Bu Yasak Kime, Neye Karşı?

Kıbrıslı Türklerin Türkiye’ye girişlerinin yasaklanmasıyla ilgili tartışmalı uygulamalar, maalesef hâlâ devam ediyor. Son olarak, arkadaşımız Mertkan da bu kapsama alındı. Böylece 2020 seçimleri döneminde hazırlanıp bir türlü resmen açıklanmayan N82 kodlu “kara liste”ye eklenenler kervanına bir isim daha katılmış oldu. Oysa bu yasak, 2020 seçimlerinin üzerinden tam beş yıl geçmişken hâlâ kimleri, neden kapsadığı belirsiz bir şekilde uygulanmaya devam ediyor. Üstelik bu liste sadece bir güvenlik uygulaması değil, aynı zamanda ciddi bir cezalandırma ve dışlama pratiğine dönüşmüş durumda. Bu da Türkiye Cumhuriyeti’ne ve onun demokrasi iddiasına hiç ama hiç yakışmıyor.
Türkiye Değişirken, Bu Liste Neden Hâlâ Aynı?
Bugün Türkiye’de Abdullah Öcalan algısının köklü biçimde revize edildiği, Kürt ve Alevi temsilcilerin Cumhurbaşkanlığı Yardımcılığı gibi makamlara getirilmesinin konuşulduğu bir siyasi iklim yaşanıyor. Ancak bu değişim, ne yazık ki Kıbrıslı Türkler söz konusu olduğunda bir istisna hâlini alıyor.
Türkiye, kendi içinde barışma ve açılım süreçleriyle ilerlemeye çalışırken, Kıbrıslı Türklerin 2020’deki demokratik tercihlerini hedef alan N82 listesi hâlâ yürürlükte. Bu listeye dahil edilenlere bakıldığında, tehdit unsuru değil; kalem tutan doktorlar, gazeteciler, yazarlar, aydınlar ve barış savunucularını görüyoruz. Bu insanlar nasıl olur da koskoca Türkiye Cumhuriyeti için bir güvenlik riski teşkil edebilir?
Tarihsel olarak, sınır bölgelerinde yaşayan Kıbrıslı Türkler, Rum çoğunluğun dışlayıcı tavırlarıyla çokça karşılaştı. Bu nedenle Türkiye’yi bir “Anavatan” olarak gören büyük bir kesim var. Ancak şimdi benzer bir dışlanma, bu kez Türkiye tarafından yaşatılıyor. Bu bir travma tazelemesidir ve hiç kimsenin böyle bir acıyı yeniden yaşatmaya hakkı yoktur.
Bu dışlayıcı uygulama sadece bireyleri hedef almıyor, aynı zamanda Kıbrıs Türk toplumunun iç huzurunu da zedeliyor. Her yeni yasak ismi, toplumsal yarıkları daha da derinleştiriyor; kutuplaşmayı körüklüyor.
Burada Ersin Tatar’a düşen sorumluluk vardır elbette. Bu meselede en çok sorumluluk beklenen isimlerden biri de kuşku yok ki Kıbrıs Türk toplumunun lideri sıfatını taşıyan ya da lider olduğunu iddia eden Sayın. Ersin Tatardır.. 2023 yılında, kendisine bu yasak listeleriyle ilgili soru yöneltildiğinde verdiği yanıt şöyleydi: “Büyükelçiliğe gidip vize için başvurun.”
Bu cevap, konunun ciddiyetinden bihaber bir yaklaşımın göstergesidir. Kıbrıs Türklerinin demokratik temsilcilerinin ve kanaat önderlerinin “vizeye” tabi tutulması, meselenin kendisini bile anlamaktan uzak bir tutumdur.
Sayın Tatar, bugüne kadar bu konuda kamuoyunu tatmin eden tek bir açıklama dahi yapmadı. Oysa bu, sessizlikle geçiştirilecek bir konu değil; üzerine cesaretle gidilmesi gereken son derece önemli bir konudur.
Sonuç olarak N82 listesi, demokratik toplumların ruhuna aykırı bir uygulamadır. Türkiye, içerideki demokratik reformları ile övünürken, dışarıya bu tarz otoriter gölgeler düşürmemelidir. Hele hele bu gölgeler, en çok ihtiyaç duyduğu dayanışmayı Anavatan’da arayan Kıbrıslı Türklerin üzerine düşmemelidir.
Artık bu liste revize edilmeli, kimin neden yasaklı olduğuna dair şeffaf bir açıklama yapılmalı ve Kıbrıs Türk halkına karşı uygulanan bu dışlayıcı politika derhal sona erdirilmelidir.
