Sevemedik Şu Yağmuru Bir Türlü…

Yağmur, belki de insan duygularını en fazla harekete geçiren ve yoğunlaştıran doğa olayıdır.
Hemen her romantik anının bir yerinde mutlaka yağmur veya kar yağışı vardır.
İnsan duygularını harekete geçirmesinin yanında yağmur, hayattır ve yaşamın devamıdır.
Yağmur yağacak, su olacak ki hayat devam etsin.
Ama nedense biz bu bağı bir türlü kuramadık.
Düşünün, neredeyse dokuz ayı aşkın bir süredir ülkeye tek damla yağmur düşmedi.
Ve bu sürenin sonunda yağmur yüzünü gösteriyor.
Ama bizim yüzümüz gülmüyor.
Çünkü duygusallığın ve yaşam kaynağı olmasının ötesinde nedense bizler yağmurun hayatımıza verdiği zararları yaşıyoruz.
Bunu hep yaşıyoruz.
Yağmur yağdığı için tedirgin olan bir başka kurak ada ülkesi var mıdır bilemem ama bizim bu durumdan kurtulmamız artık şart olmuştur.
Geçmişte çok büyük hatalar yaptık.
Çevresel etkenleri öylesine değiştirdik ki, doğa buna isyan eder oldu.
Özellikle dere yataklarında yarattığımız tahribat akıl alır türden değil.
Evet, son iki gündür yağan yağmurlar son derece ciddi miktarlarda.
Güney komşumuz da benzer durumlar yaşıyor, kabul.
Ama bunların hiçbiri mazeret olamaz.
Hatalarımızı ve yanlışlarımızı görmezden gelemeyiz.
Bazı belediyelerimiz yanlışlardan dönmek için ciddi anlamda çalışıyor.
Bunun sonuçlarını son yaşadığımız yağışlarda gördük.
Ama yetmez…
Sadece belediyelerin çalışması yetmez.
Konuyu merkezi yönetim de ele almalı ve cesur adımlar atılmalı.
Yoksa her yağmurda yine canımız yanacak.
Bize hayat veren bu son derece güzel doğa olayının keyfi yerine eziyetini yaşayacağız ve yine felaket başlıkları atacağız.
Çok geç olmadan kapsamlı bir plan ile dere yatakları ve göletler ıslah edilmeli.
Hükümetlerin yerel yönetimlerle işbirliği ile yürütmesi gereken bu faaliyetin siyasetin gölgesinden uzak olması gerektiğini yazmaya sanırım gerek yok.

