Diplomasinin bir amacı da, çözüm ihtimalinin ölmesine izin vermemektir…

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres’in bugün gerçekleştireceği temasların öncesinde, Genel Sekreter’in Kıbrıs Kişisel Temsilcisi María Ángela Holguín dün hem KKTC Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman hem de Rum lider Nikos Hristodulidis ile görüştü.
Görüşmeler sonrasında özellikle Hristodulidis cephesinden gelen yansımalara baktığımız zaman, ayakların yere biraz daha sağlam basmaya başladığını gördük.
Bu önemlidir.
Çünkü Rum tarafının Kıbrıs sorununda yıllardır kullandığı yöntemlerden biri, görüşmeler başlamadan algıyı oluşturmaktır.
Bana göre bu yöntem artık demode olmuştur. Gerçekten yoksun algı, bir süre yürür. Sonra? Duvara toslar.
***
Tufan Erhürman Cumhurbaşkanlığı makamında yeni sayılır.
Ancak her görüşme öncesinde ve sonrasında bir devlet adamı ciddiyetiyle davranıyor.
Umudunu kaybetmiyor. Beklentiyi de gereksiz yere yükseltmiyor. Bir görüşme olumluysa “olumlu”, verimliyse “verimli” diyor. Olmayanı olmuş gibi göstermiyor.
Hristodulidis ise Guterres Ada’ya gelene kadar neredeyse her gün iç tribünlere oynayarak kırmızı çizgiler açıkladı.
Dün Holguín’le yaptığı görüşmenin ardından o kırmızı çizgilerin neredeyse solduğunu gördük.
Çünkü bunlar biraz da beklenti çizgileriydi.
Neydi beklenti?
Türkiye’nin de karşılarında bulunacağı bir müzakere masasının bir an önce kurulması.
Böylece Kıbrıs Türk tarafıyla değil, doğrudan Türkiye ile pazarlık yapacaklarını düşünüyorlardı.
Üstelik böyle bir pazarlıkta Avrupa Birliği’nin ağırlığının da kendi ellerindeki kartları güçlendireceğine inanıyorlardı.
Bu satırları yazarken kulislerden dinlediklerim, Rum liderin beklentileriyle yakın gündemin pek örtüşmediğini gösteriyor.
Çok büyük olasılıkla Guterres tarafların önüne yeni ve kapsamlı bir yazılı metin koymayacak.
Bilinen görüşlerini bir kez daha anlatacak.
Tarafları dinleyecek.
Ve açılım bekleyecek.
***
Bu aşamada Tufan Erhürman’ın izlediği siyasetin BM Genel Sekreteri’nin beklentilerine daha yakın olduğunu düşünüyorum.
Neden? Çünkü Erhürman’ın beklentileri başından beri daha gerçekçiydi. O gerçekçilik hâlâ geçerlidir.
Hristodulidis’in en büyük rahatsızlıklarından biri ise Kıbrıs Türk tarafının statüsünü, kendi değerlendirmelerine göre olumlu etkileyebilecek temaslardır.
Yabancı diplomatların Tufan Erhürman’ı Cumhurbaşkanlığı makamında ziyaret etmesi Rum tarafını rahatsız ediyor.
Şimdi Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri de Erhürman’la KKTC Cumhurbaşkanlığı’nda görüşecek.
Yabancı diplomatlar ve sonunda BM Genel Sekreteri kendi tercihleriyle Cumhurbaşkanlığı’na gidiyor.
Bu da ister istemez bir siyasi görüntü ve fiili durum yaratıyor.
***
Guterres bugün önce iki liderle ayrı ayrı görüşecek. Akşam yemeğinde birlikte olacaklar.
Yarın ise Guterres, Erhürman ve Hristodulidis aynı görüşme masasının etrafında buluşacak.
Peki iki günün sonunda ne çıkar? Sonuca yaklaştıracak bir müzakere sürecinin başladığının ilan edilmesini beklemiyorum.
Olumlu tarafları bulunan, diyaloğun devam edeceğini gösteren ama yeni ve kapsamlı bir sürecin başlangıcı sayılamayacak bir noktaya ulaşılması daha güçlü ihtimaldir.
Bir şeyden ise neredeyse eminim.
Guterres Ada’dan ayrılırken negatif mesaj vermeyecek.
Çünkü diplomasi bazen çözemediğiniz sorunu çözmüş gibi göstermek değil, çözüm ihtimalinin ölmesine izin vermemektir. Kıbrıs’ta bugün yapılmaya çalışılan da tam olarak budur.




