
Lefkoşa eski havalimanındaki görüşme sıradan bir görüşme değil.
BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Kişisel Temsilcisi Maria Angela Holguin’in deyimiyle, belki de son görüşme.
Holguin bunu saklamıyor, gizlemiyor, diplomatik dilin arkasına sığınmıyor. Açık açık söylüyor:
“Hiçbir şey olmazsa raporum ‘Hiçbir şey olmadı’ olacak. Güle güle herkese, güle güle ben, güle güle Guterres.”
Bu bir tehdit değil. Bu bir tespit.
Ve Kıbrıs’ta uzun yıllardır duyduğumuz en dürüst cümlelerden biri.
Holguin’e soruyorlar: İlerlemenin önündeki en büyük engel ne?
Cevabı tek kelimeyle net: İç politika.
“Her zaman seçimler var” diyor.
“Siyasi irade yok mu?” diye sorulunca da “Evet” diyor.
Aslında hepimizin bildiği ama yüksek sesle söylemeye çekindiğimiz şeyi söylüyor: Kıbrıs sorunu, çözümsüzlükten beslenen iç siyasetlerin rehinesi olmuş durumda.
Holguin, Rum tarafına da açık bir mesaj veriyor:
“Kıbrıslı Rumlar, bu süreçten bir şey elde etmek isteseler, başkanlık seçimlerini biraz ötelemeyi düşünebilirlerdi.”
Yani diyor ki: Seçim takvimini bahane edip masayı kilitlerseniz, masadan bir şey çıkmasını da beklemeyin.
Holguin toplantıya boş elle gelmiyor.
Küçük ama önemli bir Güven Yaratıcı Önlemler paketi getiriyor.
4 yeni geçiş noktası:
Kiracıköy-Gaziler-Eylence, Haspolat, Akıncılar-Limbia ve Gambo-Gemikonağı.
Derinya’da her iki tarafta 70’er bin metrekare mayın temizliği.
Hedef: Mayınsız ada.
Erenköy gündemde değil, bunu da net söylüyor.
Bunlar büyük çözüm değil.
Ama Kıbrıslı Türk ile Kıbrıslı Rum’un hayatını kolaylaştıran, birbirine dokunmasını sağlayan küçük adımlar.
Ve Holguin haklı: Küçük adım atamayanlar, büyük adımı hiç atamaz.
Holguin’in formülü ön koşulsuz başla, ilk madde dönüşümlü başkanlık.
En kritik önerisi bu.
Holguin diyor ki: Müzakereler ön koşulsuz başlasın. Ama ilk gündem maddesi dönüşümlü başkanlık olsun. Olursa devam, olmazsa biter.
Bu, iki tarafa da aynı anda mesaj veriyor.
Türk tarafına diyor ki: Masaya oturmaktan korkma, ilk maddede ne istediğin belli olacak.
Rum tarafına diyor ki: Siyasi eşitliği lafta kabul edip masada kaçamazsın.
11 Aralık’ta siyasi eşitlik konusunda uzlaşıldığını hatırlatıyor.
Dönüşümlü başkanlığın da bunun parçası olduğunu söylüyor.
Holguin’in açıklamalarının en dikkat çekici yanı, kimseyi kayırmaması.
Hristodulidis’in Eylül ayında sözlü olarak sunduğu 19 öneri için diyor ki: “Bize hiçbir zaman bir belge vermedi.”
Yazılı liste istediklerini, ama gelmediğini söylüyor.
Erhürman için de diyor ki: “Tufan’ın metodoloji dediği şey bir metodoloji değil.”
4 maddelik yaklaşımı somutlaştırmasını istiyor.
Yani Holguin diyor ki: İki taraf da lafla süreci yürütüyor, belgeyle, takvimle, somut adımla değil.
İki ihtimal var.
Birincisi: Liderler, Holguin’in dediği gibi yaklaşımlarını değiştirir, küçük bir GYÖ paketinde uzlaşır ve müzakerelerin prosedürünü, takvimini, gündemini konuşmaya başlar.
İkincisi: Yine aynı cümleler, yine aynı suçlamalar, yine aynı erteleme.
Eğer ikincisi olursa, Holguin’in dediği olacak. Rapor “Hiçbir şey olmadı” diye yazılacak. Ve bu, sadece Holguin’in değil, BM sürecinin de fiilen kapanması anlamına gelecek.
Görüşme bu yüzden bir geçiş noktası görüşmesi değil, bir yol ayrımı görüşmesi.
Ya siyaset, seçimi bahane etmekten vazgeçip irade gösterecek.
Ya da Kıbrıs, bir kez daha, “çözümsüzlüğün konforuna” geri dönecek.
Holguin son kartını oynadı.
Sıra liderlerde.


