Gerilimin ardından Erdoğan ve Aliyev’den birlik mesajı…

Türkiye ile Azerbaycan arasında haftalardır süren gerilimin ardından Erdoğan ve Aliyev, Şuşa’da bir araya geldi. İki lider, ortak basın toplantısında “ilişkileri zayıflatmak isteyenlere karşı” birlik mesajı verdi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Azerbaycan’ın 8 Kasım Zafer Günü kutlamaları vesilesiyle katılmak için gittiği Karabağ’da Cumhurbaşkanı İlham Aliyev‘le görüştü. Erdoğan ve beraberindeki heyet, Fuzuli Havalimanı’nda Aliyev ve eşi Mihriban Aliyeva tarafından resmi törenle karşılandı.
Törenin ardından ikili görüşme gerçekleştiren iki lider, daha sonra bir ortak basın toplantısı düzenledi.
Şuşa’da gerçekleştirilen basın toplantısında birlik ve kardeşlik mesajları verildi. İkinci Karabağ savaşının ilk saatlerinde Erdoğan’dan gelen destek mesajının “bütün dünyaya kardeş Türkiye’nin Azerbaycan‘ın yanında olduğunu gösterdiğini” belirten Aliyev, “‘Azerbaycan yalnız değildir, Türkiye onun yanındadır’ şeklindeki tarihî sözleriniz hiçbir zaman unutulmayacak” diye konuştu.
Savaştan yedi ay sonra Türkiye ile imzalanan Şuşa Beyannamesi’nin de iki ülke arasındaki ilişkileri resmen müttefiklik düzeyine yükselttiğini belirten Aliyev, “Oysa biz zaten (anlaşma olmadan da) her zaman müttefiktik. Türkiye ve Azerbaycan halkları kardeş halklardır. Defalarca söyledim, dünyada bizim kadar birbirine bağlı başka halklar da devletler de yoktur. Bu bizim büyük zenginliğimizdir. Şuşa Beyannamesi yalnızca bu tarihi ve medeni ilişkileri resmî bir çerçeveye oturtmuştur” diye konuştu.
Aliyev: Birliğimizi sarsmak isteyenler başarılı olamayacak
“Bizi birleştiren ortak tarihtir, etnik köklerimiz, dilimiz, edebiyatımız ve manevi değerlerimizdir. Bu büyük servettir. Bugün devletler arası ilişkilerimiz de bu güçlü temel üzerinde gelişmektedir” diyen Azerbaycan lideri, “Birliğimiz ve kardeşliğimiz sarsılmazdır. Bunu sarsmak isteyenler ise asla amaçlarına ulaşamayacak. Hevesleri kursaklarında kalacak” ifadelerini kullandı.
Erdoğan’ın yoğun programına rağmen Zafer Günü’nde Karabağ’da bulunmasının, bütün dünyaya iki ülkenin birliğini bir kez daha gösterdiğini kaydeden Aliyev, “Eminim ki bu birlik ebedî olacaktır. Biliyorum ki ne Türkiye’de ne de Azerbaycan’da hiç kimsenin bu konuda bir şüphesi yoktur. Biz geçmişte de birlikteydik, savaş döneminde de birlikteydik, bugün de birlikteyiz ve gelecekte de birlikte olacağız. Bu tarihî ziyaretin en önemli sonucunun bu olduğunu düşünüyorum” şeklinde konuştu.
“Kardeşliğimiz ortak dilin, tarihin ve kültürün ötesinde”
Aliyev’in ardından konuşan Erdoğan da “Türkiye ile Azerbaycan arasındaki münasebetlerin, tarihin türlü imtihanlarından geçerek bugünkü ileri seviyesine ulaştığını” vurguladı. Erdoğan, “Kardeşliğimiz müşterek bir dilin, tarihin ve kültürün çok daha ötesindedir. Bakü’nün sevincini Ankara’nın sevinci, Şuşa’nın gururunu bütün milletimizin gururu bilmemiz bundandır” şeklinde konuştu.
“15 Haziran 2021 günü Şuşa’da imzaladığımız beyanname ile müttefiklik bağıyla tahkim ettiğimiz bu kardeşliğimizi zayıflatmak isteyenler, dün olduğu gibi bugün de yarın da emellerine asla ulaşamayacaktır” diyen Erdoğan, “Azerbaycan’ın bölgede kalıcı barışın tesisine yönelik samimi gayretlerini de desteklediklerini” ifade etti.

Karabağ’ın yeniden imarına yönelik çabaları takdirle takip ettiklerini de belirten Erdoğan, “Bugün buraya gelmemiz esnasında yedi ayrı tünelden geçtik. Bu yedi tünel, bölgede altyapı inşasının ne denli başarılı olduğunu ortaya koyuyor. Ve Şuşa’ya gelirken nereden nereye geldik? Bunu görmenin bahtiyarlığı içerisindeyiz. İnanıyorum ki bir başka gelişimizde Şuşa çok daha farklı olacak. Fuzuli çok daha farklı olacak” diye konuştu.
Haftalar süren gerginlik
İki ülke son haftalarda Azerbaycan’da hükümetin kamusal alandaki giyim düzenlemesine yönelik Türkiye’den gelen eleştirilerle başlayan gerilimli bir süreç yaşamıştı.
Okullardaki başörtüsü kısıtlamasını da kapsayan düzenlemeyi eleştiren Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Oktay Saral görevinden Erdoğan’ın talimatıyla ayrıldığını belirterek 26 Ekim’de istifasını duyurmuştu.
Ancak Aliyev’in Erdoğan’ın telefon davetine rağmen 29-30 Ekim’de Ankara’da düzenlenen Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) zirvesine katılmaması, gerilimin daha da tırmandığına yönelik yorumlara yol açmıştı.




