Hasan HastürerYazarlar

Nüfusu bilmeden, geleceği planlayamazsınız…

Kıbrıslı Türklerin nüfusu söz konusu olduğunda hafızalarda ilk yer eden rakam 120 bindir. Kıbrıs Cumhuriyeti kurulurken Rum nüfusunun sayısal üstünlüğü esas alınmış, siyasal temsil ve devlet yapısında yaklaşık yüzde 70’e yüzde 30 oranı kabul görmüştü. O günlerden kalan nüfus tartışmaları bugün hâlâ farklı biçimlerde gündemimizdedir.

***

1963 ile 1974 arasındaki dönemde nüfusumuzun ne olduğu çok da tartışılmadı.

Toplumun, Kıbrıs Türk halkının önceliği güvenlikti, varlığını korumaktı.

   Ancak 1974 sonrasında ortaya çıkan tablo farklıydı. Kuzeyde kalan toprak miktarıyla, ekonomik potansiyelle ve ihtiyaçlarla Kıbrıslı Türk nüfusunun büyüklüğü arasında sürdürülebilir bir uyum olmadığı kısa sürede görüldü.

Türkiye’den ilk gelenler için yapılan tanım “tarımsal iş gücü” idi. O dönemin şartlarında bu tanımlama oldukça mantıklı görünüyordu. Narenciye üretimi çok güçlüydü. Karpaz’dan başlayarak birçok bölgeden insanlar hasat dönemlerinde Güzelyurt’a gider, üretime katkı koyardı. Yetmiş beş bin dönüme ulaşan narenciye alanları zamanla otuz beş bin dönümler seviyesine geriledi. Buna rağmen bugün bile narenciyede yabancı iş gücüne ihtiyaç duyuluyor.

***

   Değişim yalnızca tarımla sınırlı kalmadı. Kuzey Kıbrıs’ın demografik yapısı yıllar içerisinde önemli ölçüde değişti.

   Önce günlük çalışma hayatında Kıbrıslı Türklerin sayısı azaldı. Boşalan alanları Türkiye’den gelen insanlar doldurdu. Daha sonra süreç yeni bir boyut kazandı. Marketlerdeki kasiyerlerden benzin istasyonlarındaki çalışanlara, araba yıkamacılardan paket servis yapanlara, inşaat sektöründen turizme kadar hayatın her alanında üçüncü ülkelerden gelen insanlar görünür hale geldi.

Türkmenistanlı, Filipinli, Bangladeşli, Pakistanlı, Nepalli ya da farklı ülkelerden gelen çalışanlar artık günlük hayatın doğal bir parçasıdır.

***

   Rahmetli İrsen Küçük’ün nüfusla ilgili bir soruya verdiği “Kalabalığız” yanıtı hâlâ hafızalardadır. Çünkü mesele yalnızca kaç kişi olduğumuz değil, kaç kişi olduğumuzu gerçekten bilip bilmediğimizdir.

   Bugün Kuzey Kıbrıs’ın nüfusunun 430 bin civarında olduğu söyleniyor. Ancak bu rakamı dile getirenlerin önemli bir kısmının bile rakama tam olarak inanmadığı görülüyor. Asıl sorun da burada başlıyor.

***

Nüfus politikası dünyanın her yerinde stratejik öneme sahiptir.

   Bir ülkede kaç insanın yaşadığını bilmeden, sağlık, eğitim, ulaşım, konut, çevre ve altyapı planlaması yapmak mümkün değildir. Sayıyı bilmiyorsanız ihtiyacı da doğru hesaplayamazsınız.

Bu tartışma yalnızca bize özgü değildir. Avrupa’nın birçok ülkesinde kitlesel göç en önemli siyasi gündem maddelerinden biridir. Almanya yıllardır bilimsel verilere dayalı yabancı iş gücü politikaları uyguluyor.

Avrupa’da son yıllarda göç karşıtı partilerin güç kazandığı görülüyor.

   İsviçre’de önümüzdeki Pazar günü yapılacak referandum da bu nedenle dikkat çekicidir. Sağ popülist İsviçre Halk Partisi, nüfusun on milyonla sınırlandırılmasını savunuyor. Gerekçe olarak konut sıkıntısını, kira artışlarını, betonlaşmayı, trafik yoğunluğunu, sağlık ve eğitim sistemleri üzerindeki baskıyı gösteriyor.

   İsviçre’nin mevcut nüfusu 9 milyon 100 bin. Talep edilen 2050 yılına kadar nüfusun 10 milyonu aşmaması. Nüfusun 2050’den önce 10 milyonu aşması durumunda ise devletin iki yıl içinde AB ile kişilerin serbest dolaşımına ilişkin anlaşmayı feshetmesi isteniyor..

***

Peki benzer bir referandum KKTC’de yapılabilir mi?

Açık konuşmak gerekirse, nüfus konusunda daha fazla veri, daha fazla şeffaflık ve daha fazla planlama talep eden insanlar vardır. Ancak bu talebi referanduma taşıyacak siyasi cesareti gösterebilecek bir siyasi partinin varlığını bugün için görmek kolay değildir.

Oysa nüfus meselesi siyaset üstü bir konudur. Çünkü nüfusu bilmek, aslında geleceği bilmektir. Geleceği planlamak isteyenlerin ilk yapması gereken de kaç kişi olduklarını doğru şekilde tespit etmektir.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu