayan Ercan Havalimanı’nın adı bagajlara yazılıyor.
Çakurmas davası karar aşamasına gelirken özellikle İngiltere’nin çektiği resti, politikaya yakın herkes biliyor. Kıbrıs konusunda uzlaşı olasılıkları tümüyle ortadan kalkarsa, AİHM kararları gündeme getirilip, KKTC’ye soluk alamayacağı kararlar uygulanabilir. Bunlar ciddi tehlikelerden sadece birkaçıdır.
***
Kıbrıs’ta insan hakları ihlali bakımından sadece Türk tarafı mı suçlamaya açıktır.
Hayır, ciddi bir araştırma da Rum tarafının insan hakları ihlal dosyasının kabarık olduğu gün ışığına çıkarılabilir.
İşte Erkan Eğmez olayı. Aynı İnsan Hakları Mahkemesi, Rum Yönetimi’ni mahkum etmedi mi?

Prof. Bakır Çağlar’a bu konudaki görüşünü de sordum pazar günkü telefon sohbetimizde. Yanıtı çok açıktı. “Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde Türkiye’yi temsil edip, savunurken, KKTC makamlarıyla da sıkı temas halindeydim. O dönemde Rumlara karşı insan hakları ihlali davaları açmamızı önerdim. Elimizde çok sıkı kanıtlı konular vardır. Ancak, dava açılırsa muhatap olan Rum Yönetimi tanınır diye kabul edilmedi. Halbuki dava açılmasının tanıma anlamına gelmediğini yansıtmanın yolları vardır.”
(Anımsatma: Prof. Dr. Bakır Çağlar 26 Temmuz 2011’de Kıbrıs’ta yaşama gözlerini yummuştu.)
***
Futbolda “en iyi savunma hücumdur” anlayışını hep benimsedim. Ne acıdır ki haklı yanlarımız çok ağır basan Kıbrıs konusunda hep savunmada kaldık, oyunu kendi yarı sahamızda kabul ettik. Böyle olunca da hep gol yedik.” (16 Mayıs 2001-KIBRIS)


