SAHİPLENİLMEYEN BİR CUMHURİYETİN, DEĞİŞTİRİLEN DOĞUM GÜNÜ…

Kıbrıs Cumhuriyeti 66 yaşında.
16 Ağustos 1960, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin gerçek doğum tarihidir. Uluslararası kabul gören ifadeyle bağımsızlık günü…
Belki biraz ağır olacak ama Kıbrıs Cumhuriyeti, biraz da “sürpriz cumhuriyet”tir. Türkiye, Yunanistan ve İngiltere’nin ortak iradesiyle. Zürih ve Londra anlaşmalarının sonucunda kurulmuştur.
Kıbrıslı Türkler, Dr. Fazıl Küçük aracılığıyla kuruluş anlaşmalarına imza atarken öne çıkan bir isteksizlik göstermedi. Başpiskopos Makarios ise gönülsüzdü. Makarios’un imzasının nasıl sağlandığına ilişkin, İngiliz istihbaratının bazı fotoğraflarla baskı kurduğu yönünde iddialar yıllardır anlatılır. Ancak belgesi ortaya konmamış iddiaları tarihî gerçek gibi sunmak da doğru değildir.
***
Gerçek olan şudur: Kıbrıs Cumhuriyeti iki toplumun siyasi ortaklığı temelinde kuruldu.
Cumhurbaşkanı Rum, Cumhurbaşkanı Muavini Türk olacaktı. Bakanlar Kurulu’nda yedi Rum, üç Türk bakan bulunacaktı. Kıbrıslı Türk Cumhurbaşkanı Muavininin önemli konularda veto yetkisi vardı.
Dr. Fazıl Küçük, Cumhurbaşkanı Muavini olarak Cumhuriyet’in yaşamasından yanaydı. Rauf Denktaş’ın ise bu yapıya daha mesafeli yaklaştığı, Türk Cemaat Meclisi Başkanlığı ve TMT içindeki etkisiyle farklı bir siyasi çizgiyi temsil ettiği bilinir.
Ancak dönemin bütün sorumluluğunu tek bir kişiye veya tek bir topluma yüklemek kolaycılık olur.
Sonuçta Kıbrıs Cumhuriyeti, anayasal ortaklık kimliğiyle yalnızca üç yıl yaşayabildi.
***
Doğum tarihi 16 Ağustos olmasına rağmen, Temmuz 1963’te Bakanlar Kurulu kararıyla bağımsızlık kutlamaları 1 Ekim’e taşındı. Gerekçe olarak ağustos ayındaki sıcaklar ve yabancı büyükelçilerin tatilde olması gösterildi.
Aslında Makarios’un gerçek gerekçesi başkaydı.
16 Ağustos aynı zamanda Türk askerinin, İttifak Antlaşması uyarınca adaya yasal olarak ayak bastığı tarihti. Makarios bu tarihi sevmiyor ve o günü bağımsızlık bayramı olarak kutlamak istemiyordu.
Bir insanın doğum tarihi değiştirilemez.
Bir devletin doğum tarihi de Bakanlar Kurulu kararıyla yeniden yazılamaz.
Sahiplenilmeyen bir cumhuriyetin önce doğum tarihi değiştirilir, sonra anayasal kimliği pamuk ipliğine bağlanır. O iplik de ilk ciddimsi krizde kopar.
***
Dün1 Ekim’in Kıbrıslı Türkler bakımından heyecan yaratan bir anlamı olmadığını gördük. Görüştüğüm Kıbrıslı Rumların önemli bölümü için de coşkuyla beklenen bir bayram, bir kutlama değildir.
Dün Güney Lefkoşa’da askerî tören yapıldı. O tören üzerinden milliyetçi söylemler ileri götürüldü. Bizim tarafta ise sağlıklı bir sorgulama yerine birkaç yüzeysel tepki verildi.
Oysa KKTC’nin varlığı, kuruluşundan gelen haklarımız bulunan Kıbrıs Cumhuriyeti’ni çok yönlü sorgulamamıza engel değildir.
***
1955’te Kıbrıs Türk futbol kulüpleri KOP’tan dışlandı. Yetmiş bir yıldır onlar uluslararası sahalarda oynuyor, biz kendi mahallemizde top çeviriyoruz. Bırakın resmi karşılaşmayı Türkiye ile özel, dostluk maçı bile yapamıyoruz.
1963’te Kıbrıs Cumhuriyeti’nin anayasal kurumlarından, devlet yapısından dışlandık. Dışlanmışlığımızı Dünyaya yeterince anlatamadık. O nedenle Rum tarafı hâlâ “Kıbrıslı Türkler Cumhuriyet’ten ayrıldı” propagandası yapabiliyor.
Güney’de Kıbrıs Cumhuriyeti’nin bağımsızlık günü kutlanırken, bizim taraftan dünyaya dönük tek bir ciddi mesaj verilerek, gerçekler anlatılmıyor.
İç tribünlere oynayıp, kendi aramızda konuşup susmak, bildiri diplomasisi kolay olduğu için tercih de edilendir.



