Derviş Doğan

Hepsine birer tesadüf mü diyelim..

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar geçtiğimiz günlerde, Türkiye Cumhuriyeti kaynaklarıyla engelli bireylere, şehit yakınlarına, gazilere ve malullere 10’ar bin TL’lik ödeme yapılacağını açıkladı. Toplamda yaklaşık 10 bin 750 kişiyi kapsayan bu ödeme, ilk bakışta sosyal devlet anlayışının bir gereği gibi durabilir.

Ancak bu öyle bir maksadı içinde barındırmadığını aklı başında vicdan sahibi her birey bunun böyle olmadığını bilir.

 

Aynı günlerde dağıtılan arsalar, verilen tabanca ruhsatları, kamu kurumlarına yapılan “hızlandırılmış” istihdamlar, artan vatandaşlıklar, “t izinleri”… Tüm bunlar birer tesadüf olabilir mi gerçekten?

 

Gelin dürüst olalım: Bu toplum artık seçim öncelerinde yapılan bu tür “jestlerin” neden ve nasıl gündeme geldiğini ezbere biliyor. Üstelik bu ezber, sadece Kuzey Kıbrıs’a özgü de değil; benzeri uygulamaları Türkiye dâhil pek çok yerde görmek mümkün. Fakat bir fark var: Burada bu uygulamalar, sadece iç siyasetle değil, dış kaynaklı desteklerle de şekilleniyor. Yani, seçim dönemlerinde yapılan maddi yardımların kaynağı, yalnızca devletin kendi bütçesi değil, “garantör ülkeden “den gelen fonlar.

 

Peki bu durum, demokratik süreçleri nasıl etkiliyor?

 

Seçmenin iradesi, sosyal ve ekonomik kırılganlıklar üzerinden şekillendirilmeye çalışıldığında, ne kadar özgür bir tercihten bahsedebiliriz? Yardım yapılması elbette önemlidir. Ancak bu yardımların seçim dönemlerine denk gelmesi artık “yardım” olmaktan çıkıp, bir tür yönlendirme aracına dönüşüyor.

 

Toplumun en kırılgan kesimlerine destek sağlamak, hükümetlerin görevidir. Ancak bu görev, seçim öncesi “oy hesabına”  indirgenirse, kamu kaynaklarının adil ve şeffaf kullanımı da sorgulanır hâle gelir. Daha da ötesi, yurttaşların devletle olan güven ilişkisi zedelenir.

 

Bir ülkenin en büyük zenginliği, yurttaşlarının bilinçli ve özgür iradeleridir. Bu iradeyi manipüle etmek, kısa vadede siyasi kazançlar getirebilir belki ama uzun vadede demokrasiye zarar verir.

 

Bu nedenle sorulması gereken soru basit ama yakıcıdır: Bütün bunlar birer tesadüf mü, yoksa bilinçli bir strateji mi?

 

Adını ne koyarsak koyalım bu  çok açık bir şekilde kamu kaynaklarının yaklaşan Cumhurbaşkanı seçimi için heba edilmesidir.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu