Savunma Güvenliği En Son Konuşulacak Konudur..!

1 Ekim törenleri geride kaldı.
Rum Yönetimi bir kez daha “Kıbrıs Cumhuriyeti”nin kuruluşunu kutladı.
Gazetecilikte 25 yılı geride bırakmış birisi olarak dünden bugüne bu törenleri sürekli takip etmişimdir.
İlk yıllarımdaki törenler hala aklımda.
Henüz daha kapılar açılmamış ve geçişler başlamamıştı.
Rum enformasyon dairesinden alınan özel izinle geçiyor ve 1 Ekim törenlerini gazeteci olarak takip ediyorduk.
Çok iyi hatırlıyorum.
O zamanlar tüm gözler Rusya’dan alınmış olan tanklardaydı.
O zamanın gelişmiş silahlarındandı ve oldukça ilgi çekmekteydi.
Rusya ile olan ilişkiler çerçevesinde bu tanklar ve benzeri daha bazı başka araçlar da Rum Milli Muhafız Ordusu envanterindeydi.
1 Ekim törenlerini fırsat bilip bu silahları sergilemekteydiler.
O yıllarda yapılan yorumlarda Rusya eleştirilmekte, Kıbrıs’a yönelik bu silahlanma girişimine verdiği katkı nedeniyle uyarılmaktaydı.
Ama tüm o söylemler bir sonuç vermedi ve Rusya Güney Kıbrıs’a mümkün olan her türlü silahı satmayı sürdürdü.
Hatta bazı “güvenlik” anlaşmaları bile yapmışlardı.
Avrupa Birliği üyeliği sonrasında bile bu askeri işbirliği artarak devam etti.
Bu silahlanma Kıbrıs Türklerinde herhangi bir korku ya da endişe yaratmamıştı.
Çünkü zaten Türkiye buradaydı.
Derken gel zaman git zaman işler tersine döndü.
Bir anda dünya tersine dönüverdi.
Rum Yönetimi ile Rusya ister istemez ayrı düştüler, farklı dünyaların üyesi oldular.
Özellikle Ukrayna savaşı buna neden olmuştu.
Rum Yönetimi bu kez yine değişen dengelere ayak uydurdu ve İsrail ile ABD başta olmak üzere Fransa ve diğer ülkelere askeri açıdan kapılarını açtı.
Daha düne kadar Rusya ile ortak ordu kurmuş olan bir ülke bir anda NATO hayalleri görmeye, elde ettiği farklı silahlar sayesinde Türkiye’yi korkutabileceğini düşünmeye başladı.
Bugünkü mevcut koşullarda Türkiye ile Amerika Birleşik Devletleri’nin herhangi bir yerde herhangi bir nedenle askeri açıdan karşı karşıya gelebileceğini, hatta çatışmaya gireceğini düşünen ve buna inanan var mıdır gerçekten..?
Özellikle de Ortadoğu’da Suriye özelinde yaşanan gelişmeler ve İran ile çok da yolunda gitmeyen savaş göz önüne alındığında, ABD’nin değil Türkiye ile savaşmak, bunu aklından bile geçirmeyeceğini ortalama bir şekilde bu konulara kafa yoran herkes rahatlıkla bilecektir.
O nedenle de Rum tarafının elde ettiği çeşitli ülkelere ait silahlar ve bu ülkelerin askerlerini konu etmek, manşet yapmak ve bir sorunmuş gibi göstermek sadece zaman kaybı olur.
Türkiye’nin varlığı sayesinde bugün Kıbrıs’ta sadece Kuzey değil Güney de güvenliktedir.
Bunu zaten herkes biliyor.
O nedenle de artık bu konuya gereğinden fazla zaman ayırmayalım.
Biz önümüze bakalım.
Ülkenin ihtiyaçları ortada.
Bunları tamamlamak için plan yapalım ve çalışalım.
Bu ülkenin bir güvenlik zafiyeti yoktur ve de olmayacaktır.
Askeri konulara değil de ekonomik konulara eğilelim.
Ekonominin çarklarının düzgün dönebileceği bir yapı için kafa yoralım.
Yolunu bulalım ve çalışalım.
Esas ihtiyacımız budur.


