Bizim Usül Siyaset

Siyaset, teoride toplumun ortak geleceğini inşa etme sanatıdır. İnsanların farklı düşüncelerini, taleplerini ve ihtiyaçlarını ortak bir zeminde buluşturabilme becerisidir. Ancak ne yazık ki bizim coğrafyamızda siyaset uzun yıllardır bu asıl anlamından uzaklaştırılmış, halkın gözünde güven veren bir mekanizma olmaktan çıkıp kuşku ve öfke uyandıran bir düzene dönüşmüştür.
Bugün bir insana “siyaset” dediğinizde çoğu zaman aklına idealler değil çıkar ilişkileri geliyor. Çünkü vatandaş yıllardır dürüstlüğün değil yakınlığın ödüllendirildiğini gördü. Emek verenin değil yandaş olanın yükseldiğini, liyakatin değil sadakatin makbul sayıldığını izledi. Hal böyle olunca siyaset; toplumun gözünde hizmet üretme makamı olmaktan çıkıp rant paylaşımının merkezi gibi algılanmaya başladı.
Oysa siyaset; bir milleti ayrıştırmak için değil bir arada tutmak için vardır. İnsanları birbirine düşman etmek için değil ortak bir gelecek etrafında buluşturmak için vardır. Ne var ki bugün birçok yerde siyaset, kutuplaştırmanın en güçlü aracı haline gelmiş durumda. Farklı düşünenler hain ilan ediliyor, eleştirenler baskıyla susturulmaya çalışılıyor. İtaat edenler ödüllendirilirken sorgulayanlar dışlanıyor.
En acı tarafı ise toplumun zamanla buna alışmasıdır. Rüşvet iddialarının sıradanlaşması, kayırmacılığın “normal” kabul edilmesi, gösteriş ve kibirin başarı ölçütü haline gelmesi aslında ahlaki çürümenin en açık göstergesidir. Çünkü bir ülkede siyaset yozlaşırsa yalnızca kurumlar değil, toplumun vicdanı da zarar görür.
Fakat bütün bunlara rağmen siyasetin özüne dair umudu tamamen kaybetmemek gerekir. Çünkü gerçek siyaset; makamla değil sorumlulukla, güçle değil vicdanla yapılır. Halkın sırtına basarak yükselmek değil, halkın yükünü omuzlamaktır. Ve unutulmamalıdır ki toplumlar kötü siyasetçiler yüzünden değil, iyi insanların sessizliği yüzünden daha büyük zarar görürler.
Belki de artık en temel soruyu yeniden sormanın vakti gelmiştir: Biz siyaseti gerçekten halk için mi istiyoruz, yoksa belli çevrelerin çıkarlarını koruyan bir düzenin devamı için mi? Çünkü bu soruya verilecek dürüst cevap, bir toplumun geleceğini belirler.
