Hristodulidis Kimi Tehdit Ediyor..?

Çok değil, daha bir hafta öncesiydi ki BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs’a geliyor olmasının heyecanını yaşıyor hatta “bu kez bu iş tamam” şeklinde söylemlerde bulunuyorduk.
Derken Genel Sekreter Guterres geldi ve gitti.
Ne olduğunu kimse anlamadı.
Çünkü Guterres beklendiği gibi “yeni” şeyler yerine zaten elimizdeki tek şey olan 5+1’den bahsetti ve öyle tamamladı ziyaretini.
Şimdi ne durumdayız, ne yapacağız bilen yok..!
Sadece bu ayın 26’sında gerçekleşecek olan Erhürman-Hristodulidis görüşmesi var ki ondan da bir çoğumuz umutlu değiliz.
Güven yaratıcı önlemler yine taraflar arasındaki tek gündem.
Yeni geçiş kapılarının açılması için Guterres’in yaptığı öneri kabul görmedi.
Çünkü Türk tarafının karşı olduğu bir durumu önerisine eklemiş ve öyle gelmişti.
Şimdi taraflar oturup yeniden bunları görüşecekler.
Gerçeği söylemek gerekirse çok umutlu bir durum yok.
Çünkü Rum tarafı kabul görmeyeceğini bildiği taleplerinde hala ısrarlı.
Umutların iyice düştüğü ortama bir de Rum Yönetimi Başkanı Hristodulidis’in söylemleri eklendi.
Rum Lider gayri menkul konusundaki tutuklamalar konusunda konuştu ve bu uygulamalara yani tutuklamalara devam edeceklerini söyledi.
Sınır olaylarına ilişkin olarak gündeme gelen tutuklamalar hakkında gayrimenkuller konusundaki tutumlarını örnek veren Rum Lider “daha önce yapmıştık, yine yapacağız” dedi.
Hatta bunun sözünü bile verdi.
Bir süre önce Cumhurbaşkanı Erhürman’ın yaptığı açıklamaya atıfta bulunan Hristodulidis, tehdit edildiklerini iddia ederek buna karşı kendi tehditlerini ortaya koymaktan çekinmedi.
Belli ki bu konu önümüzdeki süreçte ciddi bir gündem yaratacak.
Rum hükümetinin Kıbrıs konusunu taşımak istediği nokta son derece büyük sakıncalar taşımaktadır.
Konu iki toplum arasında müzakere edilmekten çıkıp, bir tarafın diğer taraftaki bireylere yönelik hareketi şekline dönüşmektedir.
Bunun da ne yazık ki çok ciddi sonuçları olacaktır.
Cumhurbaşkanı Erhürman aslında tam da buna işaret etmişti.
Ama karşı taraf bunu anlamadı, daha doğrusu anlamak istemedi.
Belli ki 2028 yılındaki seçimin çalışmaları çoktan başladı.
Bu şartlar altında Kıbrıs konusunda olumlu adım atılmasını beklemek büyük bir yanılgı olacaktır.
Belli ki müzakere masası bu sefer de Güney Kıbrıs’taki seçimin kurbanı oluyor.
Güney Kıbrıs’taki başkanlık seçimine daha uzun bir zaman var.
Bu zaman çok dikkatli geçirilmeli.
Tarafların yakınlaşması çok mümkün gibi görünmüyor.
Ama umalım da yakınlaşma olmasa da uzaklaşma, daha doğrusu kutuplaşma yaşanmasın.
En azından iki lider bir araya gelebiliyor.
Şimdilik…



