Aziz KARAAZİZYazarlar

“Hristodulidis Hazır Erhürman Tereddütlü”

 

Çok enteresan günlerden geçiyoruz.
Hem içteki gündem hem de Kıbrıs konusunda yaşananlar gerçekten alıştığımız çizginin çok dışında.
İç politikayı bugünlük es geçelim ve Kıbrıs konusundaki gelişmelere bakalım.
Hepimizin malumu olduğu üzere “hareketli” zamanlara geçiş beklentisi oluştu.
Ya da oluşturuldu.
Sonuç değişmiyor.
An itibarıyla “hareket” beklentisindeyiz.
BM Genel Sekreterinin Kıbrıs Kişisel Temsilcisi Maria Angela Holguin’in Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman ve Rum lider Nikos Hristodulidis’le gerçekleştirdiği görüşmeler ve ardından yapılan açıklamaların yankıları da bu çerçevede sürüyor.
Cumhurbaşkanı Erhürmani le Pazartesi akşamı gerçekleştirdiğimiz canlı yayında işaret ettiği bir noktanın ne kadar isabetli bir tespit olduğunu da bu yankıları izlerken görmekteyiz.
Erhürman “Rum basınında Kıbrıs konusundaki haberler daha fazla yer bulurken bizim basın bu konuya o denli yer vermiyor” anlamında bir yorumda bulunmuştu.
Çok doğru bir tespit.
Rum basını konuya o kadar çok önem ve yer veriyor ki bir çok kez bir çok haberi onlardan öğreniyoruz.
En son olarak da Filelefteros gazetesi “Hristodulidis Hazır Erhürman Tereddütlü” başlığı altında verdiği haberinde, Erhürman ve Hristodulidis’in Holguin’le gerçekleştirdikleri görüşmelerin akabinde ortaya koydukları görüşlerinde “zıt yaklaşımlarının” yavaş yavaş ortaya çıktığı yorumunda bulundu.
Bu durum aslında bir sır değil.
Cumhurbaşkanı Erhürman düşüncelerini açıkça ortaya koymakta.
Ancak haberin dayandırıldığı nokta genel anlamda değil de özellikle “5+1” konferansına yönelik.
Rum tarafı bu toplantıya büyük önem addetmekte.
Hatta olduğundan da fazla bir önem yüklemek niyeti açıklıkla görülmekte.
Elbette ki bunun bir nedeni var.
İlk olarak 5+1 Gayri Resmi Konferans’a katılımın kaçınılmaz olduğu algısı yaratılarak Cumhurbaşkanı Erhürman’ı “mecbur” kılmaya çalışıyorlar.
Peki neden..?
Çünkü Cumhurbaşkanı Erhürman en başta ortaya koyduğu koşullar hangi ad altında olursa olsun olgunlaşmadan herhangi bir toplantıya katılmanın gereksiz ve zararlı olduğunu ifade etmekte.
Cumhurbaşkanı Erhürman, “5+1” için en başta konuşulan Güven Yaratıcı Önlemler konusunda somut ilerleme sağlanması gerektiğini anımsatırken, böylesi bir toplantının olumlu ilerleme sağlanabilecek Zemin oluşmadan “laf olsun” diye toplanmasının yaratacağı tahribatın büyük olacağına işaret etmekte.
O nedenle de eğer Hristodulidis gerçekten konunun hareketlenmesini istiyorsa olumlu bir yaklaşım ile hareket etmeli ve zeminin oluşmasını sağlamalıdır.
Aksi durumda baştakinden de geri bir pozisyona düşülecektir.
İşte tam da bu noktada ortaya çıkıp Kıbrıs Türk tarafını suçlayıcı bir politika izleyebilecekleri ortamı yaratmak için çaba gösteriyorlar.
Tek hedef Türk tarafının “suçlu” göstermek ve bunun üzerinden konuyu çok daha farklı durumlara sürüklemek.
Son dönemlerde kalkıştıkları tüm işbirlikleri de yaratmak için çaba gösterdikleri yeni ortamda kullanmak üzere planlanmıştır.
Bu noktada Cumhurbaşkanı Erhürman’ın ortaya koyduğu “soğukkanlı ve sabırlı” davranış son derece isabetlidir.
Kıbrıs Türk tarafı ve Türkiye ne istediğini çok iyi bilmekte ve bunu çok açık bir şekilde ortaya koymaktadır.
Bunun dışına çıkmasını beklemek, AB gibi oluşumların baskısıyla değişime gidileceğini murat etmek gerçeklerden kopmuş bir düşünce biçimi olur.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu