Siyasi Ağırlık ve Kamu Görevinde Güven Meselesi…

Kamu görevleri, özellikle de bir toplumun en üst makamları, sadece yetki değil aynı zamanda büyük bir sorumluluk ve temsil gücü gerektirir. Bir liderin halkın gözünde nasıl algılandığı, kriz anlarında sergilediği duruş, kullandığı dil ve verdiği güven duygusu, seçim sonuçlarını belirleyen en önemli unsurlar arasında yer alır.
Ersin Bey’in Tufan Erhürman karşısındaki seçim yenilgisi de tam olarak bu bağlamda okunmalıdır. Elbette bir seçim sonucunu tek bir faktöre bağlamak mümkün değildir; ekonomik koşullardan siyasal iklime kadar pek çok değişken belirleyici olur. Ancak yine de geniş kitlelerde ortaklaşan kanaat, Ersin Bey’in makamın gerektirdiği ağırlığı tam anlamıyla yansıtamadığı yönündedir.
Beş yıllık görev süresi boyunca sergilenen tutum, kullanılan dil ve kamuya yönelik açıklamalar, toplumun önemli bir kesiminde ciddiyet ve güven sorunları doğurdu. Hal böyle olunca, seçim sonucunu Ankara’nın etkisiyle, hükümetle yaşanan gerilimlerle veya farklı dış faktörlerle açıklamak gerçekliği tam olarak karşılamıyor. Halk iradesi, en nihayetinde, temsil edilme biçimine yönelik memnuniyetsizliğini sandıkta göstermiştir.
Bugün gelinen noktada Ersin Bey’in yeniden gündemde kalma çabaları dikkat çekiyor. Ancak bu girişimlerin çoğu, toplumda yeni tartışmalar ve yeni soru işaretleri yaratmaktan öteye geçemiyor. Gündem olmak, her seferinde tartışma konusu yaratmakla değil; tutarlılıkla, inandırıcılıkla ve saygı uyandıran bir duruşla mümkündür.
Sonuç olarak, Kıbrıs Türk halkı tercihini yapmış, değerlendirmesini sandıkta göstermiştir. Bu tercihin mesajı da oldukça nettir: Toplum, kendisini temsil edecek kişinin ağırlık sahibi, tutarlı ve güven veren bir lider olmasını beklemektedir. Siyasette kalıcılık, ancak bu beklentileri karşılayabilmekle mümkündür.
