Derviş Doğan

Yüksek Mahkeme’nin Hayati Kararı…

Geçtiğimiz günlerde Yüksek Mahkeme, bir alt mahkemenin 13 günlük tutukluluk kararını, “teminatın cezalandırıcı bir unsur olarak kullanılamayacağı” gerekçesiyle onaylamadı. Bu karar, sadece yargılanan sanıklar için değil, hepimiz için evet, bu ülkenin her bireyi için hukuki güvenliğimizin korunduğu mesajını veren çok kıymetli bir adımdır.

 

Bu noktada yapılması gereken şey, bu kararı sadece bir mahkeme kararı olarak değil, aynı zamanda bir hukuk devleti refleksi olarak değerlendirmektir.

 

Teminat Nedir, Ne Değildir?

 

Ceza yargılamasında “teminat”, yani adli kontrol veya kefalet, kişinin yargılama süreci boyunca kaçmaması, delilleri karartmaması gibi gerekçelerle serbest kalmasına karşılık olarak uygulanır. Fakat teminat, hiçbir koşulda “ceza” niteliği taşımaz.

 

Tutukluluk ise özgürlüğü kısıtlayan, kişi hak ve hürriyetini sınırlayan istisnai bir önlemdir. Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarında da sık sık vurgulandığı gibi, tutuklama “son çare” olmalıdır.

 

Yüksek Mahkeme bu kararıyla çok net bir mesaj verdi: Teminat, cezalandırmanın bir aracı değildir. Yargılama süreci, cezalandırmaya dönüşemez.

 

Bu karar, sadece sanığın haklarının korunması değil, hepimizin yarın benzer bir durumla karşılaşma ihtimaline karşı hukuki güvencemizin olduğunu göstermesi açısından yaşamsaldır. Bugün bir başkasının hakkını koruyan hukuk, yarın bizim de hakkımızı koruyacaktır.

 

Ve elbette hukuki güvence sadece sanıkların değil, hepimizin meselesidir.

Bir kişinin adil yargılanma hakkı, yalnızca suç isnadıyla karşı karşıya kalanların değil, toplumun tamamının hukuk güvenliğini ilgilendirir. Bugün özgürlüklerinden keyfi olarak mahrum bırakılan bireyler varsa, yarın hukukun bize sağlayacağı güvence de zedelenmiş olur.

Dolayısıyla bu  karar aynı zamanda hâkimlere de bir uyarıdır: Adalet, yalnızca kararın içeriğinde değil; yöntemde, süreklilikte, ölçülülükte ve insan onuruna saygıda tecelli eder.

 

Yüksek Mahkeme’nin bu kararı, belki tarih kitaplarına yazılmayacak. Ama hukukun temel ilkelerini hatırlattığı, özgürlüğün bir lütuf değil, anayasal bir hak olduğunu yeniden vurguladığı için tarihseldir.

 

Bugün özgürlük lehine verilen her karar, yarının hukuk devleti inşasına atılan sağlam bir tuğladır. Çünkü teminat ceza değildir; yargı ise cezalandırmak için değil, adaleti sağlamak için vardır.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Göz Atın
Kapalı
Başa dön tuşu