Cenk UZUNOĞLUYazarlar

Devlet yönetmeyi seçim kazanmak sananların sosyolojisi!

Adıyaman’da yıkılan otelin altında can verenleri yalnızca binaların inşasında kullanılan eksik, kalitesiz malzeme, kesilen kolonlar ve kat sayısının olması gerektiğinden fazla olması alıp götürmedi.

Aynı şekilde geçen pazar günü batan gemide ömür bırakanları, geminin bakım/onarım tarihçesine dayalı yapısal zayıflığını hiçe saymakve kaptanın Honduras’tan aldığı ehliyetin batan gemi türü için yeterli olmaması da alıp götürmedi.

Bu listeye devlet hastanesinde bir bebeğin öldüğü altı tanesinin de ciddi şekilde etkilendiği mama skandalını da ekleyebiliriz. Çeşitlilik açısından liste uzun.

Başlangıç noktası sırf bu yaşananlara çözüm bulmak olursa yetersiz kalır. Bununla sınırlı kalırsak yaşanan trajedinin çeşitlerinin arttığına ve benzeri acılara tanıklık yapmaya devam ederiz.

Bütün bu yaşanan felaketleri anlamak için arka planda bu iklimin Türkiye’de ve KKTC’de oluşmasına esas sebep olan “sosyolojiyi” tasvir etmek lazım.

Yalnızca maddi çıkarı peşinde siyasi güç zehirlenmesi ile düşünemez olan

Farklı düşüneni ötekileştirdiği için empati yapamayan, ben yaptım bak oldu diyen…

Çevresi yalnızca aynı kafa yapısındaki kalabalık bir sürüden oluşan…

Aynı kalabalığın içinde dünyaya gelmiş ve onun içinde göçüyor olmayı yeterli gören…

Karşısındakini farklı görüşünden dolayı hemen gayrı milli ilan eden…

Hatta ileriye gidip cehennemlik ilan edebilen…

Her geçen gün kalesini ören ve duvarlarını dışarıya kapatan bu sosyolojinin ürünüdür depremde çöken binalar, batan gemiler ve hastanede etil alkol verilen bebekler.

Başka ülke görmemiş.

Bir başka hukuk ve düzen görmemiş.

Seçim kazanmayı devlet yönetmek sanan.

Adını doğru koyalım, görmemişlerin sosyolojisidir bu. Kabul edelim bu sosyoloji artık bize de bulaştı ve ayrılmaz bir parçası olarak içine aldı. Göreceğimizi görmedik mi artık?

Herkesi kendine benzetme derdinde olan, hukuk değil siyasi güç odaklı düzenlemeler ile devlet yönettiğini zanneden bu sosyoloji, bir gün deprem, öbür gün batan gemi, başka bir gün de mama yerine etil alkol verilen bebeklerle uyanıyor. Uçtan uca ortalığı pislik götürdüğünü görüyoruz.  

Tüm bunlar görülüyor da ne oluyor?

Şöyle bir beklenti var.

Toplum tüm bunları görecek, anlayacak, uyanacak ve değişecek.

Deprem olunca yerküre fiziki değişime uğruyor ama muhatap olunan bu sosyoloji değiş artık diyerek değişmiyor.

Biz yakın geçmişe kadar Kıbrıs’ta bu sosyolojiden etkilenmeyiz, Türkiye’de yaşıyor olsak da Kıbrıs’a kaçarız diye düşünürken bu sosyolojinin yarattığı zihniyet depremde çocuklarımızı da önüne katıp götürdüğünü gördük. Geçen pazar günü de Girneden kalkan gemi depremde olduğu gibi tanımadığımız ama acısını hissettiğimiz birilerini yine alıp götürdü.  

Her şeyin kötüleştiğini hissettiğimiz bir dönemden geçiliyor.

Türkiye’de ve KKTC’de yaşayanlar “uzaklara kaçmak” zamanıymış gibi hissediyor.

İnsanların dürüst olduğu, düzgün iş yaptığı, yolsuzluk yapmadığı, hatta aklına bile getiremediği uzaklara kaçmak artık uzak bir hayal. Bu ruh halini umuda çevirmek lazım.

Tüm bu yaşananların mağduru aileler, hâkim olan bu sosyolojinin zemin hazırladığı zihniyetten, tarif edilemez acılarına kapılarak “kaçmak” ile hukuk devletinin egemen olduğu uzakları “kovalamak ve yakalamak” arasında bir tercih yapıyorlar.  Tüm bu yaşananlardan şu ana kadar etkilenmeyen bizler adına da yapıyorlar bunu.

Etrafı her türlü pislik götürse ve öfke haklı da olsa uçtan uca alternatifini bir yerden başlayarak ortaya koymadıkça ne yazık ki bu “sosyolojiyi” ikna edecek ve değiştirecek zemin ve iklim oluşmuyor.

Bu ikna sürecine yapacağı olası katkı açısından verilen ve verilecek olan hukuki ve siyasi mücadele bunun için çok değerli.

Sandığa gidildiğinde tüm bunları ve bu sosyolojinin Kuzeye yerleşmesine köprü görevi yapanları unutmamak lazım. Batan gemi ile dünya bizi geçen hafta tanımış da oldu! Devlet yönetmeyi seçim kazanmak sananlara anlayacakları şekilde seçim günü gerekli mesajıvermek elimizde. Mevsim değişecek ama yaşananları bugünün sıcaklığı ile Aralık’taki o serin pazar günü önümüze sandık geldiğinde canlı tutmalıyız. Göreceğimizi gördük. Bundan sonra seçim tarihi teferruat.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu