Hasan HastürerYazarlar

Işıklar içinde uyu Yaşar Gunni Hocam…

Yaşar Gunni… Yaşar Hoca… Yaşar Tevfikler…

Kıbrıs Türk toplumunda en yaygın bilinen adıyla Yaşar Gunni. Ben ise ona hep “Ağam” dedim.

Onu ilk kez futbol sahalarında tanıdım. Kendine özgü duruşuyla, oyun anlayışıyla ve kişiliğiyle sahalarımızda Yenicami formasıyla iz bırakan isimlerden biriydi.

***

Ancak esas tanışıklığımız, 1974 sonlarında öğretmenliğe adım atmamdan sonra başladı.

Öğretmen Koleji’nde bir hocamızın sözünü hiç unutmam:

“Sendika işlerine karışmazsan meslekte geleceğin parlak olur.”

Doğruya doğru…

O söz bir kulağımdan girdi, ötekinden çıktı.

1974-75 öğretim yılı başında öğretmenliğe başladım. Aradan çok geçmeden, 1975 yılının Nisan ayında Kıbrıs Türk Öğretmenler Sendikası’nın genel kurulunda dokuz kişilik yönetim kuruluna seçildim. Sonrasında öğretmen hareketinin içinde tam 18 yıl aktif görev yaptım.

KTÖS’te egemen olan anlayışla, düşünce dünyam büyük ölçüde örtüşüyordu. Bu nedenle hiçbir zaman uyum sorunu yaşamadım. Ancak orada kazandığım en önemli şey sendikal deneyim değil, hayat dersleriydi.

Öğretmenler Sendikası’nda, hayatıma yön veren insanların yanında oldum. Emeğe saygıyı, dayanışmayı, toplumsal sorumluluğu ve insan sevgisini öğrendim.

En önemlisi de şu ilkeyi:

“Kişisel çıkarlar, zümresel çıkarlardan; zümresel çıkarlar ise toplumsal çıkarlardan önde olamaz.”

Bu anlayış yalnızca bir slogan değildi. Bir yaşam biçimiydi.

***

Sendikanın kapısından içeri girdiğimiz andan itibaren yalnızca meslek büyüklerimizle değil, mücadele ve hayat hocalarımızla da tanıştık. İşte Yaşar Hoca da onlardan biriydi.

Rahmetli eşi Havva Hocanım ile birlikte KTÖS’ün unutulmaz isimleri arasında yer aldılar.

Bugün dönüp baktığımda, bize ağabeylik yapan o kuşaktan hayatta kalanların sayısı giderek azalıyor.

Onlar sıradan sınıf öğretmenleri değildi. Hayatı öğreten, duruş öğreten, insan olmayı öğreten öğretmenlerdi.

***

Dün öğleden sonra Yaşar Hocamızın hayata gözlerini yumduğunu duyduğumda inanmakta zorlandım.

Çünkü onu tanıyan herkes gibi ben de ölümü yakıştıramadım…

Hayatı boyunca kimseyi kırmayan, kimseyi incitmeyen bir insandı.

Yaşar Hocamızı anlatmak, aslında çok iyi bir insanı anlatmaktır.

Müthiş yardımseverdi.

Yardıma muhtaç birini gördüğünde cebindeki son kuruşu vermekten çekinmezdi. Eğer ihtiyacın daha büyük olduğunu düşünürse, hemen bir arkadaşını arar, onu da yardım halkasına dahil ederdi.

Paylaşmayı severdi.

İnsanların yükünü hafifletmekten mutluluk duyardı.

Bir başka özelliği ise duygusallığıydı. Özellikle son yıllarda çok daha hassas olmuştu. Bir olaydan etkilenir, bir anıyı anlatırken gözleri dolar, ağlarken çenesi titrerdi.

Çünkü kalbi yumuşaktı.

Çünkü insan sevgisi güçlüydü.

Çünkü vicdanı hep canlıydı.

***

Yaşar Hocamız, Gaziverenli….

Bugün ikindi namazının ardından onu Gaziveren’de toprağa emanet edeceğiz.

Bedeni o doğduğu topraklarda toprağa karışacak.

Ama Yaşar Gunni unutulmayacak.

Neden mi?

Çünkü gün geldi mücahit oldu.

Gün geldi örnek bir futbolcu oldu.

Gün geldi çok iyi bir öğretmen oldu.

Ama hepsinden önemlisi, hayatının her dönemini örnek bir Kıbrıslı Türk olarak yaşadı.

***

İnsanlar makamlarıyla değil, geride bıraktıkları izlerle hatırlanırlar.

Yaşar Hocamızın izi derindir. Gönüllerdeki yeri büyüktür.

Bu yüzden aramızdan bedenen ayrılmış olsa da anılarda, dost sohbetlerinde ve öğrencilerinin yüreğinde yaşamaya devam edecek.

Işıklar içinde uyu Yaşar Gunni Hocam… Mekânın cennet olsun. Havva Hocanım, seni bekliyor…

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu