Kıbrıs

Öğrenciyi cezalandırma yerine ‘kazanma’ tüzüğü

Eğitim sezonu kapandı; ancak geride okullarda yaşanan disiplin sorunlarına çözüm arayışları kaldı. KTOEÖS, yeni bir Disiplin Tüzüğü talep ederken; Milli Eğitim Bakanlığı ise titiz bir çalışma yürütüyor:

 

“Suçlarda yüzde 60 artış var” … KTOEÖS Başkanı Ahmet Karaoğulları, Ortaöğretim Disiplin Tüzüğü’nün günümüz koşullarına cevap vermekte yetersiz kaldığını savundu. Son 2 yılda disiplin suçlarında yaklaşık yüzde 60’lık bir artış yaşandığını söyleyen Karaoğluları, tüzüğün kapsamlı şekilde revize edilmesi gerektiğini kaydetti.

 

“Disiplin Tüzüğü yenilenecek” … Genel Ortaöğretim Dairesi Müdürü Yusuf İnanıroğlu, tüzüğün günümüz şartlarına uygun güncellenmesi için çalıştıklarını, konuyu sendikalarla da ele alacaklarını açıkladı. İnanıroğlu, “Taslağı hazırlanan tüzükte öğrenciye cezadan çok iyi davranış kazandırmaya yönelik yaptırımlar olacak.” dedi.

Candan MERT

 

Karnelerin alınmasıyla, yapılan genel değerlendirmeler ışığında, okullarda artan disiplin vakaları, akran zorbalığı ve sınıf geçme uygulamaları yeniden tartışma konusu oldu.

Kıbrıs Türk Orta Eğitim Öğretmenler Sendikası (KTOEÖS) Başkanı Ahmet Karaoğulları, KIBRIS’a yaptığı kapsamlı değerlendirmede mevcut Ortaöğretim Disiplin Tüzüğü’nün günümüz koşullarına cevap vermekte yetersiz kaldığını belirterek, son iki yılda disiplin suçlarında yaklaşık yüzde 60’lık artış yaşandığını söyledi. Tüzüğün kapsamlı şekilde revize edilmesi gerektiğini vurgulayan Karaoğulları, rehber öğretmen eksikliğinden kalabalık sınıflara, yabancı uyruklu öğrencilerin uyum süreçlerinden sınıf geçme uygulamalarına kadar birçok yapısal sorunun eğitim ortamlarındaki disiplin sorunlarını derinleştirdiğine dikkat çekti.

Konular hakkında görüşlerine başvurduğumuz Genel Ortaöğretim Dairesi Müdürü Yusuf İnanıroğlu ise Disiplin Tüzüğü’nün günümüz şartlarına uygun olacak şekilde güncelleme çalışmalarının bulunduğunu, revize taslağı üzerinde çalışıldığını ve yeni eğitim öğretim dönemine kadar çalışmaları bitirme hedeflerinin olduğunu dile getirdi. İnanıroğlu, yeni tüzük içerisinde dijital konulardan öğrencilerin uyum süreçlerine kadar birçok konuda revize yapılacağını kaydederek, bu taslak üzerinde okul müdürleriyle görüşülerek çalışıldığını belirtti.


Karaoğulları: Disiplin Tüzüğü revizeye muhtaç

 

Ahmet Karaoğulları, sendika olarak Disiplin Tüzüğü’nün içeriği kapsamında, değişen kuşak öğrencilerle alakalı olarak akran zorbalığının da içerisinde olduğu bir çalışma hazırladıklarını söyledi.

Tüzükte birtakım değişikliklerin yapılmasının elzem olduğunu vurgulayan Karaoğulları, tüzüğün günümüz koşullarına göre güncellenmesi gerektiğini kaydetti. Karaoğulları, Mayıs–Haziran 2023’ten beri tüzüğün revizesi konusunda talepkâr olduklarını dile getirirken, “O zamandan bugüne, Milli Eğitim Bakanlığına bu talebimizi belirtmemize rağmen, sadece 2025 yılında kılık kıyafet konusunda bir değişikliğe gidilme kapsamında adım atılmıştır; ancak tüzük, birçok yönüyle revizeye muhtaçtır.” dedi.

Ahmet Karaoğulları

“Disiplin suçları arttı”


   Okullarda cep telefonu kullanımından akran zorbalığına birçok konuda muğlak kalan ve tüzükte yer bulmayan konuların tüzüğe etraflıca eklenmesi hususunda taleplerinin olduğunu vurgulayan Ahmet Karaoğulları, tüzükteki bu tarz eksikliklerden dolayı sınıf ortamlarında ve okulda sorunların artarak devam ettiğini raporladıklarını söyledi. Tüm bu raporlara rağmen ilgili kurum tarafından istendik adımların atılmadığını belirten Karaoğulları, “Tespitlerimize göre son 2 yılda işlenen disiplin suçları, neredeyse yüzde 60 artmıştır. Son yıllardaki bu artışın, önümüzdeki süreçlerde suçların daha da artacağı anlamına geldiğine dair öngörülerimiz var.” ifadelerini kullandı.

“Yabancı uyrukluların adaptasyonu iyi sağlanmalı”

 

Bir diğer sorun olan Sınıf Geçme Sınav Tüzüğü ile ilgili de değerlendirmelerde bulunan Ahmet Karaoğulları, normal şartlarda tüzük gereğince sınıf tekrarı yapması gereken öğrencilerin Bakanlar Kurulu kararınca bir üst sınıfa geçirildiğini kaydederek, bu gibi durumların disiplin suçlarını artırdığının altını çizdi. Karaoğulları, “Yeni jenerasyon öğrencilerin davranışsal anlamdaki değişimleri ve teknolojinin etkisinin yanı sıra, sınıf tekrarı yapması gereken boyutta akademik başarısı olmayan öğrencileri bir üst sınıfa taşımakla bu sorunlar katlanarak devam ediyor.” dedi. Üçüncü dünya ülkelerinden gelen aileler ve çocukların ülkeye adapte olmasında sorun yaşandığını aktaran Karaoğulları, bu anlamda bu ailelerin sosyokültürel anlamda entegrasyonunun sağlıklı bir şekilde sağlanamadığını dile getirdi. Karaoğulları, bundan kaynaklı, çocukların okullarda kendi ülkelerinden insanlarla kaynaştığını ve bu anlamda uyum sorunları yaşandığını söyledi.

Karaoğulları, “Bu gelişmeler, öğrencilerin okul içerisinde çeteleşme veya haraç olaylarına karışmaya teşvik eden ve dolayısıyla suç oranlarını artıran gelişmelerdir.” ifadeleriyle, üçüncü dünya ülkelerinden gelen ailelerin ve çocukların ülkeye adaptasyon süreçlerinin sağlıklı yürütülmesinin önemine dikkat çekti.

“Rehber öğretmen sayısı yetersiz”

 

   Karne günü Girne Anafartalar Lisesinde bir öğrencinin kendisine zarar verme girişimini anımsatan Ahmet Karaoğulları, “Allah’tan çocuğun sağlığı iyi ve bir sıkıntısı yok ama üçüncü dünya ülkelerinden gelen çocukların da bu kamusal eğitimden, anayasamız gereğince yararlanması ve bu anlamda nitelikli eğitim alması gerekiyor ama hala bu çocukların yeterli Türkçe eğitimini almadan, oryantasyon ve adaptasyon anlamında sağlam adımlar atılmadan, buradaki çocuklarımızla aynı ortamda eğitim almak durumunda kalmalarını ve bu anlamda yaşanılan zorlukları konuşuyoruz veya aynı şekilde, buradaki yerli çocuklarımızın, bu çocuklara karşı akran zorbalığı yaşatmalarından kaynaklanan sorunları konuşuyoruz. Bu anlamda okullardaki rehber öğretmen sayısının yetersizliği de okul ortamındaki disiplin vakalarının artışında önemli ölçüde etki yaratıyor. Üstelik bu akran zorbalığı ve şiddet, sadece okul ortamlarında kalmıyor; okul dışında, otobüs terminallerinde ve park alanlarında da daha sıklıkla görmeye başladığımız bir durum haline geldi. Bu da bu çocukların ailelerinin de kültürel anlamda ülkemize adaptasyon sürecindeki hatalardan kaynaklanıyor.” ifadelerini kullandı.

“Ortaokullarda sınıf tekrarı yok”

 

   Tüm bu hususların bütünsel ele alınması gereken unsurlar olduğunu kaydeden Ahmet Karaoğulları, “Hem Okullara Kayıt-Kabul Tüzüğü’nün revize edilmesi hem de yabancı uyruklu öğrencilerin oryantasyon ve dil eğitimlerinin tamamlanması gerekli. Diğer yandan bakıldığında, Sınıf Geçme Sınav Tüzüğü’nün revize edilerek uygulamaya sokulması önemlidir. Ortaokullarda sınıf tekrarı yok. Veliler, çocuklarına ‘Çalış da sınıfı geçesin.’ demesi gereken yerde bir bakıyor ki çocuğunun sınıfında çalışmadan, 4-5 dersten zayıf aldığı halde bir üst sınıfa geçmiş başka bir öğrenci var. Bu sefer de velinin, çocuğuna yaptığı uyarıları da oradaki eğitimcinin yaşama dair söylemlerinin tümü de lafta kalıyor çünkü maalesef Milli Eğitim Bakanlığının uygulamalarında diyet ödemeden bir üst sınıfa geçme olanağı var.” ifadelerini kullandı. Ortaokullarda sınıf tekrarının olmamasının, yeterli fiziki altyapının olmamasından kaynaklı olduğunu savunan Karaoğulları, “Eğer bu altyapıyı tamamlamazsanız ve sınıf tekrarı yapması gereken öğrencileri sevk ve idare etme yönünde adımlar atmazsanız, bu sefer ‘Talep var.’ denilerek atılan bu tarz adımların sonuçlarını hesaba katamazsınız.” dedi.

“Disiplin Kurulları da sıkıntılar yaşıyor”


   Karar alma mekanizmalarındaki yetkililerin de akademik başarısı yetersiz öğrencilerin sınıfı geçmeleri durumunda eğitim ortamında olumsuz dönüşlerin yaşanacağının farkında olduklarını aktaran Ahmet Karaoğulları, “Bu gibi uygulamalar, var olan tüzüğü delecek şekilde Bakanlar Kurulu kararlarına dayandırılarak yapılıyor ve bu şekilde yüzlerce öğrenci bir üst sınıfa taşınıyor.” dedi.

Disiplin Tüzüğü’ndeki muğlaklıkların giderilmemesi ve gerekli revizelerin yapılmamasından, okullardaki Disiplin Kurullarının da sıkıntılar yaşadığını vurgulayan Karaoğulları, bu kurulların alacağı kararların mevcut Disiplin Tüzüğü çerçevesinde olması gerektiğine ve yaşanan sıkıntıların tam da bu noktada olduğuna dikkat çekti. Karaoğulları, “Tüzükte muğlaklık ve belirsizlik varsa, alınacak kararların da bağlayıcılığı ne yazık ki istenilen seviyede olmayacaktır. Muğlaklıkların giderilmesi, tüm toplum açısından önem taşıyor.” dedi.

“Eğitim bütçesi 10 sene öncesinin altında”

 

   Eğitime ayrılan bütçenin 10 sene öncesine kıyasla azaldığına dikkat çeken Ahmet Karaoğulları , “2013-14’lü yıllarda, genel bütçede eğitime ayrılan bütçe yüzde 14 iken, 2026 bütçesinde bu rakam yüzde 12. Bir önceki yıl yüzde 12 buçuğun biraz altında. Okullara siz gerekli bütçeyi ayırmazsanız, sınıflardaki öğrenci sayılarını azaltmaya yönelik altyapı çalışmalarını tamamlamazsanız, bunun yanı sıra Disiplin Tüzüğü’nün içeriğini olması gerektiği gibi revize etmezseniz ve başta akran zorbalığı olmak üzere disiplin suçlarının artacağı şekildeki gelişmeleri engellemezseniz; tespitlerimize göre bu disiplin suçları artarak devam edecek.” ifadelerini kullandı.
İnanıroğlu: Tüzüğü yenileyeceğiz

 

   Yusuf İnanıroğlu ise Disiplin Tüzüğü’nün günümüz şartlarına uygun olacak şekilde güncelleme çalışmalarının bulunduğunu, revize taslağının çalışmalarının sürdüğünü ve yeni eğitim öğretim dönemine kadar çalışmaları bitirme hedeflerinin olduğunu dile getirdi. İnanıroğlu, yeni tüzükte dijital konulardan öğrencilerin uyum süreçlerine kadar birçok konuda revize yapılacağını kaydederek, bu taslak üzerinde okul müdürleriyle görüşülerek çalışıldığını belirtti. Taslağı hazırlanan tüzük içerisinde suç işleyen öğrencilere yapıcı cezaların verilme uygulamalarının bulunduğunu söyleyen İnanıroğlu, “Öğrenciye cezadan çok iyi davranış kazandırmaya yönelik yaptırımlar olacak. Örneğin bir çocuk ödevini yapmadı; onun cezası, kütüphaneye gidip ödevini yapmak olacak. Çöpü yere mi attı? O zaman o çöpü yerden alacak ve bu şekilde yapıcı davranışlar gelişecek.” dedi.

Yusuf İnanıroğlu

“Sendikalarla da görüşeceğiz”

 

Öğrenciyi kazanmak için sosyal sorumluluk yükleyecek cezaların verilmesi gerekliliğine vurgu yapan Yusuf İnanıroğlu, bir eğitimci olarak öğrenciye ‘davranış geliştirici’ cezalar verildiğinde öğrencinin yerinde saymak yerine sorumluluk bilinci ile hareket edebilecek alan açıldığının altını çizdi. İnanıroğlu, bu anlamda okul idarecileriyle uzun çalışmaların yapıldığını ve konu çerçevesinde sendikalarla da görüşüleceğini dile getirdi.

Dijital araçların amacı dışında kullanımı konusundaki düzenlemelerle alakalı da açıklamalarda bulunan İnanıroğlu, “Aslında birçok okulumuz bu anlamda fiilen uygulamalarını yapıyor. Örneğin, telefonların derste kullanılmaması açısından ‘Okula geldiğinizde telefonları buraya bırakacaksınız.’ şeklinde yer gösterimleri oluyor. Sadece bu ve bu gibi durumları, tüzükte yer alacak şekilde sabitlemeyi planlıyoruz.” ifadelerini kullandı.

 

“Okul kaydı için dil belgesi şart”

 

   Ahmet Karaoğulları’nın belirttiği ‘suçların son 2 senede yüzde 60 artması’ konusunu da değerlendiren Yusuf İnanıroğlu, bu oranın hangi çalışmalar konusunda tespit edildiğini sorarak, “Son 2 yılda öğrenci nüfusumuz da arttı, buna bir de bu yönden bakmak lazım.” dedi. Ülkeye 100 bin yabancı aile geldiğinde, onların çocuklarının da gelmesinin normal olduğunu vurgulayan İnanıroğlu, konuşmasında “Bu anlamda en büyük sorun dil bariyeriydi. Son 3 yıldır dil öğrenimi için merkezlerimiz var; öğrenci gider dili öğrenir, geçerli belgeyle bize gelirse okullara kaydedilir. Dil seviyesi yeterli olmadan, hiçbir öğrencinin kaydını almıyoruz. Eğer öğrenci yeterli seviyede Türkçe bildiğini söylerse, yeterlilik sınavına alırız ve o sınavı geçtiğinde yine kayıt hakkı kazanır. Onun haricindeki öğrencilerimizi, belgelerini kabul ettiğimiz merkezlere yönlendiririz. Bu merkezler Lefkoşa’da Atatürk Öğretmen Akademisi, Gazimağusa’da Doğu Akdeniz Üniversitesi, Girne’de ise Uluslararası Final Üniversitesidir. Bu merkezlerin dışında kalan belgeleri kabul etmeyiz ve bu anlamda yeterli öğrencileri okullarımıza kaydederiz.” ifadelerine yer verdi.

 

“Çocukların dil sorunu büyük ölçüde çözüldü”

 

   Tüm bunlar ışığında, ilkokul seviyesine kaydolmak isteyen bir öğrencinin A1 seviyesinde dil yeterlilik belgesinin olması gerektiğini kaydeden Yusuf İnanıroğlu, ortaokula kaydolmak isteyen öğrenciler için A2 ve liseye kaydolmak isteyen öğrenciler için ise bu seviyenin B1 düzeyinde olması gerektiğini vurguladı.

İnanıroğlu, üçüncü dünya ülkelerinden gelen çocukların dil sorununun, verilen eğitimler ve istenilen belgeler çerçevesinde büyük ölçüde çözüldüğünü dile getirerek, “Son zamanlarda bu çocukların dil konusunda önceden yaşadığı sorunları artık duymuyoruz.” dedi.

 

“Rehber öğretmen eksiğimiz yok”

 

   Yusuf İnanıroğlu, üçüncü dünya ülkelerinden gelen aileler için de Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ve diğer ilgili kurumlar tarafından entegrasyon çalışmalarının sürdüğünü kaydetti. Ahmet Karaoğulları’nın belirttiği ‘rehber öğretmen eksikliği’ konusunda da açıklamalarda bulunan İnanıroğlu, “Biz her sene, eksilen öğretmenlerimizin yerini dolduruyoruz. Geçtiğimiz yıl bu anlamda ilkokullar için 14 rehber öğretmeni ataması gerçekleştirdik.” dedi. Ağustosta sınavların tekrar açılacağını dile getiren İnanıroğlu, bu anlamda öğretmen eksikliği olan okullarda bu eksiklikleri tamamlayacaklarını ifade etti.

İnanıroğlu, “Birkaç öğretmenimiz emekli olduğunda zaten açılan sınavların ardından o öğretmenlerimizin yeri dolduruluyor.” ifadeleriyle, devlet okullarında öğretmen eksikliğinin bulunmadığını belirtti.

 

“8. sınıfta sınıf tekrarı var”

 

Ahmet Karaoğulları’nın kaydettiği “Ortaokullarda sınıf tekrarı yok.” başlıklı konuyu da değerlendiren Yusuf İnanıroğlu, Milli Eğitim Yasası kapsamında “Mecburi eğitim dönemlerinde öğrenciler kendi yaşı seviyesinde ve akranlarıyla eğitim almalı.” ibaresinin bulunduğunu vurgulayarak, “Sınıf Geçme Sınav Tüzüğü’nde bu anlamda 6 ve 7. sınıfta sınıf tekrarı yoktur; ancak bir öğrenci okula gitmezse, devamsızlıktan kalma durumu vardır veya çocuk derslerde çok zayıfsa ve aile rehberlik servisiyle görüşerek çocuğunun sınıf tekrarı yapmasını isterse, o şekilde sınıf tekrarı yapılır.” dedi. Ortaokul 3. sınıfta, yani 8. sınıfta başarısız olan bir öğrencinin sınıf tekrarı yapacağının da altını çizen İnanıroğlu, “Zaten bu çocuk 2 senede de bu şekilde geçip, 8. sınıfta da çalışmazsa sınıfta kalacak ve ortaokul mezunu olamayacak. Bu noktada şart olarak 8. sınıfın bütün derslerini geçmesini veya 3 yılın ortalaması olarak 5’in üstünde bir başarı göstermesini bekliyoruz. Bu şartlar karşılanmazsa zaten çocuk mezun olamıyor ve sınıf tekrarı yapıyor. Bu anlamda bir revizeye ihtiyaç olup olmadığını, olası revizenin artı ve eksilerini göz önünde bulundurarak tüm paydaşlarla oturup konuşmak lazım.” ifadelerini kullandı.

 

“Bir koltuğun devlete maliyeti ne kadardır?”

 

Bu anlamda İngiltere örneğini veren Yusuf İnanıroğlu, “İngiltere’de 16 yaşına kadar sınıfta kalma diye bir şey yok. Yani 11 yaşında bir çocuğa sınıf tekrarı yaptırdığımızda bize ne kazandıracağını düşünerek hareket etmeliyiz.” diyerek, “Bir koltuğun devlete maliyeti ne kadardır?” diye sordu. Bu konunun altyapı yetersizliğiyle alakasının olmadığını da kaydeden İnanıroğlu, “Her yıl yeni okul sayılarımızı artırıyoruz. Daha geçen gün yeni ortaokul yaptık. Sınıflarımızı da kapasitelerimizi de artırıyoruz. Yeni yaptığımız tüm sınıfları 48-50 metrekarelik yapıyoruz, yani maksimum 25-30 kişilik sınıflar olacak şekilde yapıyoruz. Bunun üstünde bir sayıyı fiziki olarak engelledik.” dedi. Fazla kapasiteli sınıfların eski okullar kapsamında kaldığını ve sayısının da çok az olduğunu dile getiren İnanıroğlu, “Ülkedeki bütün sınıf sayılarımızın toplamına öğrenci sayımızı böldüğümüzde 26-27 gibi bir sayı çıkıyor çünkü merkez bölgeler dışında 15-16 kişilik sınıflarımız da var.” şeklinde konuştu.

 

“İhtiyaçlı öğrencilerimize öğle arasında yemek veriliyor”

 

   Ahmet Karaoğulları’nın, ‘eğitim bütçesinin 10 sene öncesinin altında olduğuna’ dair ifadelerine de yanıt veren Yusuf İnanıroğlu, genel bütçenin büyümesinden dolayı bu rakamın az göründüğünü; ancak genel anlamda azalmanın söz konusu olmadığını kaydetti. İnanıroğlu, “Öğretmenliğe başladığım zaman okullar kendi telefon faturalarını bile kendi ödüyordu. Biz okullarımıza 3-4 yıldır bu anlamda bile bütçe veriyoruz. Eskiden böyle bütçeler yokken, yeni bütçeler yaratarak okullarımıza ilettik ve iletmeye devam ediyoruz. Tam gün okul olduğunda hiçbir öğrenci ‘Öğleden sonra aç kaldım.’ diyemez zira rehberlikler aracılığıyla tespit edilen ihtiyaç sahibi öğrencilerimiz için yiyecek-içecek bütçesi de veriyoruz. Okullarımızda kırtasiye, temizlik malzemesi, masa-sandalye sorunumuz yoktur. Bu anlamda bütçemiz büyüdüğünden, genel oranda verilen eğitim bütçesi azalmış görünse de aslında eğitim bütçesi azalmıyor.” ifadelerini kullandı.

Tüm bunların yanında okulların tamamına arıtma sistemi de kurulduğunu kaydeden İnanıroğlu, öğrencilerin bu anlamda okuldan su da içebildiklerini dile getirdi.

 

“Ailenin entegrasyonunda problem yok”

 

Girne Anafartalar Lisesindeki bir öğrencinin karne aldıktan sonra kendisine zarar verme girişimi hakkında da konuşan Yusuf İnanıroğlu, bu öğrencinin ailesinin 20 yıldır adada olduğunu ve bahsedildiğinin aksine bir dil sorunu olmadığını, çocuğun da Kıbrıs’ta doğup büyüdüğünü belirtti. Çocuğun babasının Pakistan, annesinin ise Filipinli olduğunu aktaran İnanıroğlu, ailenin uzun yıllardır KKTC’de bulunmasından dolayı adaya entegrasyonunda bir problemlerinin olmadığını vurguladı. Başka bir çocuğun da 4-5 dersten bütünlemeye kalabileceğini ve bunun üçüncü dünya ülke vatandaşı olunmasıyla bir ilgisinin bulunmadığını söyleyen İnanıroğlu, “Bu durum, çocuğun bundan dolayı kendisini aşağı atmasına sebep değildir. Olayı duyduklarında aile de şok oldu çünkü çocukla aralarında bir problem dahi yok. Bu çocuk, arkadaşlarıyla da arasında sorun olmayan bir çocuktur. Yani bu olay anlık gelişen, çocuğun o anlık psikolojisiyle yaşanan bir olaydır.” ifadelerini kullandı.

 

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu