Kıbrıs Türkünün mangalını devirdiler…

Kuzey Kıbrıs ile Güney Kıbrıs arasında fiyat ve hayat pahalılığı kıyaslaması yapmak için uzun uzun ekonomik raporlar okumaya gerek yoktur. Elbette rakamlar önemlidir. İstatistikler değerlidir. Ancak bazen halkın günlük gözlem, tercih ve davranışları, akademik verilerin söylediğinden daha güçlü sonuç verir.
Çok basit bir yöntem vardır. Kuzey Kıbrıs’taki marketlerde dolaşın. Eğer Rumca konuşan insan sayısı fazlaysa bilin ki Kuzey, Güney’den daha ucuzdur. Aynı gözlemi Güney Kıbrıs’ta yapın. Marketlerde Türkçe konuşanların sayısı artmışsa bu kez Güney daha ucuz hale gelmiştir.
Ekonominin sokaktaki dili budur.
***
Kim ne desin bir süreden beri, Kuzey’deki marketlerde Rumca konuşanların sayısı azalırken Güney’deki marketlerde Türkçe konuşanların sayısı çoğalmıştır. Hem de bariz şekilde.
İnsanlar milliyet duygusuyla değil, ceplerindeki paranın satın alma gücüyle hareket eder. Hele konu mutfaksa, çocukların beslenmesiyse, evin temel ihtiyaçlarıysa ideolojik sınırlar daha kolay aşılır.
İstediğiniz kadar resmi açıklama yapın… “Ekonomi kontrol altında” deyin… “Enflasyon düşüyor” deyin… Vatandaşın market arabası gerçeği ele verir.
Pahalılıkla mücadelede ilk doğru adres marketlerdir. Çünkü hayatın nabzı orada atar. Ekonomi profesörleri de bunu söyler, ev hanımı da bunu bilir.
***
Kuzey Kıbrıs’ta özellikle et fiyatları yıllardır tartışılır. Bugün konuşulan mesele, otuz yıl önce de konuşuluyordu. Kasaplar suçu üreticiye atar. Üretici ise fiyat farkının kasapta oluştuğunu söyler. Peki sonuç? Sonuç değişmez. Vatandaş pahalı et yer… Daha doğrusu artık çoğu zaman yiyemez.
Oysa çözüm imkânsız değildir. En temel ekonomi kuralları bile yol gösterir. Üretimde maliyeti düşürücü önlemler alınır. Yem maliyetleri kontrol edilir. Aracılık zinciri denetlenir. Haksız kazanç engellenir. Gerekirse belirli bir süre sıkı fiyat kontrolü uygulanır.
Serbest piyasa kutsaldır diye toplumun temel beslenme hakkı göz ardı edilmez.
Çünkü sağlıklı yaşam için mutfakta belli ölçüde et tüketimi gerekir. Bu yalnızca damak tadı meselesi değildir. Toplum sağlığıyla doğrudan bağlantılıdır.
Kıbrıs Türk halkıyla ilgili yıllardır söylenen bir söz vardır: “Kıbrıs Türkünün mangalına dokunmayın.”
Eskiden gerçekten de öyleydi. Şimdi mangala dokunma bir yana KIBRIS TÜRKÜNÜN MANGALINI DEVİRDİLER.
Yıllar evvel Boğaz Piknik Alanı’nda pazar günleri, sanki yangın çıkmış gibi mangal dumanı yükselirdi. Kalabalık aileler… Çocuk sesleri… Et kokusu… Paylaşmanın sıcaklığı…
Bugün o günler yeni nesle anlatılan nostaljik bir masala dönüştüyse durup düşünmek gerekir.
Çünkü mesele sadece mangal değildir. Mesele yaşam standardının sessiz sessiz değil, sesini yükselterek gerilemesidir.
***
Bir dönem Güney’den Kuzey’e yoğun alışveriş vardı. Rumların Kuzey’de market market dolaşması memnuniyet yaratıyordu. “Bakın ne kadar ucuzuz” deniliyordu. Şimdi çark tersine dönmeye başladıysa herkesin şapkayı önüne koyup düşünmesi gerekir. Özellikle de hükümetin ve iş dünyasının ilgili kesimlerinin… Çünkü hayat pahalılığı artık günlük hayatın merkezine oturdu.
***
En dikkat çekici çelişkilerden biri de şudur: Kuzey’de maaşlar döviz bazında bakıldığında kimi alanlarda Güney ortalamasına yakın hatta zaman zaman üzerinde görünebilir. Ancak satın alma gücüne geldiğinizde tablo tersine döner. Çünkü önemli olan maaşın kaç euro olduğu değil, o maaşla ne alabildiğinizdir. İşte kritik nokta tam da budur.
KKTC’de enflasyonun freni patlamış kamyon gibi aşağıya doğru indiği yönünde yaygın bir algı vardır. Eğer kontrolsüz pahalılığın önü alınamazsa, önümüzdeki dönemde çok daha ağır ekonomik ve sosyal sonuçlarla karşılaşılması kaçınılmaz olur.
***
Son bir önemli not…
Güney’den alışveriş yapanların sayısı arttı diye bunu tüm topluma yayılmış bir davranış gibi görmek de doğru değildir. Çünkü Kuzey’de yaşayan nüfusun önemli bir kısmının Güney’e geçiş imkânı yoktur. Kimisi ekonomik nedenlerle geçemiyor, kimisi Rum Yönetiminin kısıtlaması nedenleriyle, kimisi de günlük hayatın koşuşturması içinde yapamıyor.
Yani Güney’in ucuzlaması ya da Kuzey’in pahalılaşması karşısında Kuzey’de yaşayanların alternatif seçenekleri aynı değildir.
Unutmayalım… Hayat pahalılaştığında ilk sessizleşen sofradır. Sofra sessizleştiği zaman da toplumun huzuru uzun süre ayakta kalamaz.




