Hasan HastürerYazarlar

“HER EVDE KESİNLİKLE BİR CAN DOSTU BULUNMALI”

Ülke genelindeki sorunların dürtüsüyle hayatımız sürekli hareketli.

Ancak bu hareketliliğin önemli bölümü olumsuzluklardan besleniyor.

Güne güzel bir haberle başlamak, içimizi ısıtan bir gelişmeyle hayata bakmak biraz da şansa kaldı.

Bugün o güzelliklerden birini paylaşmak istiyorum.

Başlangıcında kaygı, ortasında korku, sonunda mutluluk olan bir yaşanmışlığı…

Üç hafta kadar önce kızım Seran, kızları Carla ve Zara ile Hamitköy’deki evlerine giderken çember civarında minik bir kedinin yolu geçmeye çalıştığını gördü.

Bıraksalar bir arabanın altında kalabilirdi.

Aldılar, eve getirdiler. Adını Diva koydular.

Küçücük bir can, kısa zamanda evin gündemini değiştirdi. Çocukların sevgisiyle büyüyen ailemizin yeni üyesi oldu.

Bahçede güvende olduğunu düşünüyorduk. Meğer güvenli sandığımız alanın dışına çıkabiliyormuş.

Birileri çarpmış, gitmiş. Diva, sabah eve bir ayağını sürüyerek girdi.

Konuşamıyordu. Ama yardım istediği belliydi.

Seran hemen özel bir veteriner kliniğine götürdü. Röntgen çekildi. Bacağında kırık vardı.

Ardından Yakın Doğu Üniversitesi Hayvan Hastanesi’ne gittik.

Orada gördüğümüz ilgiyi anlatırken kelimeleri özenle seçiyorum.

İnsan hastanesinde beklediğimiz özenin fazlasını gördük desem, yaşadığımız duyguyu abartmış olmam.

   Önce kırık bacağı ameliyatla düzeltildi. Eve dönüşünü beklerken solunum sorunu ortaya çıktı.

Yapılan değerlendirmede diyaframının yırtıldığı anlaşıldı. Bir ameliyat daha gerekiyordu.

Üstelik çok zor, riski yüksek bir ameliyat.

   Yardımcı Doçent Doktor Ali Çürükoğlu, başarılı operasyonuyla Diva’yı yeniden hayata tutundurdu. Bir hekimin bilgisinin, dikkatinin ve emeğinin küçücük bir bedende nasıl büyük bir karşılık bulduğunu gördük.

   Bir hafta boyunca aklımız hastanedeydi. Telefon haberlerini bekledik.

   İyileşmesine sevindik, belirsizliklerde kaygılandık. Sonunda kızım ve torunlarımla gidip Diva’yı aldık. Eve dönerken mutluluğumuz büyüktü.

   Bu süreçte çok şey öğrendik.

   Hayvan sevgisinin yalnızca okşamakla, mama vermekle tamamlanmadığını bir kez daha anladık.

Hastalandığında, yaralandığında onun sorumluluğunu üstlenmek de sevginin içindedir.

Ülkemizde hayvanlara yönelik sağlık hizmetlerinin gelişimini, YDÜ Veteriner Hekimliği Fakültesi ve Hayvan Hastanesi’nde yaşayarak gördük.

Çoğu zaman eksikleri yazıyoruz.

Yazmalıyız da.

   Ancak iyi yapılanı görüp söylemekten kaçınırsak, eleştirimizin terazisi de şaşar.

   Diva’nın tedavisinde emek veren herkese teşekkür ediyorum.

   Ali Hoca’ya ayrıca…

   Torunlarımın yüzündeki sevinci görünce şunu düşündüm:

   Bir hayvanı iyileştiren eller, o hayvanı seven çocukların dünyasına da dokunuyor.

   Onlara merhametin karşılıksız kalmadığını, bilginin hayat kurtardığını gösteriyor.

Bir de çarpıp gidenler meselesi var.

   Direksiyon başında küçücük bir dikkatsizlik, bir canın bütün hayatını değiştirebilir.

   Kazayı önleyemediğinizde durmak, yardım aramak, yaralıyı kaderine bırakmamak elinizdedir.

   Sorumluluk, yolunuza devam ettiğiniz anda bitmez.

Diva eve ulaşabildi.

Ya ulaşamayanlar?

Bu soruyu da kendimize sormak zorundayız.

   İnsanın umudu bazen büyük sözlerde değil, yaşatılan bir canda, paylaşılan kaygıda ve birlikte duyulan sevinçte saklıdır.

   Memleketin bütün sorunlarını çözmedik.

   Ama bir küçük can yeniden evine döndü.

Bazen hayata güzel bakabilmek için, iyileşmiş bir kedinin eve dönüşü yeter.

***

YDÜ Veteriner Hekimliği Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç Dr. Ali Çürükoğlu, Veteriner, hayvan cerrahı… Meslek aşkına yakından tanık olduktan sonra oturup, sohbet ettik. İşte sorduğum sorular ve aldığım yanıtlar:

HASTÜRER: Veteriner Hekimliği nedir?

ÇÜRÜKOĞLU: Veteriner hekimlik, yalnızca hasta bir hayvanı muayene etmekten ibaret değildir; hayvan refahını, koruyucu hekimliği, cerrahi ve dahili uzmanlıkları ve doğrudan insan sağlığını ilgilendiren “Tek Sağlık” (One Health) konseptini kapsayan çok disiplinli bir tıp dalıdır. Dilsiz bir canlının semptomlarını doğru okumayı, ileri tanı yöntemlerini ve yüksek cerrahi titizliği gerektiren karmaşık bir bilim alanıdır.

HASTÜRER: Bir sevgi mesleği mi?

ÇÜRÜKOĞLU: Sevgi bu mesleğin çıkış noktası ve motivasyonudur; ancak tek başına yeterli değildir. Sevgi olmadan bu mesleğin yıpratıcı çalışma temposu, acil nöbetleri ve cerrahi stresleri göğüslenemez; fakat bilimsel metodoloji, klinik disiplin, cerrahi yetkinlik ve soğukkanlılık olmadan da yalnızca sevgiyle hayat kurtarılamaz. Dolayısıyla veteriner hekimlik, temeli sevgi olan ama tamamen bilim, etik ve profesyonellik üzerine inşa edilen bir uzmanlık alanıdır.

HASTÜRER: Veteriner Hekim olma tercihin ne zaman ve nasıl şekillendi?

ÇÜRÜKOĞLU: Meslek seçimim, temel bilimlere ve sağlık alanına duyduğum yoğun akademik merakın kişisel bir dönüm noktasıyla kesişmesi sonucu şekillendi. Lise döneminde biyoloji ve tıp bilimlerine odaklanmışken, ailemizin bir parçası olan ve bugün 15 yaşına ulaşan köpeğimiz hayatımıza dahil oldu.

Bir canlının sorumluluğunu üstlenmek ve onun sağlık ihtiyaçlarını bizzat gözlemlemek; sağlık alanındaki potansiyelimi konuşamayan, derdini anlatamayan hayvanların refahına ve tedavisine adamam gerektiğini fark ettirdi. Böylece tıp merakım, veteriner hekimliğin klinik ve cerrahi disipliniyle birleşerek hayatımın en doğru tercihine dönüştü.

HASTÜRER: Yakın Doğu Üniversitesi Hayvan Hastanesi’nde var olan altyapı Kıbrıs için ne ifade eder?

ÇÜRÜKOĞLU: Ülkemizin tek veteriner fakültesi çatısı altında faaliyet gösteren Yakın Doğu Üniversitesi Hayvan Hastanesi, Kıbrıs için vazgeçilmez bir bilim ve tedavi üssüdür. Güçlü eğitim-öğretim kadromuz, geleceğin hekimleri olan öğrencilerimiz ve çağdaş donanımımızla; hem ülke hayvancılığının sürdürülebilirliğine hem de ailemizin birer ferdi haline gelen can dostlarımıza en üst düzeyde sağlık hizmeti sunuyoruz.

Kurucu Rektörümüz Dr. Suat Günsel’in bütün canlıların sağlığını bir bütün gören “Tek Tıp” vizyonu doğrultusunda, en komplike vakaların aydınlatıldığı ve tedavi edildiği bir yapı kuruldu. Hastanemiz yalnızca bir klinik değil; sahadaki tüm meslektaşlarımızın arkasında duran, konsültasyon ve uzmanlık desteği veren, ülkemiz için güçlü bir başvuru ve danışma merkezidir.

HASTÜRER: Artılarınız nelerdir?

ÇÜRÜKOĞLU: En büyük artımız, her hastanın alanında uzman akademisyenler ve yetkin hekimler tarafından değerlendirilmesi, tanı ve teşhislerinin bu bilimsel süzgeçten geçerek konulmasıdır. Bünyemizdeki güçlü akademik kadro sayesinde, özellikle zorlu ve komplike vakalara tek bir pencereden değil; multidisipliner bir anlayışla yaklaşıyoruz.

Bununla birlikte yalnızca tedavi eden bir merkez değil, mesleğimize değer katacak donanımlı yeni hekimler yetiştiren bir eğitim kurumuyuz. Bu dinamik yapı, hastalarımızın ameliyat öncesi, operasyon anı ve tedavi sonrası tüm gözlem süreçlerinin çok hassas, titiz ve kesintisiz bir dikkatle takip edilmesini mümkün kılıyor.

HASTÜRER: Kuzey Kıbrıs’taki hayvan popülasyonu sayısı net olarak biliniyor mu?

ÇÜRÜKOĞLU: Açıkça ifade etmek gerekirse hayır, Kuzey Kıbrıs’taki hayvan popülasyonunu şu an net ve bilimsel bir rakamla ortaya koymak mümkün değil. Mikroçip uygulamaları ve yasal düzenlemeler konusunda atılan adımlar var; ancak hem sahipli hayvanların merkezi sisteme kaydında hem de sokaktaki can dostlarımızın sayımında ciddi bir veri boşluğu yaşıyoruz.

Üstelik bu sayıyı tespit etmeyi zorlaştıran çok özgün bir coğrafi etkenimiz daha var: Kuzey ve Güney Kıbrıs arasındaki sınır hattı boyunca sahipsiz kedi ve köpeklerin iki taraf arasında serbestçe geçiş yapabilmesi. Canlıların pasaportu ya da sınır algısı olmadığı için bu geçişler adadaki popülasyon hareketliliğini sürekli dinamik ve kontrolü güç bir hale getiriyor.

HASTÜRER: Artan bir hayvan çeşitlenmesi var, bu sağlıklı mı?

ÇÜRÜKOĞLU: Kontrolsüz ve yalnızca popüler heveslerle ilerlediği sürece kesinlikle sağlıklı değil. Kıbrıs, kendine has sıcak iklimi ve kapalı ekosistemi olan bir ada coğrafyasıdır. Son yıllarda adaya getirilen tür ve ırk çeşitliliğine baktığımızda, bu iklim koşullarına kesinlikle uygun olmayan, brakisefalik (basık burunlu) ya da aşırı soğuk iklim köpekleri gibi ırkların sıklıkla tercih edildiğini görüyoruz. Bu canlılar ciddi solunum, deri ve göz problemleriyle sürekli kliniklere başvurmak zorunda kalıyor ve yaşam kaliteleri ciddi şekilde düşüyor.

HASTÜRER: Hayvan beslemek bir sorumluluk mu?

ÇÜRÜKOĞLU: Kesinlikle çok ciddi bir sorumluluktur. Bir evcil hayvan sahiplenmek, o canlının sağlıklı günleri kadar hastalık, ameliyat ve yaşlılık süreçlerini de eksiksiz paylaşmayı taahhüt etmek anlamına gelir.

Yalnızca sevgi göstermek yetmez; düzenli veteriner kontrollerini, bütçesini, zamanını ve psikolojik sabrını bu sürece ayırmaya hazır olmayan hiç kimse bu sorumluluğun altına girmemelidir. Bir hayvana layıkıyla bakamayacağını bilip sahiplenmemek de aslında çok büyük bir sorumluluk ve hayvanseverlik örneğidir.

HASTÜRER: Kuzey Kıbrıs’ta hayvanların genel anlamda sahiplenilmesi hangi noktadadır?

ÇÜRÜKOĞLU: Bilinç düzeyi eskiye kıyasla kesinlikle daha ileri bir noktada; sokaktan veya barınaktan can kurtarma hassasiyeti giderek yaygınlaşıyor. Fakat bir üniversite adası olmamızın getirdiği özel dinamikler nedeniyle sahiplenme kültürü hâlâ kalıcı bir sorumluluk temeline tam anlamıyla oturabilmiş değil.

Hâlâ statü aracı olarak görülen cins hayvan merakının yanı sıra, öğrencilerin mezuniyet dönemlerinde veya yaşam şartları değiştiğinde yaşanan terk edilme dalgası, sahiplenme bilincinin yaratacağı pozitif etkiyi ne yazık ki ciddi şekilde kısıtlıyor.

HASTÜRER: Sahipsiz hayvanlar gerçekten sahipsiz mi?

ÇÜRÜKOĞLU: Kesinlikle sahipsiz değillerdir. Bireysel bir mikroçip kayıtları olmasa bile ortak yaşam alanını paylaştığımız her canlının hamisi devlettir, yerel yönetimlerdir ve o sokakta yaşayan her bir bireydir. Nitekim Mart 2025’te yürürlüğe giren yeni Hayvan Refahı Yasası ile belediyelerin bu alandaki yetki, görev ve yasal sorumlulukları çok daha net tanımlanmış ve artırılmıştır.

Ancak kâğıt üzerindeki bu kazanımlara rağmen, sahadaki uygulama ve denetim noktasında yetersizlikler ne yazık ki devam etmektedir. Sokak hayvanlarının sağlığı ve refahı sadece gönüllülerin omzuna bırakılamaz; belediyelerin kısırlaştırma, aşılama ve rehabilitasyon görevlerini eksiksiz yerine getirmesiyle teminat altına alınması gereken kolektif bir sorumluluktur.

HASTÜRER: Her evde hayvan beslenmeli mi?

ÇÜRÜKOĞLU: Şartları ve sevgisi olan her evde kesinlikle bir can dostu bulunmalı. Bir evde hayvanla büyümenin insan hayatına kattığı zenginliği başka hiçbir şeyle ikame edemezsiniz. Özellikle çocuklu ailelerde bir evcil hayvanın varlığı; çocuğun empati yeteneğini olağanüstü geliştirir, bencil olmayan bir paylaşma kültürünü aşılar ve sorumluluk bilincini çok erken yaşta oturtur.

Yalnız yaşayan bireyler, yaşlılar ya da modern hayatın stresinde sıkışanlar için ise yargılamadan seven, karşılıksız bağlılık sunan eşsiz bir yoldaştır. Bir hayvanla aynı evi paylaşmak sadece o canlının hayatını güzelleştirmez; o evin havasını değiştirir, ruha şifa olur ve insanı çok daha merhametli, sosyal bir birey haline getirir.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu