Hasan Hastürer

Teknoloji hiçbir zaman yalnızca teknoloji değildir…

Kıbrıs’ta da bir dönem vardı…

   Evinde telefonu olan insan, mahallenin ayrıcalıklı insanı sayılırdı. Telefon çaldığında evin içinde küçük çaplı bir heyecan yaşanırdı. Uluslararası görüşmeler de yaptık…

   Güney Lefkoşa’da Telefon Dairesine gidip karşıdan ödemeli Londra’daki kardeşlerimle görüştüm.

   Sonra zaman değişti.

   Ev telefonlarının yanına çağrı cihazları geldi. 1990’lı yıllarda belinde çağrı cihazı taşıyan insanlar “ulaşılması gereken insan” kabul edilirdi. Doktorlar, iş insanları, yöneticiler… Kısa bir sinyal sesi bile önemliydi. Ardından cep telefonları hayatımıza girdi. Önce sadece konuşuyorduk. Sonra mesaj yazmaya başladık. Bir süre sonra telefon sadece telefon olmaktan çıktı. Takvim oldu, fotoğraf makinesi oldu, gazete oldu, televizyon oldu. Ardından akıllı telefonlarla birlikte insanlığın avucu dünyanın merkezine dönüştü.

   Bugün görüntülü konuşma yapıyoruz. Dünyanın öteki ucundaki insanla yüz yüze sohbet ediyoruz. Bir zamanlar bilim kurgu gibi görülen şeyler artık sıradan.

***

Ancak bütün bu dönüşümün temelinde bilgisayar ve devamında internet vardır.

   Bilgisayar yalnızca bir cihaz değildi. İnsanlığın düşünme, üretme, hesaplama ve bilgiye ulaşma biçimini değiştirdi. İnternet ise mesafeleri anlamsızlaştırdı. Bilgi artık kütüphanelerde saklanan bir güç olmaktan çıktı. Herkesin cebine girdi.

   Biraz daha geriye gidersek hesap makinesi bile devrimdi.

Bugün çocukların saniyeler içinde yaptığı işlemler için insanlar bir dönem dakikalarca hesap yapardı. Teknolojik gelişim çoğu zaman sessiz ilerler. İnsanlık alışa alışa değişir. Bu nedenle büyük dönüşümler ilk başta tam fark edilmez.

***

Şimdi ise yeni bir eşikteyiz.

   Yapay zekâ… Kim ne kadar hayal ederdi bilinmez ama artık insan soruyor, makine cevap veriyor. Üstelik sadece cevap vermiyor; yazıyor, çiziyor, analiz ediyor, öneriyor, hatta öğreniyor.

   Bir yönüyle büyük kolaylık. Öteki yönüyle ciddi bir bilinmezlik.

   Çünkü teknoloji hiçbir zaman yalnızca teknoloji değildir. Ekonomiyi değiştirir, siyaseti etkiler, meslekleri dönüştürür, insan ilişkilerini yeniden şekillendirir.

   The Economist Dergisi’nin mayıs sayısında bu konu “İş Kıyametine Nasıl Hazırlanılır?” başlığıyla ele alındı. Çok çarpıcı bir soru. Çünkü artık mesele yalnızca yeni teknolojiye sahip olmak değildir. Mesele, değişen dünyada insanın kendi yerini koruyabilmesidir.

Belki de geleceğin en büyük mücadelesi budur. İnsan kalabilmek… Teknolojiyi kullanırken teknolojinin gölgesinde kaybolmamak.

***

The Economist’teki, “Bir iş kıyametine nasıl hazırlanılır…” başlıklı yazıdan bir kesit:

   “ChatGPT’nin 2022’de piyasaya sürülmesi, yapay zeka patlamasını başlattı ve AI yöneticilerinden yaklaşan bir iş kıyameti konusunda uyarılar zinciri aldı. Ürünlerinin yıkıcı etkilerini abartmak için sebepleri olduğu ya da zengin ülkelerde istihdamın neredeyse tüm zamanların en yüksek seviyelerinde olduğu bir yana, karanlık mesaj yayıldı. Her on Amerikalıdan yedisi, yapay zekanın insanların iş bulmasını zorlaştıracağını düşünüyor; neredeyse üçte biri kendi işleri için endişeleniyor. Özellikle bilgisayar programcıları için üniversite mezunları açısından iş fırsatlarının azlığı, korkuyu artırıyor.

   Geçmiş, kaygılılar için bir nebze teselli sunar. İşgücü piyasaları sürekli değişir. Bugünün ofisleri, 50 yıl önceki bir işçi için tanınmaz olurdu. Modern tarihte teknolojik ilerlemenin insan emeği talebini genel olarak olumsuz etkilediği hiç görülmemiştir. Ekonomi tarihçileri artık Sanayi Devrimi sırasında işçi sınıfı ücretlerinin daha geniş ekonomiyle kıyaslandığında daha yavaş arttığı dönemi olan ‘Engels’in duraklamasının’ büyüklüğünü küçümsüyorlar.

   Ancak tarih her zaman geleceğe iyi bir rehber değildir, tıpkı Sanayi Devrimi’nin kendisinin gösterdiği gibi. En iyi yapay zeka modelleri harika. İnsanların bir yıl önce tahmin ettiğinden çok daha karmaşık kodlama görevlerini yerine getirebiliyorlar. Yapay zeka ajanlarının sayısı patladı. İşletmelerin yapay zekaya yaptığı harcamalar dramatik şekilde arttı. Popüler bir model üreticisi olan Anthropic’in yıllık tekrarlayan geliri, haziran ayı sonuna kadar 50 milyar dolara ulaşacak. İşgücü piyasası verilerinde henüz yapay zekanın birçok işi yok ettiğine dair bir kanıt yok. Ancak ne kadar hızlı geliştiği göz önüne alındığında, yapay zekanın işlere zarar vereceği endişelerini reddetmek aceleci olur. Toplum, kaynakların köklü bir şekilde yeniden dağıtılmasının ve siyasi çalkantının eşiğinde olabilir.”

***

Sahi bizim KKTC’de bu konular özellikle ülkeyi yönetenlerin ne kadar gündeminde?

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu