Aziz KARAAZİZYazarlar

Seçim Var Diye Hayat Durmaz…

 

6 Aralık seçimlerine sayılı gün kaldı. Sokakta, kahvede, sosyal medyada, televizyonda tek gündem seçim.
Doğaldır. Seçim, bir ülkenin yönünü belirler.
Kim yönetecek, hangi anlayışla yönetecek, hangi projeler hayata geçecek, bunların hepsi sandıkta belli olacak. Elbette konuşacağız, tartışacağız, adayları dinleyeceğiz.
Ama son günlerde öyle bir anlayış yerleşmeye başladı ki, bunu özellikle not etmek gerekiyor:
“Sadece adaylar konuşsun. Sadece seçim konuşulsun. Seçime kadar başka konu televizyona çıkmasın, başka yazı yazılmasın.”
Bu anlayış, iyi niyetli gibi görünse de, çok yanlış ve çok tehlikelidir.
Çünkü seçim, demokrasinin bir parçasıdır ama demokrasinin tamamı değildir.
Ülke gündemi seçimden ibaret olamaz.
Eğer biz 6 Aralık’a kadar her şeyi seçim parantezine alır, bütün sorunları ertelersek, seçimden sonra konuşacak konuları da erteleriz.
Oysa seçimi kazanan kim olursa olsun, ertesi sabah yine aynı sorunlarla uyanacak. Ve o sorunlar, “seçim bitti, şimdi konuşalım” demeyi beklemeyecek.
Televizyon programları sadece seçim meydanı değildir.
Gazete köşeleri sadece aday tanıtım broşürü değildir.
Medya, toplumun aynasıdır. Eğer ayna sadece bir köşeyi gösterirse, toplum kendini eksik görür.
Adaylar elbette çıkacak. Projelerini anlatacak, vaatlerini sıralayacak, eleştirilecek, zor sorulara cevap verecek. Bu onların hakkıdır da, görevidir de. Kimse bunun önünü kesmek istemiyor.
Ama bu, ülkenin diğer seslerini kısmak anlamına gelmemeli.
Ekonomiyi konuşan ekonomist de ekrana çıkmalı. Sağlığı konuşan doktor da, eğitimi konuşan öğretmen de, adaleti konuşan hukukçu da, kültürü konuşan sanatçı da, sokağı konuşan genç de.
Çünkü bir ülke sadece sandıktan ibaret değildir.
Bir ülke, sandık kurulmadan önce de, sandık kalktıktan sonra da yaşamaya devam eden bir organizmadır.
Bir diğer mesele daha var ki, bunu özellikle vurgulamak istiyorum: Demokrasiye saygımız sonsuz. Ama demokrasi dışında kalmak da bir demokratik haktır.
Herkes aday olmak zorunda değil. Herkes bir partinin bayrağını taşımak zorunda değil. Herkes her akşam seçim dinlemek zorunda değil.
Bir vatandaşın, bir gazetecinin, bir akademisyenin, bir iş insanının, bir annenin “Ben bu seçim yarışının içinde değilim, ben ülkemin başka bir sorununu konuşmak istiyorum” demesi, demokrasiye karşı olmak değildir. Tam tersine, demokrasinin ta kendisidir.
Demokrasi, sadece sandığa gitmek değildir. Demokrasi, sandık dışında da konuşabilmektir.
Farklı düşünebilmek, farklı gündem taşıyabilmektir. “Benim gündemim bu değil” diyebilmektir.
Bugün “sadece adaylar konuşsun” diyen anlayış, yarın “sadece kazananlar konuşsun” demeye başlar. Bugün gündemi daraltan, yarın özgürlüğü daraltır. Buna izin vermemeliyiz.
Seçim dönemleri, heyecanın ve gerilimin arttığı dönemlerdir. Anlaşılır. Ama tam da bu dönemlerde sağduyuya daha çok ihtiyacımız var. Birbirimizi dinlemeye, farklı fikirleri tahammülle karşılamaya daha çok ihtiyacımız var.
6 Aralık’ta sandık kurulacak, halk kararını verecek. Herkesin kararına saygı duyacağız. Kazananı da, kaybedeni de tebrik edeceğiz. Demokrasi bunu gerektirir.
Ama o güne kadar da, o günden sonra da bu ülke konuşarak, tartışarak, farklı fikirleri duyarak yoluna devam edecek.
Unutmayalım: Seçim bir gün sürer, demokrasi her gün yaşar. Hayat, seçim var diye durmaz, durmamalı da.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu