Güvenlik Diyoruz Ya.

Kıbrıs meselesi konuşulurken en çok kullanılan kelimelerden biri “güvenlik”tir. Özellikle de Kıbrıs Türk halkının varlığını koruması açısından Türkiye’nin garantörlüğü her zaman hayati bir unsur olarak görülmüştür. Tarihi tecrübeler ortadayken buna itiraz etmek mümkün değildir. Çünkü bu halk geçmişte bedel ödemiş, korku yaşamış, yok sayılmıştır.
Ancak bugün artık başka bir gerçekle yüzleşmek gerekiyor.
Bir toplumun güvenliği yalnızca askerî varlıkla ölçülmez. Eğer insanlar kendi ülkesinde adalet göremiyorsa, ekonomik olarak ayakta duramıyorsa, gençler birer birer göç ediyorsa ve halk geleceğe dair umut besleyemiyorsa; orada çok daha derin bir güvenlik sorunu oluşmuş demektir.
Bugün sokakta konuşulan en büyük meselelerden biri geçim derdidir. İnsanlar kendi toprağında yaşam kurmakta zorlanıyor. Gençler, eğitimlerini tamamladıktan sonra burada gelecek göremiyor. Üreten değil tüketen bir düzene mahkûm edilen toplum, her geçen gün biraz daha aidiyet duygusunu kaybediyor.
Peki o zaman sormak gerekir: Sadece sınırları korumak bir halkı korumaya yeter mi?
Çünkü bir halkın kimliği zayıflıyorsa, nüfus dengesi değişiyorsa, ekonomik bağımsızlığı ortadan kalkıyorsa ve insanlar kendi ülkesinde yabancı gibi hissetmeye başlıyorsa; güvenlik kavramı yalnızca askerî bir başlığa indirgenemez.
Gerçek koruma; halkın kimliğini, kültürünü, ekonomisini ve geleceğini koruyabilmektir.
Kıbrıs Türkü bu adada sadece hayatta kalmak istemiyor. Onurlu, üretken ve güçlü bir şekilde yaşamak istiyor. Kendi kararlarını verebilen, gençlerini bu ülkede tutabilen, devletine güven duyan bir toplum olmak istiyor.
Çünkü halkın devlete olan güveni zayıfladığında, en sert siyasi açıklamalar bile toplumda karşılık bulmaz. İnsanlar önce kendi yaşamına bakar. Çocuğunun geleceğine, cebindeki paraya, yarına dair umuduna bakar.
İşte tam da bu yüzden bugün asıl tartışılması gereken mesele şudur:
Bu adada Kıbrıslı Türk giderek azalıyor, gençler göç ediyor, aidiyet duygusu erozyona uğruyorsa; gelecekte kimin güvenliğinden söz edeceğiz?
Hangi ülkenin garantörlüğü konuşuluyor olacak? Pakistan’ın mı? Afrika’dan gelen nüfusların mı? Rusya’nın mı? Vietnam’ın mı?
Eğer bu topraklarda Kıbrıs Türkü kendi kimliğiyle güçlü şekilde varlığını sürdüremezse, geriye korunacak ne kalacak?
Çünkü bir halkı yaşatan yalnızca bayrak değil; o bayrağın altında geleceğe inanarak yaşayan insanlardır.
