Konu vicdandır konu içine sindirmektir…

Milletvekillerinin meclis kapalı oturumunda bilgilendirilmesi uzun bir süredir devam eden, rutin bir uygulama.
Kıbrıs konusunda yaşanan olağanüstü dönemlerde özellikle bu toplantılar çok ses getirmişti.
Ama artık bu olmuyor.
Kıbrıs konusunu konuşurken nedense Kıbrıs konusu çok fazla konuşulmuyor.
Dünkü meclis oturumu da bunu göstermiştir.
Yaklaşan seçime ragmen sönük bir toplantı gerçekleşti.
Çünkü konuşacak bir şey yok..!
Son dönemde yaşanan mülkiyet olayları da olmasa bahsedecek konu bile bulamayacağız.
Şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki, bu seferki Cumhurbaşkanı seçiminde Kıbrıs konusundaki politikalar değil, bu yarışa dahil olmuş olan partilerimizin gücü belirleyici olacak.
Daha önceki seçimlerin tamamında kazanan isimlerin arkalarındaki siyasi destek kadar adayların kişisel politikaları da etkili olmuştu.
Ama bu sefer olmayacak.
Daha doğrusu bu özellik ilk sırada olmayacak.
Çünkü zaten adayların tümünü iyi tanıyoruz.
Bu sefer adayları destekleyen partiler onların kaderinde de belirleyici olacaklar.
Bu kadar net..!
Eğer Ersin Tatar kazanırsa bunu UBP’ye, Tufan Erhürman kazanırsa o da bunu CTP’ye borçlu olacak.
Bu aslında siyasetin genel yapısı içerisinde son derece doğal bir durumdur.
Çıkarmamız gereken yegane sonuç Kıbrıs konusunun artık siyasetteki belirleyiciliğini yitirmiş olduğudur.
İlk zamanlar milletvekilliği seçiminde bile etkili olan Kıbrıs konusu bugün artık Cumhurbaşkanı seçiminde bile ikinci sıraya düşmüştür.
Cumhurbaşkanı seçiminde bireysel siyaset yerine partilerimizin örgütlü siyasetteki başarısı belirleyici olacak.
Ve zaten bu seçimden sonra da partilerimizin artık erken sayılmayacak olan tarihi biraz öne alınmış genel seçimde kozlarını paylaşacaklar.
O nedenle de Cumhurbaşkanı seçiminin partilerimiz açısından bir de kader belirleyici özelliği olacaktır.
Aday desteğini açıklamış olan her iki partimiz de bunun bilincine ne kadar çabuk varır ve güçlü bir şekilde sarılırsa o kadar başarılı olurlar…
