Bu Kadarına da Alışmamalıydık…

Ülkede çok üst düzey bürokratların adının yolsuzluk iddialarıyla anıldığı bir dönemdeyiz. Dosyalar, belgeler, tanıklıklar ortada dolaşıyor. Fısıltı gazetesi değil; herkesin konuştuğu, sokakta, kahvede, sosyal medyada tartıştığı iddialar bunlar. Ama ne gariptir ki, tüm bu ağır iddialar karşısında hükümetin önceliği gerçeği açığa çıkarmak değil; muhalefete laf yetiştirmek, Cumhurbaşkanına sataşmak, gündemi dağıtmak.
KKTC belki birçok kriz yaşadı, birçok siyasi gerilim gördü. Ancak bu kadar açık, bu kadar üst düzey ve bu kadar pervasız bir kirlenme duygusu ilk kez bu denli yaygın hissediliyor. Asıl tehlike de burada başlıyor. Çünkü yolsuzluk kadar, yolsuzluğun normalleşmesi de bir ülkeyi çökertir.
Sorulması gereken çok basit sorular var:
Bu iddialar doğru mu, değil mi?
Doğruysa sorumlular neden hâlâ koltuklarında?
Yanlışsa neden şeffaf bir şekilde kamuoyuna hesap verilmiyor?
Bu soruların hiçbirine net cevap yok. Onun yerine hamaset var, suçlama var, “biz ve onlar” dili var. Oysa bir hukuk devletinde refleks bellidir: İddia varsa soruşturma olur, sonuç kamuoyuyla paylaşılır, siyasi sorumluluk alınır. Bizde ise tam tersi bir refleksle karşı karşıyayız; suskunluk, inkâr ve saldırı.
En acı olan da halkın giderek buna alışması. “Zaten böyleydi” cümlesi, bir toplumun kendine verdiği en büyük zarardır. Çünkü alışmak, vazgeçmektir. Temiz siyasetten, hesap sorabilme hakkından, adalet beklentisinden vazgeçmektir.
Bu ülke bu kadar kirlenmemeliydi. Daha da kötüsü, bu kirliliğe bu kadar sessiz kalmamalıydı. Bugün konuşmazsak, yarın soracak yüzümüz kalmayacak. Çünkü yolsuzluk sadece parayı değil; umudu, güveni ve geleceği de çalar.
Bir ülke düşünün o ülkenin başbakanının en yakın çalışma ekibinden müsteşarı gün aşırı polisler eşliğinde rüşvet alma, rüşvet teklif etme, ateşli silahlar yasasını ihlal etme, suç gelirlerini aklama gibi iddialar ile mahkemeye çıkarılıyor, ve bu ülkenin başbakanı ki söz konusu kişi başbakan’ın en yakınındaki kişidir başta olmak üzere, bakanlar milletvekilleri hiçbir şey olmamış,hiçbir şey yaşanmamış pişkinliği içinde ortada dolaşıyorlar.
