Uyum Başka, İrade Başka

Bir toplumun geleceğini konuşurken, bazı kavramları birbirine karıştırmadan değerlendirmek gerekir. Özellikle Kıbrıs Türk toplumunun güvenliği, varlığı ve geleceği söz konusu olduğunda Türkiye ile ilişkilerimizin önemi tartışılmazdır.
Türkiye, Kıbrıs Türk halkının güvenliği açısından yalnızca bugünle sınırlı olmayan, tarihsel ve stratejik bir yere sahiptir. Dolayısıyla Türkiye ile uyum içinde olmak, ortak çıkarlar doğrultusunda hareket etmek ve Anavatan ile mümkün olan en güçlü iş birliğini sürdürmek, bana göre bir tercih olmanın ötesinde, toplumun bekası açısından gerekli bir gerçekliktir.
Ancak burada önemli bir ayrım yapmak gerekir:
Uyum başka şeydir, iradenin yok sayılması başka.
Türkiye ile uyum içinde olmak, Kıbrıs Türk toplumunun kendi düşüncesine, kendi siyasi tercihine ve kendi demokratik iradesine sahip olmaması anlamına gelmemelidir. Tam tersine, güçlü bir ilişki ancak karşılıklı saygı, güven ve sağlıklı bir istişare zemini üzerinde kalıcı olabilir.
Kıbrıs Türk halkının kendi geleceğiyle ilgili söz söyleme hakkı ne Türkiye’ye duyduğu bağlılıkla çelişir ne de Türkiye ile kurulan stratejik ilişkinin değerini azaltır.
Aksine, kendi iradesine güvenen, ne istediğini bilen ve bunu demokratik yollarla ifade edebilen bir toplum; Türkiye ile ilişkilerini de daha sağlam, daha saygın ve daha sürdürülebilir bir zemine taşıyabilir.
Burada mesele Türkiye’ye karşı olmak değildir.
Mesele, Türkiye ile birlikte hareket ederken kendi sesimizi de koruyabilmektir.
Çünkü gerçek anlamda güçlü bir birliktelik, bir tarafın diğerinin iradesini gölgelemesiyle değil; birbirini dinlemesiyle, anlamasıyla ve birbirinin varlığına saygı göstermesiyle oluşur.
Türkiye’nin Kıbrıs Türk halkının güvenliği ve geleceği açısından taşıdığı tarihsel sorumluluğu elbette görmezden gelemeyiz. Fakat aynı şekilde Kıbrıs Türk halkının da kendi geleceği hakkında düşünme, tartışma ve karar verme iradesini koruması gerektiğini söylemekten çekinmemeliyiz.
Belki de bugün ihtiyacımız olan şey, “Türkiye mi, kendi irademiz mi?” şeklinde bir tercih yapmak değildir.
İhtiyacımız olan; Türkiye ile güçlü bir uyumu, Kıbrıs Türk toplumunun demokratik iradesiyle birlikte yaşatabilecek bir siyasal anlayışı geliştirmektir.
Çünkü Türkiye ile güçlü olmak ile kendi irademize sahip çıkmak birbirinin alternatifi değildir.
Tam tersine, ikisini birlikte başarabildiğimiz ölçüde daha güçlü bir toplum olabiliriz.
Ve belki de en doğru cümle şudur:
Türkiye ile uyum içinde olalım; fakat kendi irademizi de bu uyumun dışında bırakmayalım. Çünkü gerçek dayanışma, iradeyi ortadan kaldırmak değil, iradeleri ortak bir gelecekte buluşturabilmektir.




