Kıbrıs

Ticaret Odası Başkan Vekili Limasollu: Bizi enerji yatırımı kurtarır

Ticaret Odası Başkan Vekili Aziz Limasollu, ülkedeki ekonomik sarmaldan çıkış formülünün enerji yatırımları olduğunu kaydetti.

Özel sektörle birlikte… Aziz Limasollu, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni kurtaracak en temel hamlenin enerji olacağını söyleyerek; Türkiye’den gelecek kablo ve doğal gaz gibi hayati konuların özel sektörle birlikte masaya yatırılıp acilen somut adımlara dönüştürülmesi gerektiğinin altını çizdi.

Seher AKBAĞ

KIBRIS TV’de yayınlanan “Güne Yansıyanlar” programında Seher Akbağ’ın sorularını yanıtlayan Kıbrıs Türk Ticaret Odası (KTTO) Başkan Vekili Aziz Limasollu, ülke ekonomisinden bürokrasiye, enerji krizinden hayat pahalılığına kadar birçok konuda açıklamalarda bulundu.

Limasollu, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni kurtaracak en temel hamlenin enerji olacağını söyleyerek; Türkiye’den gelecek kablo ve doğal gaz gibi hayati konuların özel sektörle birlikte masaya yatırılıp acilen somut adımlara dönüştürülmesi gerektiğinin altını çizdi.

“Türkiye’den kabloyla elektrik projesi 3-4 yıl sürer, boş duramayız”

Enerji maliyetlerinin ve arz güvenliğinin sanayinin omurgası olduğunu ifade eden Limasollu, Türkiye’den Kıbrıs’a kablo ile elektrik getirilmesi projesine ticari olarak büyük katkı koyduklarını ve projeler ürettiklerini belirtti. Avrupa Birliği’nin bu projeye sıcak bakmadığını hatırlatan Limasollu, esas kurtuluşun bu kablo olduğunu ancak sürecin zaman alacağını söyledi:

“Bu uzak görülüyor diye oturup bekleyelim mi? Hayır. Tahmin ederim bu da 3-4 yıllık bir proje olsa gerek. Bugün başladığında çok çabuk biten projeler gibi gelmiyor bana. Ama boş durmak olmaz; kısır döngüden kurtulmamız lazım. Biz daha çok güneşten nasıl faydalanabiliriz, depolanabilir enerji kaynakları üzerinde çalışmamız gerektiğini çok uzun süredir söylüyoruz.”

Akşam saatlerinde güneşin devreden çıkmasıyla oluşacak handikabın pilli düzeneklerle aşılabileceğini kaydeden Limasollu, hükümet bünyesindeki enerji komitelerinin ürettiği projelerin hayat bulmasının çok uzun zaman aldığını ve zamanın hep aleyhe işlediğini vurguladı.

“Hayat pahalılığını aşağı çekmek için Başbakan’a sunum yapacağız”

Toplumun en önemli gündem maddesinin hayat pahalılığı ve zamlar olduğunu ifade eden KTTO Başkan Vekili, asgari ücret artışları ve yüksek baremli maaşlara yapılan aynı orandaki yansımaların bir “pahalılık sarmalı” yarattığına dikkat çekti:

“Asgari ücretimiz yüksekse, bu işçilik maliyetinin yüksek olduğu anlamına gelir. Enerji maliyetlerimiz de yüksek. Dolayısıyla mal ve hizmet haliyle yüksek olur ve rekabet şansımızı yitiririz. Hayat pahalılığını her maaşa aynı oranda yansıtırsak kalem çok açılıyor ve asgari ücretle üst kademe yöneticiler arasındaki bu açık, göz ardı edemeyeceğimiz bir pahalılık sarmalına ulaşıyor. Bunu frenlememiz lazım. Bizim çalışmalarımız hazırdır. Seçim arifesindeyiz, bunu uygulamaya cesaret edebilirler mi bilmiyorum ama bir yerden başlamamız lazım.”

“Bürokrasi en büyük yaramız!”

Aziz Limasollu, KKTC ekonomisinin önündeki en büyük engelin dış etkenlerden ziyade, içteki yapısal problemler ve hantal bürokrasi olduğunu vurguladı. Mevcut kamu reflekslerinin özel sektörün hızına yetişemediğini belirten Limasollu, dijitalleşmenin ve radikal kararların bir an önce hayata geçirilmesi çağrısında bulundu.

Yaraları sarmak için dış etkenlerin arkasına saklanılmaması gerektiğini, iç meselelerin ekonomiyi doğrudan vurduğunu belirten Limasollu, devlet dairelerindeki hantallığı ve koordinasyonsuzluğu eleştirdi:

“Bürokrasi özellikle ülkemizde var olan en büyük yaradır. Tapu Girne’de farklı çalışır, Lefkoşa’da farklı çalışır, Mağusa’da farklı çalışır. Aldığınız bir vekaletnamenin numarası bile Mağusa’da ayrıdır, Girne’de ayrı, Lefkoşa’da ayrıdır. Elektrik kurumuna bir başvuru yaptığımda Girne’deki başvurumun Lefkoşa’da da bulunması ve fiziki dosyayı değil, elektronik ortamda yürüyen projeyi almam lazım. Biz dilekçeyi yapıyoruz, günün sonunda Lefkoşa’ya geliyor, onaylanıp geri gidene kadar inşaat süresi bitiyor. Sonra ‘Süre doldu, ruhsatı yenileyin’ deniyor. Bu, tekrar başa dönmek demek. Bunun Hürmüz Boğazı’yla, İran savaşıyla ilgisi yok. Bu tamamen bizim iç meselemiz.”

“Altyapısı olmayan yere inşaat ruhsatı verilmemeli”

Ülkedeki plansız büyümeye de değinen Limasollu, belediyelerin ve devletin altyapı götürmeden imar izinleri vermesini eleştirdi. Eskiden aile apartmanları yapılırken, şimdi 600-800 konutluk dev projelerin geldiğini belirten KTTO Başkan Vekili, “Konuta verecek suyumuz, elektriğimiz, ulaşacak yolumuz yoksa ruhsat verilmemeli. Ruhsat verirken altına ‘ben buraya su veremiyorum’ yazmak marifet değil. O zaman vermeyeceksin ruhsatı. Önce altyapıyı götüreceksin, sonra imara açacaksın” dedi.

“Yabancı iş gücü ve üretimde fonlama modeli doğru planlanmalı”

Yabancı iş gücü akınına da değinen Limasollu, gelen her işçinin ailesini de getirdiğini, bunun okullarda ve hastanelerde plansız bir yük oluşturduğunu ifade etti.

Yerli üretimi desteklemek adına konulan fonların ise ürünü uluslararası alanda zayıf bıraktığını savunan Limasollu, şu benzetmeyi yaptı:

“Üretimi fon koyarak desteklemek, yerli ürünün gelişmesini engeller. Yüksek atlamada belli bir baraj vardır; o barajı geçerseniz olimpiyata gidersiniz. Eğer yerli sporcu o yükseklikte atlayamıyorsa onu olimpiyata yollamanın manası yoktur. Demek ki üretimimiz o alanda iyi değil. Biz fon koyup dışarı kapatmak yerine, niş ürünlere eğilmeliyiz. Portakalı mevcut haliyle satmak yerine konsantre yapıp, şişeleyip, kabuğunu yemde kullanıp katma değer yaratmalıyız.”

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu