Rapor Beklerken Unutuyoruz…

“Ölüm nedeni buradaki otopsiden belli olmadı, Türkiye’deki sonuçları bekleyeceğiz.”
Bu cümleyi son yıllarda kaç kez duyduk, saymak zor.
Mamalarına alkol karışan bebekler, hastanede hayatını kaybeden çocuklar Olayın üzerinden birkaç gün geçmeden kamuoyu aynı açıklamayla karşılaşıyor: “Kesin sonuçlar Türkiye’den gelecek.”
Ve o sonuçlar bir türlü gelmiyor.
Gelse bile artık kimse hatırlamıyor.
Çünkü gündem değişmiş, toplumun dikkati başka bir yere kaymış oluyor.
Bu durum sadece teknik bir eksiklikle açıklanamaz.
Eğer bir ülkede, ölüm nedenini tespit edecek laboratuvar kapasitesi hâlâ yetersizse; eğer bazı testler için dosyalar hâlâ başka ülkelere gönderiliyorsa, ortada yalnızca teknolojik bir gerilik değil, bir yönetim sorunu da vardır.
Daha da önemlisi, bütün bu süreçlerde kimsenin sorumluluk almaması.
Sağlık sistemini yönetenler değişmiyor, istifa eden olmuyor, hesap veren hiç olmuyor.
Oysa kamu vicdanı, gözle görülen bir ihmali ya da adaletsizliği kolay kolay unutmaz.
Bu tablo, toplumun devlete olan güvenini zedeliyor.
Çünkü vatandaş bilir ki, adalet gecikirse adalet olmaktan çıkar.
Bir ölümün nedeni aylarca, yıllarca “beklemede” kalıyorsa; bu bekleyiş sadece bir raporun değil, vicdanın da ertelenmesidir.
Belki de asıl soru şudur:
Biz gerçekten raporları mı bekliyoruz, yoksa unutmayı mı?
