Derviş Doğan

Kimlik Mücadelesi  Türk Düşmanlığı Olarak Algılanmamalı 

Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın son dönemde yaptığı bir açıklama kamuoyunda geniş yankı buldu. Fidan, “Kıbrıs Türk tarafında olup Türk düşmanlığı yapan insanlar var” diyerek bu kişileri “marjinal gruplar” olarak nitelendirdi. Kuşkusuz bu ifade, özellikle Kıbrıslı Türkler arasında ciddi bir tartışmanın kapısını araladı.

 

Öncelikle şu gerçeği teslim etmek gerekir: Kıbrıslı Türklerin, kendi topraklarında kendi kimliğini, kültürünü, değerlerini ve yaşam tarzını koruma çabası, “Türk düşmanlığı” olarak görülemez. Aksine, bu çaba Kıbrıs Türk toplumunun tarihten bugüne süregelen var olma mücadelesinin doğal bir uzantısıdır. 1974 öncesinin korkuları, kaygıları ve kimlik arayışları hâlâ hafızalardayken, bugün verilen mücadeleyi farklı bir çerçevede yorumlamak gerçeklikle bağdaşmıyor.

 

Sayın Fidan’ın bu değerlendirmeye nasıl ulaştığını, hangi verilere dayanarak böyle bir kanaat geliştirdiğini anlamak doğrusu pek kolay değil. Ancak rahatlıkla söyleyebilirim ki bu açıklama, Kıbrıs’a dair sağlıklı bir tespit içermiyor. Çünkü Kıbrıslı Türklerin bugün yaşadığı temel mesele, Türkiye’ye yönelik düşmanlık değil; kendi kimlikleriyle var olabilme, kendi seslerini ve önceliklerini duyurabilme isteğidir.

 

Bu noktada asıl mesele; Kıbrıslı Türklerin beklentilerini, hassasiyetlerini ve önceliklerini doğru okumaktan geçiyor. Ne yazık ki Sayın Fidan’ın açıklaması, bu önceliklere yönelik bir tasarrufun ya da derinlikli bir anlayışın bulunmadığını gösteriyor.

 

Oysa Türkiye ile Kuzey Kıbrıs’ın ilişkisi sadece politik bir ortaklık değildir. Tarihsel bir birliktelik, ortak acılar, ortak değerler ve birbirine geçmiş kaderler vardır. Bu nedenle kullanılan her söz, yapılan her açıklama büyük bir titizlik gerektirir. Hele ki bölgenin bu kadar hassas olduğu bir dönemde, birlik duygusunu pekiştirecek, ortak çıkarları önceleyecek bir dil çok daha yapıcı olacaktır.

 

Kıbrıs meselesi, dışarıdan bakıldığında kolayca yorumlanabilecek bir dosya değildir. İç dinamikleri, toplumsal beklentileri ve tarihsel hafızasıyla karmaşık ve çok katmanlıdır. Bu yüzden bugün ihtiyaç duyulan en önemli şey; gerçeğe en yakın tespitler, özenle seçilmiş cümleler ve karşılıklı anlayışın güçlendiği bir iletişim zemini oluşturmaktır.

 

Kıbrıslı Türklerin kimlik mücadelesini düşmanlık olarak değil, varoluş çabası olarak görmek; hem tarihe hem de bugünün gerçeklerine daha uygun bir yaklaşım olacaktır.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu